Bu haber kez okundu.

Bankalar Türk tarımına el koydu

YENİ MESAJ / ANALİZ

Türkiye’de en sahipsiz kesim maalesef tarım köylüsü. Hükümetin sahip çıkmadığı ve hatta Avrupa Birliği’ne sayısını azaltma sözü verdiği için üvey evlat muamelesi yaptığı tarım köylüsü borçlar altında eziliyor ve çareyi bankaların kapısını çalmakta görüyor. Bankaların ellerini ovuşturarak karşıladıkları çiftçiler, sahip oldukları tarlaları ipotek göstererek bu bankalardan tarımsal kredi kullanıyorlar. Bir taraftan da mazotu bu bankalardan aldıkları kredi kartlarıyla, satın alıyorlar. Buraya kadar herşey normal. Ama alınan kredilerin ve harcanan kredi kartlarının ödeme günü geldiğinde işler değişiyor. Ektiği ürünü para etmeyen çiftçi, maliyet artışlarıyla borçlarına ödeyecek para bulamıyor. Ne yapacağını bilemez duruma düşmüş sahipsiz milyonlarca çiftçi kara kara düşünürken bankalar ise alacakları için icra yoluna başvuruyorlar. Sonuç; borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin topraklarına bankaların el koymasına kadar varıyor. Türkiye’de milyonlarca dönüm arazinin bu şekilde bankaların eline geçebileceği açıklandı. Uzmanlar tarım sektöründeki en büyük tehlikenin bu olduğu konusunda hemfikir. 

Bankalar Trakya’yı gözüne kestirmiş

Çiftçilerin arazilerini ellerinden almaya çalışan yabancı ortaklı bankalar var. Uzmanlar çiftçilere ödeyemeyeceği bilindiği halde fazla kredi verildiği ve borcunu ödeyemediğinde çitfçinin elinden topraklarının alındığını açıkladı. Bankalar bu taktiği genelde verimli tarım arazilerine sahip Trakya bölgesinde yaptıkları açıklandı. Bankalar yasal yoldan kredi verip çiftçilerin topraklarını ipotek ettikleri için kimse bunu dile getiremiyor. Bankalar toprağını ipotek ederek kiredi verikleri çiftçiler borçlarını aksatınca ilk tebligten sonra ikinci bir teblig göndermeden arazileri satışa sunabiliyor. Önemli bir sorun da köylülerin birbirine kefil olması. Hiç borcu olmadığı halde kefil olduğu için topraklarına el konulan çiftçiler bile var.

Bankadan satılık meyve bahçeleri

Bankalar tarladan, meyve bahçesine kadar ellerindeki yüzlerce gayrimenkulü satışa sunuyorlar. Bankaların satışa sunduğu gayrimenkullerin listesi de tarımsal alanların bankaların eline geçmekte olduğunu ispatlıyor. Bankaların satışa sundukları arasında, ahır, zeytinlik, samanlık, elma bahçesi, incir bahçesi, kayısı bahçesi, sebze bahçesi, çayır, fıstıklık, soğuk hava deposu, çeltik tarlası, sulu tarla, kavaklık, bağ, cam sera, mandıra ve çay bahçesi de bulunuyor. Bankaların portföylerinde Türkiye’nin hemen hemen her ilinden 10 binin üzerinde mülk bulunuyor.

Çiftçi icra takibinde 

Bankaların haczettiği arazilerin büyüklüğü ise tam olarak bilinmiyor. Anadolu’da bazı köylerin adı kredi borçlarından dolayı ‘Bankadan satılı köy’ olarak anılıyor. 2007 yılında takibe düşen tarım kredisi tutarı 305 milyon TL iken bu tutar 2008’de 451 milyon TL’ye yükseldi. Tarım köylüsünün takibe düşen kredileri 2009 yılında 812 milyon TL’ye, 2010’da 862 milyon TL’ye, 2011’de 960 milyon TL’ye, 2012’de 936.4 milyon TL’ye ulaştı.  

Çiftçi hükümetten icra ve haciz gördü

Türk tarımının bugün içine düştüğü vahim durumu yıllar öncesinden dile getiren ve tarım köylüsüne “Bir metrekare toprağınızı bile satmayın” uyarısında bulunan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ile Yeni Mesaj olarak kısa bir röportaj gerçekleştirdik. “Sizin ısrarla uyarmanıza rağmen şimdi on binleri aşan sayıda tarımsal alanın bankaların eline icra yoluyla geçtiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir” şeklindeki sorumuza Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şu cevabı verdi: “2009 yılında Konya’da yaptığım bir konuşmada “Ektiğiniz, yetiştirdiğiniz tarım ürünleri para etmiyor. Buğdayınız, sebzeniz, meyveniz para etmiyor. Ancak buna rağmen, asla bir metrekare toprağınızı satmayın” demiştim. Aslında biz 2002 yılından bu yana tarım köylümüzü bu yaşadıkları konusunda uyarıyoruz. Hükümetin uyguladığı tarım politikalarıyla Türk çifçisi iflasın eşiğine geldi. Ne üzüm para ediyor, ne de şeker pancarı, fındık, tütün, çay. Geçmişte kendi kendine yeten 7 tarım ülkesinden biri olan Türkiye’de tarım tamamen bitti. Tarımdan ekmek yiyen milyonlarca vatandaşın durumu da içler acısı. Köylü şimdi mazot alıp traktör çalıştıramıyor. Dolara endeksli ithal tohumları alacak paraları yok. Elektrik, su borçlarını ödeyemiyorlar. Evleri, traktörleri hatta ekip ekmek yiyeceği tarlaları bile hacizli... Yaptığımız köy ziyaretlerinde bizzat görüştüğüm çiftçilerimiz “Bu hale kendimizi biz getirdik” diyorlar. Hakikaten bu iç çekiş çok doğru.  Mevcut hükümetin üç dönemdir iktidara taşınmasında köylerdeki kardeşlerimizin desteği büyük. Ancak karşılığında açlık ve icra işlemlerinden başka bir şey görmediler.” 

Amaç çiftçiye toprağını sattırmak

2002 yılında Türk çiftçisinin, topraktan uzaklaştırılma, toprağını ucuz fiyata elden çıkarma, yabancılara satışını gerçekleştirme gibi bir büyük oyun ile karşı karşıya bulunduğunu söylemiştiniz. Şimdi bu öngörünüzün bankalar yoluyla gerçekleştiğini görüyoruz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz sorumuza ise Prof. Dr. Haydar Baş, “Bu, bilerek oynanan bir oyundur. Vatandaşın toprağını terk etmesi için oynanan bir oyundur. Vatandaşın toprağını ucuz fiyata elden çıkarma, yabancılara satışını gerçekleştirme oyunudur. Şu anda Türkiye’nin yedide biri satıldı. Eğer vatandaş toprağına buğdayını, mısırını, yulafını, arpasını ekseydi ve bunun karşılığında istediği gibi satıp kârını elde edebilseydi, pazarını istediği gibi bulsaydı toprağını satar mıydı? Satmazdı. Oyun, bu millet bu toprağı terk etsin oyunudur” cevabını verdi.

Köylü milletin efendisi olacak

Siz aynı zamanda çözüm adamısınız. Tarım kesimine içine düşürüldüğü bu durumdan kurtulması için çözüm önerileriniz nelerdir? sorusunu yönelttiğimiz Prof. Dr. Haydar Baş şu cevabı verdi: “Bugün başta Rusya olmak üzere BRICS ülkeleri bizim Milli Ekonomi Modelimizin tarım projelerinden istifade ederek tarım sektörülerini çok güçlü hale getirdiler. Bağımsız Türkiye Partisi’nin iktidarında bizler Milli Ekonomi Modeli’ni devreye koyarak çiftçimize daha tohumunu tarlaya ekmeden ürün bedelinin yarısını avans olarak vereceğiz. Böylece çiftçilerimiz banka kredilerine muhtaç duruma düşmeyecek. Ürün fiyatlarını ise çiftçilerimiz kurdukları kooperatifler aracılığıyla kendileri belirleyecek. Bu durum çiftçilerimizin zararına ürün satmasını engelleyeek. Çiftçimizin kullandığı mazottan dolaylı vergileri kaldıracağız, elektriğini suyunu bedava temin edeceğiz ve de devlet olarak ürün alım garantisi vereceğiz. Kısaca çiftçilerimiz bizim dönemimizde bir eli yağda, bir eli balda olacak. Bizler Rusya’nın uyguladığı Milli Ekonomi Modeli ve sosyal devlet projelerimizle Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ ilkesini yaşanır hale nasıl getirdiysek, modelimizin tarım projeleriyle de yine Atatürk’ün ‘Köylü Milletin Efendisidir’ sözünü gerçeğe dönüştüreceğiz.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100