02 Nisan 2006 Pazar 00:00
219 Okunma
?BOP'un yıldızı Diyarbakır'dan Amerika nezaretinde barış manzaraları
Adamlar tapulu arazinize gecekondu kuruyorlar, farkında değil misiniz? ~|~


BOP denilen yer Türk coğrafyasıdır, hayat sahasıdır.
Mazide ve halde bulunduğumuz yerdir.
Turan'dır.
Utanmayın, söyleyin.. TURAN'dır.
Rice'ın, "Fas'tan Moğolistan'a kadar sınırları değişecek" dediği 22 ülkeye iyi bakın. Anadolu'dan doğusu zaten TÜRKELİ'dir.. Batısı, Osmanlı zamanındaki "el"lerimizdir.
Başkaları BOP deyince yel yepelek koşuyorsunuz, "eşbaşkan" oluyorsunuz.
TURAN demeye sıkılıyorsunuz, "Ama..olmaz ki" diyorsunuz.
Daha Milli Ant?Misak?ı Milli sınırlarını bile bilmeyenlere kalkmış TURAN'dan bahsediyoruz.
Çok mu "uçuyoruz"?
Neden olmasın?
Kuzey?Güney Kore.. Doğu? Batı Almanya.. Kuzey?Güney Vietnam? Dünya bunları birleştirebilmek için her türlü çabayı gösteriyor, "parçalanmış vatan ve milletlerin" birleşmesi olağan karşılanıyor.
Ama Türk'ün Türk'e selam vermesi yasak..
Birbirinin yüzyıllar boyu gırtlağını kesen Avrupalılar bile birleşiyor.
Peki, size ne oluyor?
Haçlı Seferleri deyip geliyorlar, Sevr?Milletler Cemiyeti deyip geliyorlar, şimdi BM?AB deyip geliyorlar.
Lozan'da güney sınırımız hakkında anlaşma sağlanamaz. Meselenin Türkiye ile İngiltere arasında bir yıl süreyle görüşülmesine karar verilir.
Görüşmeler devam ederken İngiltere 1924'te tek tararlı olarak Milletler Cemiyetine başvurur.
Hemen Hakkâri yöresinde Nasturi isyanı başla(tılı)r. (7 Ağustos 1924)
Milletler Cemiyeti Türkiye'nin itirazına rağmen komisyon kurup Musul sorununu görüşürken Türk ve İngiliz askerleri arasında sınır çatışmaları çıkar.
22 Şubat 1925'de Şeyh Sait isyanı başlar.
Temmuz 1925'de üçlü komisyon MC'ne, Musul'un Irak'a bırakılmasını öngören bir rapor sunar.
Aralık 1925'de MC Musul'u Irak'a bırakır.
Musul Misak?ı Milli sınırları içindedir.
11 Eylül oluyor.
Amerika artık güney komşumuzdur.
Amerika'nın; BOP çerçevesinde Suriye ve İran ile ilgili "projeleri" vardır.
Türkiye ayak sürüyünce, önce 4 Temmuz 2003'de Süleymaniye'de Türk askerinin başına ilk çuval geçirilir.
İkinci çuval 2006'da Ankara'da Şemdinli iddianamesi bahanesiyle Kara Kuvvetleri Komutanı'nın da başına geçirilmeye çalışılır.
İran rest çeker.
Türkiye'nin güneydoğusu yanmaya başlar.
Aynı 1925'teki gibi..
Biz Türkiye'nin ve Türkmenlerin hakkını korumak için Kuzey Irak'a girelim mi diye fal açarken Kuzey Irak Türkiye'ye girer.
29 Ağustos 2005'te Batman'da "Burası Türkiye değil Kürdistan" sloganlı gösteriler yapılmıştı.
Biz de demiştik ki; "Batman yarınki 30 Ağustos'ta bir günlüğüne merkezi hükümet olmalıdır, askeri erkân 30 Ağustos törenlerini Ankara Hipodromunda değil, Batman'da yapmalıdır. Sivil erkân da isterse onlara katılabilir".
Dediğimizi yapsaydınız dün Batman'da devlet daireleri, bankalar yakılıp yıkılmazdı.
"Newroz"da Barzani?Talabani "Amed"e altı "Kürtçe" mumlu davetiye ile davet edilmişlerdi.
Ne yaptınız?
Barzani?Talabani acaba dün Amed'e başarı telgrafları gönderdi mi?
Gönderseler ne yapacaksınız?
Kerkük?Musul?Süleymaniye hattından vatanı, milleti ve bayrağı; kısaca "devlet"i korumaya kalksaydınız ateş bugün Diyarbakır, Batman?Siirt'te olmazdı.
Halbuki bakın 1 Mayıs 1920'de Mustafa Kemal Paşa Meclis'te yaptığı bir konuşmada şöyle der:
"Hududu millimiz İskenderun'un güneyinden geçer. Doğuya doğru uzanır, Musul'u, Süleymaniye'yi, Kerkük'ü ihtiva eder."
30 Ocak 1923'de TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal İzmir'de gazetecilere şöyle der:
"Musul vilayeti Türkiye Devleti'nin milli hududu dahilindedir. Buralarını anavatandan koparıp şuna buna hediye etmek hakkı kimseye ait olamaz."
Ey mangalda kül bırakmayan Atatürkçüler, neredesiniz?
Halbuki onlar bakın ne diyorlar, dün Açıkistihbarat.com'da Selahattin Erol yazdı:
"Ortadoğu'da makul bir girişimi desteklemeye istekliyiz. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi takdire şayan. Bu girişimin politikalarımızda derin etkisi olacak. Ancak karanlık noktalar aydınlanmalı" (Org. Ergin Saygun, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı, Cumhuriyet, 7.4.2004)
"Tüm dünyada bir dönüşüm var. Buna çeşitli isimler takıyorlar. BOP diyorlar. Değişik isimler söylüyorlar. Dünyada, başta Ortadoğu olmak üzere bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Önemli olan bu sürece Türkiye'nin nasıl katkıda bulunacağı, nasıl yöneteceğidir." (Org. Yaşar Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı, Cumhuriyet, 16.8.2005)
Peki "Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı" ne diyor?
"ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) için DİYARBAKIR'ı merkez yapacağız" (R. Tayyip Erdoğan, Başbakan, 14 Şubat 2004, Kanal D)
Eh? İşte yaptınız..
Başka ne diyor?
İslam Konferansı Örgütü'nün Genel Sekreteri ile; örgütün Suudi Arabistan'ın Cidde kentindeki merkezini ziyaret eden ilk Türk Başbakanı olarak görüşürken; "Türkiye'nin dünyanın içinden geçmekte olduğu bir dönemde küresel barış ve refaha çok büyük katkılar yaptığını" söylüyor.
O saatlerde Diyarbakır, Cizre, Batman, Siirt, Van, Batman "yanıyor". Kürtler Belediye Başkanları ve parti il başkanları nezaretinde devlete isyan ediyor.
Türkiye'ye döndüğü saat de "Durum hükümetin kontrolünde. Medya bunu birinci sırada görmesin" diyebiliyor.
Cidde'de "dünya barışına katkıda bulunacağını söyleyen başbakan Türkiye'deki yangını?isyanı küçümsüyor, görmezden geliyor, medyanın abarttığını ifade ediyor.
Neden böyle yapıyor?
Çünkü temel kavramlarda bir algılama değişikliği var.
Sudan?Hartum?Cidde hattında Umre ve "gizli ziyaretler" güzergâhında sâkin bir vaziyette seyrederken TRT'den yayınlanan "Ulusa Sesleniş" konuşmasında Diyarbakır'da tırmanış gösteren olaylar için 'nifak şebekeleri' nitelemesini kullanırken, 'kavim ve kabile fikri üzerinden Türkiye'nin iç barışına darbe vurulmak istendiğini' söylüyor.
Hala ilk çağın kavim ve kabile sentezinden kurtulup bir türlü millet düşüncesine ulaşamadığı için yanlış yapıyor.
Çölün bedevi kabilelerinin mahrutî çadırlarında Kaddafi'den hangi dünya görüşünün "fırça yediğini" biz çok iyi hatırlıyoruz.
Bakın Amerika'nın Ankara'daki yeni siyasi komiseri?müstemleke müfettişi Ross Wilson ne diyor:
"Güneydoğu'daki gelişmeleri bizim için izleyen Adana konsolosluğumuzdan rapor aldım. Güneydoğu'da uzunca bir süredir, muhtemelen yıllardır yaşanan en ciddi toplumsal kargaşa var. Bu, bizim gözümüzü üzerinden ayırmamaya çalışacağımız bir konu. Yaklaşımımız hem güvenlik görevlilerini hem de bölge halkını sakin ve ölçülü olmaya çağırmak olacaktır. DTP ile görüşüyoruz, ben değil ama zamanının çoğunu Güneydoğu'yla ilgili konular üzerinde çalışarak geçiren Adana'daki personelimiz, ülkedeki çeşitli siyasi çevrelerle görüşme uygulamasının bir parçası olarak DTP'lilerle görüşüyor. Teröristlerle görüşmeyiz. DTP'liler ille de terörist değiller."
Amerikalı müfettişin "Güneydoğu'da uzunca bir süredir, muhtemelen yıllardır yaşanan en ciddi toplumsal kargaşa var. Bu, bizim gözümüzü üzerinden ayırmamaya çalışacağımız bir konu" diyerek değerlendirdiği olaylara başbakan "Dünya barışına katkıda bulunacağız, durum hükümetin kontrolünde, basın abartmasın" yaklaşımı sergiliyor.
Amerikalı; "gözümüzü ayırmayacağız" derken başbakan; 10 liderin katılmadığı Arap toplantısında bulunuyor, umre yapıyor, "İslâmi hareketlerin hâmisi (Milliyet 31 Mart 2006) El Hassanein ile tanıksız?tutanaksız bir gizli görüşme yapıyor.
"Güvenlik görevlilerini de sakin ve ölçülü olmaya çağıran" Amerikalı müfettiş başka ne diyor?
"Güneydoğu'daki gelişmeleri bizim için izleyen Adana konsolosluğumuzdan rapor aldım" diyor; "ben değil ama zamanının çoğunu Güneydoğu'yla ilgili konular üzerinde çalışarak geçiren "Uzman müşavir?örtülü müsteşar?uluslar arası organizatör" Egemen Bağış'ın "Ezelden ebede Amerikan müttefikiyiz" dediği bir ülkede hangi kadıya neyi şikâyet edeceksin?

Hüseyin Mümtaz/ Giresun Işık gazetesi
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100