04 Aralık 2014 Perşembe 00:08
792 Okunma
Birliğimizin mayası Ehl-i Beyt’tir

YENİ MESAJ / BURSA

Yeni Mesaj gazetesinin organize ettiği “İslâm Dünyasını Kuşatan Fitneler ve Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt” konulu panel, geçtiğimiz gün Bursa’nın Orhangazi ilçesinde gerçekleştirildi. BTP Bursa İl Başkanı Ali Garaçoğlu’nun yönettiği panele konuşmacı olarak hukukçu yazar Av. Ahmet Erimhan, İbrahim Berk ve ilahiyatçı yazar Müslim Karabacak katıldı. Kalabalık bir topluluğun ilgiyle takip ettiği panelde İslâm dünyasının bugün içerisinde olduğu duruma sebebiyet veren fitneler masaya yatırılarak Ehl-i Beyt sevgisinin kaybolan birlikteliği yeniden tesis edecek en büyük etken olduğu vurgulandı.

Programın açılış konuşmasını yapan Ali Garaçoğlu, Ehl-i Beyt’in Hazreti Peygamber, Hazreti Ali, Hazreti Fatma, Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin demek olduğunu söyledi. Garaçoğlu, konuşmasında Hazreti Peygamberin kendinden sonra hazreti Ali’yi bıraktığını söyleyerek camilerde birçok hadis okunduğunu ancak Hz. Ali’den çok az hadis söylendiğini, oysa hadisin kaynağının Hz. Ali olduğunu belirtti.

Kelime-i Tevhid’den Hz. Muhammed’i çıkardılar!

Programın ilk konuşmasını Ahmet Erimhan yaptı. AKP hükümetlerinin uyguladığı politikaların Dinlerarası Diyalog ve Medeniyetler İttifakı adındaki iki olgu çerçevesinde yürütüldüğünü ifade eden Erimhan; Kuran-ı Kerim’in Maide Suresi 51. ayetinde Müslüman’ın kimlerle dost olmayacağının, 55. ve 56. ayetlerinde de kimlerle dost olacağının açıkça belirtildiğini ve bu kapsamda da siyasi iradelerin kimlerle dostluk yaptığını söyledi.

Dinlerarası Diyalog ve Medeniyetler İttifakı projeleri gereği Türkiye’de farklı yasal düzenlemelere gidildiğini belirten Erimhan, yüzlerce kilisenin Türkiye’de açılarak misyonerlik faaliyetlerinin hız kazandığını, Cami-Sinagog ve Kilisenin bir avluda bulunduğu Dinler Bahçesi adı altında İslam’da yeri olmayan uygulamalara gidildiğini ve buralarda uygulamalı misyonerlik dersleri verildiğini, ilk öğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders kitaplarındaki Kelime-i Şahadet ve Kelime-i Tevhid’den “..Muhammeden Resulullah” kısmının çıkarıldığını, milyonlarca İncil dağıtıldığını belirtti.

Ahmet Erimhan, ayrıca, camilerin yıkılırken kiliselerin açıldığını ve kiliselerin yapım ve onarımı için hazineden trilyonlarca para harcandığını, camilerin ise bu paydan nasibini hiç almadığını belirtti.

Hıristiyanları ve Yahudileri dost edinip Müslüman’a silah çevirdiler

Gazeteci yazar İbrahim Berk de İslam’a karşı türetilen bid’at akımlar ve Nakşibendîlik sunumu ile birlikte; ülkemiz üzerine oynanan oyunlara değinerek şunları aktardı: “Peygamber efendimiz hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor; ‘Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sabit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, 2196). 

Ahir zamandan geçmekte olduğumuz şu günlerde Hıristiyanları ve Yahudileri dost edinip Müslüman’a silah çevirenler, Büyük Ortadoğu Projesini Müslümanlara nimet olarak anlatmak ahir zaman fitnesinden başka ne olabilir. Tıpkı Hz. Hüseyin efendimizin karşısında kılıçlarının ucuna Kur’an sayfaları takarak savaşanlar, bugün de kılıçlarının ucuna başörtüsünü takmışlar. O gün olduğu gibi bugün de aynı zihniyet kendilerini İslamcı olarak gösteriyorlar. Ancak ne vahim tablodur ki Haçlıya karşı sevimli, Müslüman’a karşı düşmanlar. Ayet-i kerime tamda burada tecelli ediyor; ‘Kim dininden dönerse biz onun yerine bir topluluk getiririz. Onlar Allah’ı severler Allah da onları sever, onlar Müslüman’a karşı merhametli, kâfire karşı şiddetlidirler.’ ABD’nin yaramaz çocuğu IŞİD de, uslu çocuğu AKP de miladı dolduğu zaman kullanıp atılacaklardır. Tarih bu örneklerle doludur. İktidar için Hz. Hüseyin’i katledenler Ehl-i Beyt’in duası ile hak ile yeksan oldular. Bugün de iktidar için her türlü İslam karşıtı faaliyette bulunanlar yine aynı kaderi yaşamaya mahkûmdurlar. Bugün Ehl-i Beyt’i gizleyenler, ona açıktan veyahut gizliden düşmanlık edenler, onları görmezden gelenler, bugünün iktidarının da yandaşları olanlardır. İslam adına İslam karşıtı her türlü faaliyeti gerçekleştiren IŞİD militanları kendilerini Nakşibendi olarak tanıtmaktadırlar. Tarihte bu milletin ortak kültür ve mayası olan Atatürk’e ve kurtuluş mücadelesine karşı olanlar yine Nakşi şeyhleri idi. Ancak onlar sadece karşı olmak için değil, karşılarında Ehl-i Beyt soyu durduğu için Atatürk’e ve onun mücadelesine karşı oldular.”

Prof. Dr. Haydar Baş daima Ehl-i Beyt sevdalısı olmuştur

İlahiyatçı yazar Müslim Karabacak ise konuşmasında Ehl-i Beyt’i sevmenin Kur’an ayeti ile farz kılındığına değindi. Karabacak şöyle konuştu: “Ben, Prof. Dr. Haydar Baş ile 1980 yılında tanıştım. Kedisiyle tanıştığımda bana şunu söyledi; ‘Eğer ki, bizim yolumuzda olacaksan her gün bir Fatiha ve üç İhlâs okuyup Ehl-i Beyt’e bağışlayacaksın.’ Bunu niçin söyledim? Haydar Baş Ehl-i Beyt’i yeni mi öğrenmiş diyenler, Haydar Hoca Şii oldu diyenler var. Ancak bu doğru değildir ve rahmani değildir. Prof. Dr. Haydar Baş daima Ehl-i Beyt sevdalısı olmuş, onların yolundan gitmiştir.”  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100