25 Kasım 2015 Çarşamba 00:09
510 Okunma
Boşuna milyonlar akıtılıyor
AHMET SAFA TERZİ / İSTANBUL
Gastronomi Danışmanı Mehmet Tezçakın, doğru politikalar üretilmesi halinde gastronomi (yeme-içme) turizminin, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasında büyük katkı sağlayacağını söyledi. “Türkiye’de yeme içme sektörünün büyüklüğü 50 milyar lirayı aşsa da, 2 trilyon dolarlık dünya pazarından aldığımız pay hala çok düşük” diyen Tezçakın, Türkiye’ye gelen turistin yeme içmeye 157 dolar harcadığına işaret etti. Tezçakın, “Bu rakamı 250 doların üzerine çıkarmamız gerekir. Dünyada trend yerellik... Turist gittiği ülkede kaliteli ve uygun fiyatlı yerel marka arar. Biz geleneksel lezzetleri, tarihi markaları desteklemek yerine, yabancı markaları Türkiye’ye getirmek için milyonlar harcıyoruz” şeklinde konuştu. 

Türk mutfağı yükseliyor
Mehmet Tezçakın, otelcilik eğitimi aldıktan sonra Almanya’da staj yaptığını, Paris’te 2 yıl restoran işlettiğini belirterek, dünya mutfaklarını çok yakından tanıdığını, Türk mutfağının zenginliğiyle dünyada yükselen değerler arasında yer aldığını anlattı. Yeme-içme sektörünün son yıllarda yapılan yatırımlarla Türk ekonomisinin büyüme hızının çok üzerinde performans gösterdiğini kaydeden Tezçakın, “Yeme-içme sektöründe büyüme, son yıllarda yüzde 10’lardan aşağıya düşmedi. TÜİK’in rakamlarına göre geçen yıl istihdamdaki en büyük artış, yüzde 15 ile yeme-içme sektöründe yaşanmış. 500 bini aşkın kişi bu sektörde çalışıyor. Sektörün pazar büyüklüğü 50 milyar lira seviyelerine ulaştı. Yeterli mi, değil. 2 trilyon dolarlık dünya pazarından aldığımız pay hala çok düşük. Bu payı artırmak için gastronomi turizmine ağırlık verilmelidir” dedi.

Türk markalarını yüksek kiralar vuruyor
Türkiye’nin köfte, kebap gibi et ürünleri, hamur işleri, zeytinyağlılar ve Osmanlı’nın mirası saray mutfağı gibi zenginlikleri ile gastronomi cenneti olduğunun altını çizen Tezçakın, şunları söyledi: “Araştırmalara göre seyahat noktası seçerken, yemek de önemli diyen turistlerin oranı yüzde 88.2... Bir turist İstanbul’a tarihi mekanlarını görmek için bir kere, bilemedin iki kere gelir. Midesine de hitap edersen bu sayı artar. Yeme içme için her sene New York’a, Barselona’ya gidenler var. İspanya bunu başardı. Türkiye de başarmalı. Gastronomi turizminde dünya ile rekabet edebilmek için öncelikle güvenilir markalarımızın olması gerekir. Dünyada marka güvenirliliği denilince; hijyen, sağlıklı gıdalar, lezzet ve ortam aranır. Dünya markaları bunlardan kesinlikle ödün vermezler. Türkiye’de markalar, bu şartları yerine getirmekte zorlanıyorlar. Karşılaştıkları en büyük sorun yüksek kira bedelleri... Bazı AVM’lerde kiralar; Londra’dan, New York’tan dahi pahalı. Türk markaları tutunabilmek, zarar etmemek için bazı konularda tasarruf etmek mecburiyetinde kalıyor. İşletmelerde hijyen, gıdalarda sıhhilik azalıyor, hizmet kalitesi düşüyor. Türk markalarını, devlet bir süreliğine de olsa desteklerse, sektör bu sorunları kısa sürede aşar.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100