Bu haber kez okundu.

Başbakan'ın siyasi hataları neden sıklaştı...
Klasik bir söz vardır..
Kendini en güçlü hissettiğin an, aslında en zayıf olduğun andır diye..
Tayyip Erdoğan'ın seyir defterini takip ederken bu söz aklıma geldi.. ~|~

Sadece 6 fire ile Lübnan'a asker gönderme kararını çıkarttığı an, Erdoğan'ın en güçlü anıydı..
Aslında yaptığı, güç gösterisiydi..
Ben grubuma hakimim demenin açık ifadesiydi..
Gerçi oylamayı açık yaptırarak milletvekillerine 'önümüzde seçim var, iyi düşünün' mesajı da verdi..
Olsun, böylesine önemli, tarihi bir kararı bu kadar rahat aldırması bile siyasi gözlemciler açısından çok önemli..
Çünkü Lübnan'da yarın ne olacağı belli değil.. 'Kızdırırsanız askerimi çekerim'le uluslararası politika yürütülemeyeceğini görmek için dış politika uzmanı olmaya gerek yok..
Diplomasinin derin labirentlerinde deneyim kazanmaya da ihtiyaç yok..
Dert sadece Lübnan değil.. Lübnan'dan sonra ikinci bir baş ağrısının da sinyalleri var..
Afganistan.. Orası da ısınıyor.. NATO, Türkiye'ye daha ağır sorumluluklar yüklemeye hazırlanıyor..
Lübnan..
Afganistan..
Ve tabii ki Güneydoğu...
Buralardan gelecek her şehit cenazesi Başbakan'ı daha da gerecek.. Zayıf halkaya doğru sürükleyecek..
'Canım kardeşim'le başlayan, 'askerlik herhalde yan gelip yatma yeri değildir' diye devam eden sözü her fırsatta kendisine hatırlatılacak..
Şehit cenazelerinin tepki sloganına dönüşecek..
Bu belli..
Peki Başbakan neden bu kadar büyük siyasi hata yapıyor?
Kendini çok güçlü hissediyor da ondan.. Halkın kendisini hâlâ umut olarak gördüğünü düşünüyor.. Alternatifsiz olduğuna inanıyor..
Başbakanlığının ilk yıllarında böyle değildi.. Daha yumuşaktı, öğrenme sürecindeydi.. Devleti tanımak istiyordu.. Tepki çekmek istemiyordu..
Bu süreç tamamlandı.. Erdoğan her şeyi öğrendiğine inandı..
Her şeyi en iyi kendisinin bildiği gafletine kapıldı..
İyi bir yönetici, iyi bir iktisatçı, iyi bir stratejist, iyi bir diplomat, iyi bir sanayici, teknisyen, teorisyendi artık..
Ülkeyi çok iyi yönettiğini düşünüyordu ama bazı kritik konularda işler pek de iyi gitmiyordu.. Hava dönüyordu..
Hem de seçim yılına girilirken..
Hem de Köşk hayali gerçeğe dönüşmeye yüz tutmuşken..
Sinirleri bozulmaya başladı.. Üzerinde dört yılın yorgunluğu da vardı.. En küçük bir eleştiriye bile tahammül edemez hale geldi..
Ananı da al git'ler..
Artistlik yapma'lar..
Canım kardeşim'ler..
İşte bu ruh haliyle ortaya çıktı..
Böylece kendini en güçlü hissettiği anlar, en zayıf anlarına davetiye çıkardı.. 

Mehmet Tezkan/ Vatan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100