Bu haber kez okundu.

Bir Yörük Türkmen aşkı: Deve güreşleri
ADEM BİRİNCİ / İZMİR
Dünyada eşi benzeri olmayan bir kültürel değerimizden bahsedeceğiz sevgili okurlar, deve güreşleri... Yörük-Türkmen geleneğimizin ayrılmaz bir parçası olan deve güreşleri Yörüklerimizin adeta bir vazgeçilmezi...
Milletin Efendisi program çekimleri esnasında denk gelerek tanışmış olduğum deve güreşleri gerçekten çok ilginç bir o kadar da keyif verici. Çoğu insanımızın bilmediği bu kış sporu deve güreşlerimiz özellikle Yörüklerimizin genlerine işlemiş gibi...
Özellikle başta Ege, Akdeniz ve kısmen Marmara bölgelerimizde icra edilen bu güreş seyrine doyum olmayan anlar yaşatıyor hastalarına...
Tüm yıl boyunca ailenin bir ferdi gibi itina ile beslenen develer kış gelip güreş sezonu yaklaşmaya durduğunda bir gelin gibi süslenerek gereken tüm bakımları yapılır. Bu anlamda develerin bakımından güreştirilmesine kadar süslü-püslü olmasına da ayrıca önem gösterilir. Develer sahiplerinin gözünde evin bir ferdi gibidirler...
Güreşler bir kuyumcu hassasiyetiyle yapılır. Develer sahiplerinin canlarından öte bir değer taşıdığı için hiçbirinin zarar görmesine imkan verilmez. Bundandır ki güreşlerde develerin ağızları muhakkak bağlanır.
Asil bir iştir deve güreşleri... Deve güreşlerinde düşünüldüğü gibi hiçbir şekilde bahis asla ve asla oynanmaz.
Deve güreşlerinden elde edilen gelirler güreşin yapıldığı yerin bir hayır kurumuna bağışlanır. Bu anlamda deve güreşleri tarihsel geçmişinden devraldığı mirasla bir sosyal yardımlaşma işlevi de yerine getirmektedir. 
Gaşiye Suresi'nin 17. ayeti üzerinde dikkatle düşünülmesi ve ibret alınması gereken bir hayvandan, "deve"den bahseder.
Allah (cc) Kur’an’da "Bakmıyorlar mı o deveye nasıl yaratıldı" ifadesiyle "deve"ye dikkat çekmektedir.
Deveyi "özel bir canlı" yapan, en ağır şartlardan bile etkilenmeyen vücut yapısıdır. Bu öyle bir vücuttur ki açlık ve susuzluğa günlerce dayanır, günler boyu, sırtında yüzlerce kilo ağırlıkla yol katedebilir. Bu da düşünen insanlar için apaçık bir yaratılış delilidir.
Deve daima bitmez bir yolculuğu temsil eder,tıpkı insanoğlunun hayat öyküsü gibi…
"Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi? Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca öğüt verici bir hatırlatıcısın."

(Gaşiye Suresi, 17-21)

Devenin Özellikleri

Isıya karşı yalıtkan kürk...

Besin deposu hörgüç...

Kumdan korunan baş...

Her türlü araziye uygun ayaklar...

Açlık ve susuzluğa olağanüstü dayanma yeteneği...

Mükemmel su kullanım ünitesi...

Besinlerden ve sudan maksimum istifade...

Hortumlara ve fırtınalara karşı önlem...

Kavurucu sıcağa ve dondurucu soğuğa karşı önlem...

Kızgın kumlara karşı önlem...

Hz. Peygamber ve deve...

Peygamberimizi hicrette Mekke'den Medine'ye götüren devesinin ismi "Kusva"dır. "Kasva" diye de ifade edilir.

Peygamber Efendimizin (s.a.a.) hayatındaki önemli hadiselerde Kusva'nın adı geçmiştir.

Bunlardan bazıları:

Maide Suresi Resûlullah'a bu devenin üzerindeyken nazil olmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Medine'ye onun sırtında hicret etmiştir.

Mescid-i Nebevi onun çöktüğü yere yapılmıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Hudeybiye anlaşmasının yapıldığı sefere yine Kasva ile çıkmıştır.

Veda Hutbesi’ni de onun sırtında irad etmiştir.

Bedir zaferinin müjdesini Medine’ye Zeyd bin Harise onunla götürmüştü.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100