Bu haber kez okundu.

Beni 2 villaya sattılar

KKTC Lideri Rauf Denktaş, Kıbrıs davasından tecrit edilmeye çalışıldığını belirterek, dış kaynaklı ayak oyunlarıyla ülke içi muhaliflerin kendisini bir mercedesle iki villaya sattığını ifade etti
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD ve İngiliz yönetiminin kendisini Filistin lideri Yaser Arafat gibi 'ekarte' edip sıfırlamaya çalıştığını belirterek, ''ABD ve İngilizler zorda kalmadıkça bana gelmezler. Arafat'la benim aramdaki en büyük fark, ben seçilmiş bir liderim, o kendini seçtirmiş bir liderdir'' dedi. Denktaş, yapılacak seçimlerde muhalefetin ancak yüzde 30 oy alabileceğini belirterek, diğer partilerin satıldığını söyledi. Denktaş, ''Ben ameliyata giderken benden gazete kağıdı için yardım isteyenler, döndüğümde altlarına Mercedes almışlar ama bana vurmak kaydıyla... 2 tane villa, bir Mercedes'e beni sattılar. Sağ olsunlar beni ucuza satmadılar'' diye konuştu. Denktaş ş~|~unları söyledi:
Ben de istiyorum
AB'ye girmek Türkiye'nin önünü açar, diye haklı bir yaklaşım var. Buna hiç itirazımız yok. Ama ben AB'ye girme statümü temine çalışıyorum. Türkiye'nin AB'ye girme konusunda Kıbrıs'ı engel görüp, bir an önce kabul edelim, 'Annan'ı da kabul edelim, babanı da kabul edelim. İlle de edelim edelim' diye bir baskı var burda.
Gerekliyiz
AB ülkeleri, gereken reaksiyonu görmezlerse rahatlıkla bizi suçlamaya devam edecekler. Ama kamuoyu ''Bu yaptığınız yasa dışıdır, dünyanın neresinde iki taraf arasında BM'nin 40 yıl bulunduğu bir memlekette bir tarafı üyeliğe alırsınız?'' diye feryat ederse, başka türlü hareket edecekler. '' diye. Kıbrıs gerekli ise bizi de almak onlar için elzemdir.

2 milyar maaşla ihya mı oldum

Ben hükümete, bir de halkımıza bakarım. Siz 40 yıl bir avuç insana milli dava Türklük davası, Türkiye'nin davası deyip gizli gizli silah verip teşkilat yaptırın, yeraltına indirin, 50 yılımızı Türklük davası diye harcayalım. Ondan sonra, ''Yok canım yanlış yapılmıştır. Hiç buna gerek yoktur'' diyemezsiniz, hakkınız yoktur. Bunu diyecekseniz erkekçe söyleyeceksiniz.

Anadolu'yu arkama alır tekrar mücadele ederim

Başka kim davet ediyor bizi, Papadapulos. Hem istemediğini söyleyen, hem çok değiştiğini söyleyen adam. ''Denktaş tadilattan vazgeçsin kabul edelim'' diyor. Biz rehabilite olmaya hazırız ama siz aynı yolda gittikçe bu sorun bundan önce olduğu gibi 40 yıl daha çözülmez.

İki senem var

Yapılacak seçimlerde muhalefet ancak yüzde 30 oy alabilir. Ancak iktidar için yeterli oyu alırlarsa, benim müzakerelerden çekilmemi isteyeceklerdir. Bu durumda her şeyi bırakırım, Anadolu'yu arkama alıp tekrar mücadeleye başlarım.

AB kaybettirdi

Güney, AB'ye girmekle ekonomisinden, çok şeyden vazgeçecek. 4 bin küsur off?shore'dan başlamak üzere 10 sene ister yine bu duruma gelmeleri için. Eğer tek Kıbrıs'ı almak istiyorlarsa, önce bizi ekonomik ve politik açıdan oralara götürün, ondan sonra alın. Bizi de kattıklarında Kıbrıs'ın ekonomisi yardıma muhtaçtır. Bunların neresi AB'ye girmeye hazır? Ben diyorum ki, siz politika olarak Güney Kıbrıs'ı aldınız, biz de politik olarak bir karar aldık. Bu şekilde girmiyoruz.

Tayyip Bey çok değişti

Başbakan Tayyip Erdoğan'da çok büyük bir değişiklik var. Şimdiye kadar bütün Türk hükümetlerinin hiç olmazsa son dönemde takip ettikleri, TBMM'nin onayladığı milli siyaseti aynen söylüyor. Şöyle diyor: ''Gerçekler üzerine, iki halk, iki demokrasi, iki devlet ve Türkiye'nin sulandırılmamış garantisi.'' Kamuoyu Anadolu'da hep arkasında, İstanbul'da basın başka havada. Türkiye'nin bu nüfusla, bu ekonomiyle, Anadolu kültürüyle, dahası dini ile AB'ye girme imkánı yok. AB şimdi Türkiye ile pazarlık yapıyor. Şimdi Kıbrıs'ı ver, diyorlar. Sen Kıbrıs'ı verdikten sonra Yunanistan'ı gör. Ege konusunda ve diğer konularda. Arkasından Kürtlere muhtariyeti ver, gelecek. Türkiye'nin bünyesi buna dur diyecek güçte değil henüz.

Basın sahip çıksın

Hükümetin yanında basının da bu hakkı savunması lazım. Şimdi basın ne yapıyor? ''Kıbrıs engeldir, aman Kıbrıs'ın AB'ye alınması lazım'' diye üstümüzde baskı yapıyorlar. Zaten hepsinin de istediği bu. Kıbrıs doğduğunda kendi kendini feshetmesin, enosise gidemesin diye tam bağımsızlık verilmeyerek kısıtlandı. Garanti anlaşmaları kısıtlandı. Enosis yasaklandı, taksim yasaklandı. Makarios savaşı başlatma sebebi olarak, ''Tam bağımsızlık istiyorum, tam bağımsız değilim'' demedi mi? Bunlar hep unutuldu. Başbakanlar için İngiliz belgelerinde direktifler vardır. Makarios, hükümet değildir, Makarios Kıbrıs değildir, Dr. Küçük'le haraket etmesi gerekir, diye. Bunların hepsi unutuldu ve tam bağımsız bir ülkeymiş gibi muamele görmeye başladı. Ama yabancılardan benim şikáyet hakkım yok.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100