Bu haber kez okundu.

Balon patladı patlayacak

YENİ MESAZ - ÖZEL ANALİZ

İnşaat sektörü, arkasından sürüklediği yaklaşık 200 sektörle özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde \'ekonominin lokomotifi\' olarak değerlendirilir. Ancak Türkiye\'de inşaat sektöründe özellikle işler iyi gitmiyor. Sektörde az sayıda \"reklâm yapan, ürettiği konut ya da ofisi satabilen yani hazır pazarı olan\" şirket bulunuyor. Bu şirketlerin yönetim kurulu başkanları da sektörde sorun olduğunu her fırsatta dile getiriyor.

Stoklar katlanıyor

İnşaatta sektöründe ürkütücü rakamlara gelince, öne çıkan nokta \"verilen inşaat ruhsatı ile yapı kullanım\" izinleri arasındaki fark özellikle önemli. Sektörde oluşan stoku da bu verilere bakarak anlıyoruz. Mesela 2004 yılında 72 bin 5, 2005 yılında 114 bin 254, 2006\'da 114 bin 2004, 2007\'de 106 bin 659, 2008\'de 95 bin 193, 2009\'da 92 bin 342, 2010!da 141 bin 371, 2011\'de ise 100 bin 327 inşaat ruhsatı verilmiş. 2004 ile 2011 yılları arasında verilen toplam inşaat ruhsatı izni ise 836 bin 355! Oysa söz konusu 8 yılda verilen toplam yapı kullanım ruhsatı (iskân, oturma, daha açıkçası artık taşınmaya hazır ev izni) sayısı ise 595 bin 109! Demek ki üretilen konut projelerinin son 8 yılda sadece yüzde 71\'i iskân edilmiş ve edilmeye hazır durumda. Bu da söz konusu dönemde tamamlanmamış, satılmamış ya da oturulmamış çok sayıda konutun varlığını ortaya çıkarıyor.

Çok daha net bir rakamı sizlerle paylaşalım! 2011 yılının Ocak - Haziran döneminde 276 bin 327 daireyi kapsayan 43 bin 632 inşaat ruhsatı verildi. 2012 yılının Ocak - Haziran döneminde ise 349 bin 226 daireyi kapsayan 47 bin 299 inşaat ruhsatı tevdi edildi. Oysa sıra \"yapı kullanım izni\"ne gelince 2011\'de 251 bin 643 dairede oturulurken, bu rakam 2012 yılının ilk 6 ayında 190 bin 98\'e iniyor. Aradaki 150 bin fark stok daire sayısını gösteriyor!

Konut satışları da azalıyor

Türkiye\'de 2008 yılında yaklaşık 427 bin konut satılırken, bu rakam 2009\'da krize rağmen 531 bine çıktı. 2010\'da rakam 357 bine düşerken, geçen yıl 419 bine çıktı. Bu seneki veriler de geçen seneki verilerle paralellik gösteriyor. Oysa halkın konut ihtiyacı artıyor. Ancak özellikle İstanbul\'da fiyatların makul olmaktan çıkması, Anadolu\'da ise halkın alım gücünün kapsama alanında olmaması konut stoklarını arttırıyor. Tahminimize göre, Türkiye\'de son 9 yılda yaklaşık 6 milyon konut üretildi ancak bunların yaklaşık 4.5 milyonu satıldı. Bu konutlara vatandaşların kendi adlarına yaptıkları konutlar da dâhil. Demek ki yaklaşık 1.5 konut henüz satılmamış, dolayısıyla iskan edilmemiş! Bu rakamlar sektörde ciddi bir stok, dolayısıyla balon oluştuğunu gözler önüne seriyor.

Büyük oyuncular da dökülüyor

Son aylarda Fi Yapı gibi sektörde yer alan büyük oyuncuların dökülmesi ve iflas ertelemeye gitmesi, inşaat sektöründe soruları da beraberinde getiriyor. Bu durum özellikle ‘maket üzerinden ev almayı’ riskli hale getiriyor. Özellikle riskli olan projeler ise “orta direk” olarak tabir edilen kesime yönelik projeler…
Peki, riskten korunmak için ne yapmalı! Yeni Mesaj muhabirinin sektörün önde gelen duayenlerinden aldığı bilgilere göre, mümkün olduğu kadar bitmiş projelerden hazır konut almaya çalışmalı. Eğer maket üzerinden konut alınacaksa, bankaların kredi verdiği projeler tercih edilmeli (kredi almak şart değil ve de önermiyoruz) zira bankalar paranın en güçlü güvence olduğu şu günlerde yaş tahtaya basmamaya özen gösteriyor ve projenin satılabilir olup olmadığını iyi analiz ediyor. Bir de çok sağlam bir sözleşme şart!

Banker krizi gibi patlayabilir

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, AKP’nin iktidarı boyunca ekonomiyi canlandırmak, krizleri aşmak amacıyla hem doğrudan devlet olanakları hem de dolaylı olarak desteklediği konut sektöründe oluşturulan balon patlama noktasına geldiğini bildirdi. Oran, “Sektörde arz-talep-stok dengesizliği kaynaklı ciddi riskler oluştu, dengeler altüstü oldu. Gelecekteki talebe yönelik üretim yapan inşaat sektörü, istediği talebi yakalayamaması nedeniyle sıkıntıda. Bazı inşaat şirketi sahiplerinin Başbakan ile yaptığı baş başa görüşmeler de sektördeki tansiyonu yükseltirken, hükümetin acilen gerekli adımları atması gerektiği de ortadadır. Bu krizin devamının gelmemesi, banker krizinden sonra yeni bir maket ev krizi yaşanmaması için hükümetin bu konuyu zaman geçirmeksizin dikkatle ve ciddiyetle ele alması gerekmektedir” diye konuştu.

Oran’ın, açıklaması satır başlarıyla şöyle:
* İç talepteki hızlı daralma ile ekonomide sert frenin en fazla olumsuz etkilediği sektörlerin başında inşaat geliyor.
* Sosyal konutun yanında “lüks”e de el atan TOKİ, arkasına aldığı devlet desteğiyle piyasada haksız rekabete de yol açıyor. Özel firmalar açısından var olan bu orantısız durum gündemdeki KDV düzenlemesi ile daha da pekiştiriliyor.
* Kentsel dönüşüm alanlarına tanınacak istisnalar TOKİ’ye yarayacak, küçük firmaların işini daha da zorlaştıracak.
* Şişirilen konut balonunun ekonomiye getireceği katkının sürekliliği olmadığı gibi bir süre sonra patladığı gerçeği, dünyadaki örnekleriyle sabit. Yaklaşık 4 yıldır bir şekilde devam eden küresel ekonomik kriz de bizatihi bu tür bir olayla başladı. Mortgage kredileri ile şişirilen balonun ABD’de patlaması tüm dünya ekonomisini etkisine alan bir krize yol açtı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100