25 Şubat 2006 Cumartesi 00:00
313 Okunma
Beyefendi sanki kelebek yüzüyor!
Halkla ilişkiler ustasıydı, ne güzel röportajlar veriyordu; içinde sevgi var, aşk var, hafif tertip kendini sevme (narsisizm), az biraz rakip çatlatma, yarışma duygusunu tetikleme... ~|~

Tekstil sektörü batarken; firmalar, fabrikalar kapanır, işçiler işsiz kalırken o geçiyor Ayşe Arman'in karşısına; "ben kelebek yüzerken mahallenin bütün kızları, kadınları beni seyrederdi" diyebiliyordu.
İhracat da kelebek olmuştu.
Yükseliyor. Uçuyordu.
İhracattan da sorumlu Bakanımız, moda fuarına gidip erkek manken oluyor, deri ceket giydiği fotoğrafını Türk deri giyimi küreselleşsin diye iç pazarda apartman boyu afişlere koydurtuyordu. Lacivert takım elbiseler içinde gezinen "sayın... sayın..." diye çevresinde halka olunan "gardırop devlet adamlığı" imajını yıkıp atmıştı. "Bende devlet adamlığı geni var..." diye gazetecilere manşettik haber veriyordu.
Hani nerede bu gen?
Nasıldır bu gen?
Farkı nedir?
Görelim şu geni...
***
Kendisinde devlet adamı geni bulunduğunu" söyleyen Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'e bizim ülkemizi "ibiş bir muz cumhuriyeti durumuna düşürmek" hiç yakışmadı. Bu haber yayınladığı gün, "bakanlığı bırakıyorum ve dokunulmazlığımın kaldırılması için de Meclis Başkanlığı'na başvuruyorum... Savcılar olayı korkmadan değerlendirsin... Suçluysam mahkemeler hemen başlasın... Suçsuzsam da adım aklansın... Zaman aşımına uğrayacak... Böylece adıma bir leke sürmüş olacak... Bu benim devlet adamı genime yakışmaz" diyemedi.
O, bir bankacı değildi.
Sıradan bir zanlı değildi.
Kendisi bir bakandı.
Rakip parti iktidarının değil kendi iktidarının bürokratı (BDDK) kendi bakanını, devlet kaynaklarından, kriz yemiş, batma ihtimali yüksek bir özel sektör grubuna (EGS Dış Ticaret Şirketi) 64 trilyon lira "usulsüz kredi vermekle" suçluyordu.
Dokunulmazlığı da var.
Ortada hortum iddiası...
Doğru da olabilir, yanlış da... Bu karan adaletin vermesi gerekirken, Bakan Kürşad Tüzmen, "bakanlığının kendisine verdiği imkândan, otoriteden, enerjiden, sinerjiden adı her neyse ondan..." yararlanarak basın toplantısı düzenliyor, "Ben bu şirkete bu krediyi yine veririm... Ben bu desteği yine yaparım..." türü meydan okumalar, üste çıkmalar, teftiş kurulu murakıplarını azarlamalar yapıyor.
***
Sanki beyefendi kelebek yüzüyor... Beyefendi söz konusu olan "devlet bankasından batma ihtimali yüksek bir şirkete aktarılmış milyon dolarlar..." olduğu ve EGS Dış Ticaret denilen şirketin önce bankası sonra da kendisi battığı için bakanlık kimliğine yapışıp "Ben bu krediyi yine veririm..." demek, devlet adamlığı geniyle hiç bağdaşmıyor.
Bırakın savcıya!
Bırakın hakime!
Bırakın adalete!
Sizin bu şirkete aktarılmasına yol verdiğiniz devlet parasının usulsüz yapıldığı iddiasının "doğru ya da yanlış olduğu kararını" savcı versin, hakim versin, adalet versin.
Hem zanlı!
Hem hakim!
Ancak muz cumhuriyetinde olur. Türkiye bir muz cumhuriyeti mi? Hani gen nerede? Geninizi görelim. 

Necati Doğru / Vatan
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100