Bu haber kez okundu.

Atma hoca, din kardeşiyiz
Erbakan, 28 Şubat kararlarını imzalayarak tarih önünde affedilmeyecek bir hata yaptığından dolayı duyduğu vicdan azabından mıdır bilinmez, her 28 Şubatta "ben o kararlara imza atmadım" diye beyanat verir, konuşmalar yapar.
M.Bayraktar'ın yazısı... ~|~

 


28 Şubatın yıl dönümü dolayısıyla açıklama yapanlar arasında dönemin başbakanı Erbakan da vardı. Erbakan, 28 Şubat kararlarını imzalayarak tarih önünde affedilmeyecek bir hata yaptığından dolayı duyduğu vicdan azabından mıdır bilinmez, her 28 Şubatta "ben o kararlara imza atmadım" diye beyanat verir, konuşmalar yapar. Eh o halde 28 Şubat kararlarını olsa olsa Tapu Kadastro Genel Müdürü imza edip uygulamaya koymuştur!
Erbakan, geleneği bozmadı ve bu yıl da yaptığı konuşmada  "biz 28 Şubat kararlarına direndik, MGK'da bu kararlar Anayasaya aykırıdır dedik, sadece alınan kararların hükümetin önüne gelmesi için imza attık" diyor.
Ayrıca ilave ediyor: "28 Şubat, milleti, özünden aslından uzaklaştırma sürecidir."
Erbakan'ın bu sözüne katılıyorum. 28 Şubat süreci milleti özünden uzaklaştırmak için yapılmıştır. Bu sürece imza atanlar, Erbakan'ıyla, İlhan Kılıç'ıyla, Demirel'iyle bütün MGK üyeleriyle milleti özünden uzaklaştırma operasyonuna destek vermişlerdir.
Erbakan, "biz 28 Şubat'ı imzalamadık" derken acaba milleti salak yerine mi koyuyor? Bir başbakanın imzalamadığı MGK kararlarının yürürlüğe konulması mümkün mü? Altında Erbakan imzası bulunan 28 Şubat kararlarının olduğu belge benim odamda başköşede asılı duruyor. 18 maddelik kararların hepsine birden imzayı çaktı Erbakan hoca. "28 Şubat'a direndik" diye kahramanlık yapıyor ya bugün, dün tam tersi bir tavır sergilemişti.
Bugün "milleti özünden uzaklaştırma" süreci dediği 28 Şubat MGK'sında alınan kararların uygulanması  için hükümet olarak bakanları harekete geçirmişti.
Erbakan,13 Mart'ta yapılan Bakanlar Kurulu toplantısının ertesi günü Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller ile bütün bakanlıklara resmi bir yazı göndererek 28 Şubat kararlarını iletiyor ve bakanlıklardan gerekli gördükleri tedbirleri Başbakanlığa bildirmesini istiyor. Erbakan aynı yazıyı bilgi için Cumhurbaşkanlığı ve MGK Genel Sekreterliklerine de gönderiyor. 14 Mart 1997 tarihli resmi yazıya ek olarak 28 Şubat'ta yapılan MGK toplantısından sonra açıklanan basın bildirisi ile 28 Şubat'ta alınan MGK kararları da gönderiliyor.

Erbakan'ın yazısı şöyle:
 "28.2.1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu kararlarının 13 Mart 1997 günü Bakanlar Kurulu'nda öncelikle müzakere edildiği malumlarınızdır. Bu müzakerede alınan "İrtica ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi" kararı mucibince Milli Güvenlik Kurulu'nun Bakanlar Kurulumuza bildirdiği hususların bir kopyası ilişikte bilgilerinize sunulmuştur. Bu konuların önemle dikkate alınarak, Anayasamızın, T.C. Devletinin Demokratik, Laik, Sosyal bir hukuk devleti olması temel ilkeleri çerçevesinde, Bakanlığınızı ilgilendiren konularda, konuyla ilgili kısa, orta ve uzun vadeli tedbirler varsa, bunlar hakkında da Bakanlar Kurulunca gereğinin yerine getirilebilmesi için Başbakanlığa bilgi verilmesini rica ederim."
28 Şubat MGK'sında "Kuran Kurslarına yasak getiren, cami yapımını sınırlayan, imam hatiplere üniversiteyi yasaklayan, başörtüsü zulmünü başlatan" karaların uygulanması için ve de "irtica ile etkin mücadele için!" (ifade Erbakan'a ait) gereken tedbirlerin alınmasını istiyor hocamız. Çarşamba'da sakallı ve cübbelilerin toplanarak karakola getirildiği dönemin yani "irtica ile etkin mücadele" döneminin başbakanıdır Erbakan.

Ve bir de hatıramı nakledeyim:
1998 yılında Ankara'da Meltem TV'de yaptığım bir programın konuklarından biri, 28 Şubat dönemin Milli Eğitim Bakanı DYP'li Mehmet Sağlam'dı. Sağlam, ikili görüşmemizde 28 Şubat'ta Erbakan'ın tavrı ile ilgili şu itiraflarda bulunmuştu.
"Biz kesintisiz eğitime geçilmesinin ciddi sakıncalar doğuracağını, bunu zamana yaymanın faydalı olacağını düşünüyorduk ve erteleyebildiğimiz kadar erteleme peşindeydik. Ancak Erbakan bize her gün telefon açtı, baskı yaptı. "Neden MGK kararlarını bir an önce uygulamıyorsunuz?" diye fırçalar attı?"
Yani Erbakan, 28 Şubat kararlarının altına sadece imza atmakla kalmadı, bu kararların yürürlüğe girmesi için büyük çaba harcadı. Amacı başbakanlık koltuğunda oturmaya devam edebilmekti. Bugün ortalıkta dolaşan "irtica eylem planından" yıllar önce "irtica ile etkin mücadele" planını devreye koyan isimdir Erbakan hoca.
Hem de " Müslüman olarak!"
Bütün hesapları Çiller'le yer değiştirip, Çiller başbakan, Erbakan başbakan yardımcısı olarak yola devam etmekti. Kaldı ki DYP dahi RP'den daha dik bir duruş sergiledi 28 Şubat'ta.
Sırf elli santimlik bir deri koltukta oturmaya devam için "post modern darbe" sürecine el pençe durdu.
Bugün ise "imza atmadım, ön kararı imzaladım öbürleri imzalamadım, hükümet değerlendirsin diye imzaladım" gibi Nasreddin Hoca fıkralarını andıran bir tavırla olayları açıkça saptırıyor.
Saptırmak zorunda, yoksa "milleti özünden uzaklaştırma" operasyonunun parçası olmak kolay mı?
Bugünkü AKP kadroları da o sürecin bir sonucu ve Erbakan hocanın talebeleri  değil mi?
("Bunlar benim talebelerim" sözü bizzat Erbakan tarafından söylenmiştir. 3 Kasım 2002 seçimlerini değerlendiren Erbakan "Biz istiyoruz ki bu arkadaşlarımız muvaffak olsunlar.(.) Bunlara yardımcı olmak lazım.!Benim görevim bu.!
Şimdi ben bu seçimlerin ardından Amerika'daki Müslümanlardan ,Endonezya'daki Müslümanlara kadar binlerce arkadaşımdan telefon, faks ve mektuplar alıyorum.Bu mektuplarda ne deniliyor biliyor musunuz?Hocam ,sizi candan tebrik ederiz.Talebeleriniz çok büyük bir zafer kazandı.Bu sizin zaferinizdir" diye konuştu.)

MUHARREM BAYRAKTAR / mbayraktar@yenimesaj.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100