19 Mayıs 2006 Cuma 00:00
124 Okunma
Baklavadan Pontus'a...
GEÇEN gün televizyonda baklava tartışılıyordu... ~|~
Konuyu az çok biliyorsunuz; Kıbrıslı Rumlar baklavaya sahip çıkıp Rum tatlısı demişler, bizim Gaziantepli baklavacılar ateş püskürüyor. Güllüoğlu baklavalarının bilmem kaçıncı kuşak sahibi, baklavanın Türk olduğunu ispata çalışırken, "Baklavayı uluslararası piyasaya Türk tatlısı diye tescil ettireceğiz" deyince, Beyazıt Öztürk dayanamadı:
"Şimdiye kadar niye yapmadınız?"
***
EEEE, Türkün aklı sonradan başına gelir, hatta "Türkün aklı ya kaçarken, ya da bilmem ne yaparken gelir" diye de bir laf vardır.
Ne kendimizi tanıtıyoruz, ne kendimizi ispatlayabiliyoruz, başımıza bir dert çıkınca da, önce apışıp kalıyoruz, sonra da "Ya Allah" deyip küffara savlet ediyoruz.
***
ÖNCE Kıbrıs, arkasından Ermeni, sırada Pontus var...
"19 Mayıs", Pontus soykırımının yıldönümüymüş...
Kim soykırım yapmış?
Lütfen, rica ederiz, bu dünyada soykırımı kim yapar?
Elbette Türkler!
Fransa'nın Cezayir'de yaptığı asla soykırım ve katliam değildir.
Şimdi çok kişi, "Bu Pontus da nereden çıktı?" diyecekler.
Güya biz Trabzon çevresinden "Pontus" diye tanınan Rumları soykırımla atmışız.
***
ADAM "Pontus anıtı" dikiyor, hem de nerede?
Hani Sayın Başbakan Selanik'e gidince, Atatürk'ün evindeki deftere yazılanları görünce çok kızıp sayfayı yırtmıştı ya!
O evin burnunun dibinde...
Defterde, seksen küsur yaşındaki ihtiyarın yazdıklarını görür de, Pontus için dikilen anıtı görmez...
***
NEDİR bu Pontus işi?
Bilen var mı?
Yooo, çıkın sokağa sorun!
Ermeni sorununu bile doğru dürüst anlatamadık, Pontus'u mu anlatacağız?
***
RAHMETLİ Recep Bilginer'in "Üç iktidar, üç hayal kırıklığı" kitabında vardır.
Gazeteciliğe Eskişehir'de başlamış, İstanbul'a "Vatan"a gelmiştir, yazı işleri müdürü ilk görevini verir:
"Devlet arşivindeki çok değerli belgeler, hatta padişahın el yazısı olanlar bile Bulgaristan'a satılmış, şu konuyu araştır."
***
RAHMETLİ "Recep Abi", vilayetin yanındaki Arşiv Genel Müdürlüğü'ne gider, müdüre çıkar, müdür hiç çekinmeden anlatır:
"Eski kâğıt belgeler, dura dura eskiyor, çürüyor, fersudeleşiyor... Nasıl olsa zamanla yok olacaklar... Hem ağzına kadar dolu depoları boşaltmak, hem de birkaç kuruş gelir elde etmek için Bulgarlara sattık."
Peki, Bulgarlar bu belgeleri ne yapacaklar?
Müdür bey, gayet rahattır:
"Herhalde leblebi külahı yaparlar!"
Müdür bey öyle sanadursun, hurda kâğıt fiyatına alınan devlet belgeleri, Sofya Üniversitesi Türkoloji bölümünde saklanmaktadır.
***
SEN kendi tarihine sahip çıkmazsan, kim çıkar?
Tarihe de belgeyle sahip çıkılır...
Belgesiz tarih, belleğini kaybeden insana benzer.
Hasan Pulur/ Milliyet
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100