Bu haber kez okundu.

‘Benim kadrom gibi dünyada yok’
RECEP BAHAR / BURSA

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Yeni Mesaj Gazetesi tarafından Bursa’da düzenlenen Milli Kahramanlar ve Ehl-i Beyt’i Anma Programı’nda yaptığı önemli konuşmada, “Haydar Hoca’nın kazandığı gün Türkiye gerçekten bağımsızlığını kazanacak. Türkiye’ye hiç kimse müdahil olamayacak” dedi.

Seçimlere giderken Haydar Hoca kazanamaz diyenlerin olduğuna işaret eden Prof. Dr. Baş, bu konuda şu tespitlerde bulundu: “Genel başkanlar, yardımcıları, bunlar ilmimim zekâtı olmaz. Bu işi bilen bir adam var? Ne istiyoruz? Hocam kazanamaz ki... Sanki onlar değil, cinler oy kullanacak. Bunu kim diyor? Bana verilen bilgilere göre Türkiye’de ABD’nin, Batının 3 milyon ajanı var. Paralı ajan! Mahallede, ilçede, ilde var. Bunların görevi milleti yönlendirmek... Haydar Hoca konuşuyor, hemen kapıda beliriyor. ‘Haydar Hoca müthiş bir konuşma yaptı ama kazanamaz ki!’ Ajan o ajan... Böyle bir oyun olabilir mi? Haydar Hoca’nın kazandığı gün Türkiye gerçekten bağımsızlığını kazanacak. Türkiye’ye hiç kimse müdahil olamayacak. Sivili ile askeri bir olacak, bir bilek - bir yumruk olacak. Devlet ile millet kaynaşacak, Japonya sınırından Viyana kapılarına kadar bütün insanlık can, mal, namus, din ve vicdan emniyetine kavuşacak. Bunu iyi bilin! Benim kadrom gibisi Türkiye’de ve dünyada yoktur. Kadrom milletimin ihtiyaçlarının tamamına beklemediğinden daha fazla karşılık verecek. Sana bunu adam kaptırır mı? Dedikodudur, fitnedir vesaire devreye giriyor. ‘Haydar Hoca kazanamaz’ diyene ‘Haydar Hoca’dan başka doktor var mı, Türkiye’yi yüceltecek başka biri var mı’ diyeceksiniz?”

Türkiye’yi zirveye çıkartırız

2002 seçimleri öncesinde 500 bin kişi üzerinde yapılan anketlerde BTP’ye yüzde 23.7 oy çıktığını ifade eden Prof. Dr. Baş, ancak sandığa giden bazılarının ‘Hoca kazanamaz ki’ diyerek milleti kandırdığını vurguladı. Siyaseti bırakacaktım ama hakikaten millet sahipsiz. Biz de bıraktık mı, her şey elimizden gider! Hatırlıyor musunuz, ne demiştim? ‘Vatan bölünecek.’ Bölünüyor mu? ‘Ordu terhis edilecek.’ Terhis ediliyor mu? Bir adam aklıyla bir mesele tespit eder, ben bin tane mesele tespit ettim. Ne zaman ayıkacağız? Lütfen el ele verelim, bu işi bitirelim. Türkiye’de partilere ecnebi güçler hâkim oldu, eğer millet Haydar Hoca’ya giderse, Haydar Hoca suyumuzu çıkartır, bir daha iktidar yüzü görmeyiz. Haydar Hoca iktidar olursa bu iş bitecek. Desek ki bu adam ekonomiyi bilmiyor, dünya bunun peşinde. Rusya Haydar Hoca’nın ekonomi modelini uyguladı, bir anda zirve yapıp dünyanın lideri oldu. Neyi bekliyoruz? Bana Türkiye’yi bir yıl teslim edin, bir yalancı cenneti göreceksiniz...”

Vatandaş su fiyatına toprağını satıyor

2007 Genel Seçimleri öncesinde vatandaşlara noter tasdikli senetler dağıttıklarını ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, bu senetlerde vatandaşlık maaşı, ev kadınlarına maaş vereceklerini belirttiklerini dile getirerek, şöyle konuştu: “Beni dinlemediniz, sizi şu anda bu noktaya taşıyanları seçtiniz. Sonuç ne oldu? Vatandaş su fiyatına köylerde toprağını satıyor. Yerin dönümü 400 TL. Yerini satan vatandaş da şehirlere gidip kapıcı oluyor. Milletimi kapıcı yapan adam çıkıp diyor ki, ‘ben milletin karnını doyurdum’. Allah’tan kork! Yolsuzluk operasyonu bağlamında 100 milyar Euro’dan bahsediliyor. Çaldıklarını vatandaşlara dağıtsam yeter ama buna ihtiyacım yok zira ben bu işin ilmini biliyorum, kitabını yazdım. Varsa bildikleri benim üstümde, gelsinler tartışalım. Benimle bir TV sohbetine çıkmazlar. Niye çünkü bildikleri tamamen batıl. Haydar Hoca’nın karşısında kaybolup gidecekler.”

Erdoğan, ‘dinlerarası diyaloğu’ tercih etti

ABD’nin 1995 yılında Büyükelçiliği yoluyla kendisine geldiğini ancak onlarla görüşmediğini ifade eden Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: “Arkadaşlara şu anda Cumhurbaşkanlığı da dahil Türkiye’nin anahtarını bize veriyorlar. Biz bu anahtarı alıp Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan oluruz ama bunun karşılığında bizden istedikleri şey dinimiz, vatanımız, ordumuz, şerefimiz olur... Arkadaşlarım da bana ‘biz de bunun zerresini vermeyiz’ dediler. Bizden sonra Sayın Başbakana gittiler, onu başbakanlık noktasına getirdiler. Allah ona Türk milletine hizmet gibi bir büyük şerefi verdi. Sen kalkıp da ‘dinlerarası diyalog’ hastalığının içine niye giriyorsun. Sen Müslüman bir adamsın, imam-hatip mezunusun... Niye bu yanlışı yaptın? Bu konuda Başbakanla aramızda bir sohbet geçti, onu da aktarmak isterim.  2001 yılında o zamanki Trabzon Belediye Başkanı Asım Aykan bana ‘biz parti kuruyoruz, beraber olmamızda fayda var’ diye teklifte bulundu. Dedim ki, ‘ben Türkiye’de birlikten, beraberlikten yanayım. Zaten Ümmet-i Muhammed dağılmış gitmiş.’ 2001 yılında Sayın Erdoğan ile Boğaz’da bir kahvaltıda bir araya geldik. Ben kendisine Sayın Erbakan’ın milleti kucaklayamadığını, tefrika çıkardığını, bir cemaat lideri gibi davrandığını, bu gidişle de ülkede birliğin temsilcisi olamayacağını -zaten olamadı- ifade ettim. ‘Onun için hoşgörü sahibi bir lider ihtiyaç var. Zat-ı âlileriniz bunu yapabilirsiniz. Eğer bunu yaparsanız biz de size bir bekçilik dahi istemeden desteğimizi veririz’. Hem vallahi, hem billahi... ‘Yalnız benim olmazsa olmaz bir şartım var’ dedim. O tarihlerde Türkiye’de dinlerarası diyalog furyası vardı. Türk gencini Hıristiyan yapacaklar, kalbine haçı takacaklar, sırtına cübbeyi giydirecekler, başına sarık, al sana bir Müslüman... ‘Benim karşı çıktığım budur’ dedim. O süreçte Sayın Fethullah bey il görüştüm, dokümanlar gönderdim. Ben şahsına karşı değilim, Türkiye’de kendine göre birçok hizmeti vardır. Saygım sonsuzdur ama dinlerarası diyalog düşüncesi yanlıştır. Ramazan oluyor, alıyor papazları - hahamları nadide köşelere oturtuyor, iftar vakti oruç açıp dua ediyorlar. Ben iyi bir hocayım, medresede 10, imam-hatipte 7, üst tahsilimde 4 sene okudum. Doktoramı verip profesör oldum. Dedim ki, ‘bu arkadaş yanlış yapıyor.’ O günün şartlarında şöyle bir şaibe dolaşmaya başladı: Onların (Hıristiyanların) Allah’ı ile bizimkisi bir... Kuran diyor ki, ‘Kim Allah üçün üçüncüsü derse, o kâfirdir.’  İslam’da Kuran ayetleriyle sabit olan bir tek tane din vardır. Allah indinde geçerli tek din İslam’dır. Sayın Erdoğan Türkiye gezisinde Of’a gidip orada ‘Arkadaşlar 4 hak din vardır’ dedi. Eyvah teker patladı... Erdoğan Anadolu’daki konuşmalarında bunu söyledi, sanki bana mesaj veriyor! Kendisine haber gönderdim: ‘Benim sizinle yolculuk yapmam mümkün değildir!’ Ondan sonra orada kalmadı, geldi içinde havra, kilise ve cami olan dinler bahçesi kurdu, kilisenin kurdelesini besmeleyle kesti, o dönemde 40 bin tane kilise evi açıldı. Şimdi geldiler paylaşımdan dolayı kavgaya tutuştular. Gerçekleri konuşuyorum.” 

Bizim meselemiz kahramanlar üretmektir

Mantıklarında ‘yok etme’ olmadığını ifade eden BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: “Bunları eğiteceğiz. Benim işim eğitim. Sayın Başbakan, hakikaten cesaretli bir arkadaş ama bu cesaretini nerede kullanacağını bilmiyor. ABD’de olan arkadaş da ağlıyor. Niye ağlayacağını bilmiyor? Ona niçin ağlayacağını öğreteceğiz. Bizim meselemiz yok etmek değil, kahramanlar üretmektir.” 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100