31 Ağustos 2004 Salı 00:00
551 Okunma
BTP'nin yükselişini hazmedemeyenler var

BTP Genel Merkezi, son günlerde bazı gazetecilerin partiyle ilgili iftiralarına yazılı bir açıklama yaparak cevap verdi: Hazmedemiyorlar.

Etki ajanları devrede

Gazeteci kimliğiyle etki ajanlığına soyunan bazı kalemlerin BTP'yi hedef alan hayal ürünü senaryolarına dikkat çeken BTP Genel Merkezi, yayınladığı basın bildirisinde "bu kişilerin rahatsızlıklarının sebebi partimizin yükselişidir, bunu iftira dolu yazılarda bizzat görmekteyiz"denildi.

Türkiye parçalanma sürecinde

Açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Türkiye'miz iç politikanın AB, dış politikanın ABD ve ekonominin IMF'ye teslim edildiği ve bu 3 ucu açık uçlar arasında "etki ajanları"nın bol bol kullanıldığı bir bölünme?parçalanma sürecine sokulmuş durumdadır.

Millet BTP'yi bekliyor

Büyük fikirler, ulvi düşünceler tıpkı tarihte olduğu gibi bugünde kapatılmaya, setredilmeye çalışılacak, olmuyorsa i~|~ftiraya tabi tutulacaktır. O nedenle bu tavrı tanıyoruz ve müfterilerden hukuk önünde hesap soracağımızı milletimizin bilmesini istiyoruz. BTP iktidarı bir gönül, sevgi ve barış iktidarı olacaktır."Gazeteci kimliğiyle etki ajanlığına soyunan bazı kalemlerin BTP'yi hedef alan hayal ürünü senaryolarına dikkat çeken BTP Genel Merkezi, yayınladığı basın bildirisinde "bu kişilerin rahatsızlıklarının sebebi partimizin yükselişidir, bunu iftira dolu yazılarda bizzat görmekteyiz"denildi.

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Merkezi'nden yazılı olarak yapılan basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:

"Türkiye'miz iç politikanın AB, dış politikanın ABD ve ekonominin IMF'ye teslim edildiği ve bu 3 ucu açık uçlar arasında "etki ajanları"nın bol bol kullanıldığı bir bölünme?parçalanma sürecine sokulmuş durumdadır.

Washington?Brüksel hattında "dışarısı" adına kontrol altında tutulmaya çalışılan bir ülkeyiz. Bu kuşatma politikasının merkezinde ise milletin uyandırılmaması gerçeği var. Hani öyle isteniyor ki ayağımızın altındaki vatan kayarken, insanımız olanı biteni farketmesin, sadece izlesin ve hiç kimse uyarı vazifesini yerine getirmesin!

Bunun için yıllardır içimizden gibi gözüken kurumlar kuruluşlar ve şahıslar aracılığıyla ülkede büyük bir "tiyatro" sergileniyor. En "dini" meseleler tırnak içinde "islamcı" gözükenlere, en milli meseleler aynı tırnak içinde "en millicilere" hallettiriliyor. Yakın tarihimiz ve içinde bulunduğumuz siyasal ortam, bunu fazlasıyla ispat etmeye yeter!

Türkiye'nin satranç tahtası olarak kullanıldığı bu tehlikeli oyunun "içerden ve kimyası bozuk eller" aracılığıyla yürütülen çevreleme?tüketme senaryosunda ise devlet?millet, sivil?asker çatışması kullanılıyor. Ülke dışarıya karşı içeriden teslim alınmaya çalışılır ve bu anlamda uçurumun kenarında tutulurken, iç bahçemiz bu çatışmalar üzerine kurgulanmış tezgahta her gün yeni bir senaryo ile zayıflatılıyor. Vatandaş devletine hasım haline getirilirken, devlette doğruyu bulma noktasından uzaklaştırılıyor. En azından bir körler?sağırlar diyaloğu üretilerek, açık uçlar açıkta kalmaya devam ediyor. Dahası, ülkenin tüketilme süreci ekonomik sahada da sahneye konulmuş durumdadır. Dış borcu 320 Milyar Dolar'a yükselmiş, ama bunun fazini dahi ödemekten aciz bir Türkiye fotoğrafı var karşımızda. Bu, ülkenin iflas ettirilmesi anlamına gelmektedir ki bu noktada batan geminin yüzdürülmesinin gerekçesi tamamen siyasidir.

Bu bilinçli süreç sonunda kazananlar İMF?AB ve ABD olurken, kaybeden adres maalesef Türk milletidir ve Türkiye'dir! Güneydoğu'da, Irak'ta, Egede, Ekümenik Patrikhane'de, Heybeliada Ruhban Okulu'nda, her gün yenileri açılan Kilise ve Doğu'da talepler yükselirken, milletin sinir uçları zayıflatılarak milli irade felç ediliyor.

Böyle bir vasatta siyaset ve siyaset sınıfı için en önemli projenin her halükarda devlet? millet kaynaşması ile devletin kurumları arsındaki ahengi sağlamak olacağı aşikardır. Ancak tek bir yürek ve tek bir yumruk olarak AB?ABD ve IMF kıskacından kurtulabiliriz. Fakat Elli küsur partili siyasi hayatımızda ne yazık ki, bunu seslendiren, altını çizen, projelendiren bir siyasal oluşum yoktur. Yani en hayati meselede Türk siyasetinin ürettiği farklı, millet eksenli bir bakış ve çözüm gözükmüyor. Partiler, AB?ABD?IMF üçgeninde "isimleri değişik ama aslında birbirlerinden farklı olmayan" bir duruş daha doğrusu duruşsuzlukla aynı şeyleri söylüyorlar. O nedenle de ülkemiz krizden krize sürükleniyor, fiili tehlike sınırlarımıza hatta sınırlarımızın içine kadar girebiliyor.

İşte bu ortamda Bağımsız Türkiye Partisi ve Onun Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, tek farklı ses ve milli duruşa sahip yapısı ve projeleri ile öne çıkıyor.

Bağımsız Türkiye Partisi;

Fundementalist olmayan dindarlığı,

Şovenist olmayan milliyetçiliği,

Ve tam bağımsız Türkiye'ye inancıyla ve bunu parti programının merkezine yerleştirmiş tavrıyla öne çıkıyor, farklılaşıyor!

Birlik ve beraberlik; hem devletle millet, hem de kurumlar arsında olması gereken birlik ve beraberlik BTP'nin, yukarıdaki gerekçeler yani ülkenin içinde bulunduğu "yakın tehlike" karşısında en fazla önem verdiği meseledir.

Bağımsız Türkiye Partisi ve onun Genel Başkanı'nın IMF değil milli ekonomik model, ayrılık değil birlik, Washington?Brüksel değil Ankara diyen tavır ve duruşunun kimilerini rahatsız ettiğini biliyoruz.

BOP'çu ve diyalogcu çevreler BTP'nin bu inanca sahip olarak yükselişinden rahatsızlar. Aziz Türk milleti kendinden yana tavır koyan bu görüşe teveccühünü ve meylini her geçen gün arttırmaktadır.

Bu cümleden olmak üzere şimdiye kadar BTP'den, mesela onun yüzbinlik mitinglerinden bir tek cümle bahsetmeyip partiyi gizlemeye çalışanlar, şimdi bu yükselen teveccüh karşısında bir yalan kumkumasına girmiş gözüküyorlar.

Taha Kıvanç kod adlı Fehmi Koru üst üste yazdığı yazılarla ülkemizde son günlerde kopartılan MİT?Yargıtay çatışmasının bir ucuna genel başkanımızı eklemeye çalışıyor. Bir okuyucuya atfen denilerek, varsa şayet bir kişinin söylediği bir cümleden büyük bir senaryo üretiliyor. Öncelikle böyle bir yöntemin gazetecilik etiği ile hiçbir yerde buluşmayacağını bilmiyoruz söylemeye gerek var mı? Bir okurun söylediği iddia edilen bir cümle ile nasıl böyle bir kurgu yazılabilir? İddia edilen şey için bir tek telefon kafi iken bunun yapılmaması, tek başına Fehmi Koru'nun "misyon adamı" olduğunu, ama gazeteci olmadığını ispat etmeye yeter!

Belli ki MİT?Yargıtay çatışması üretilerek ve tetiklenerek ve bu girdabın içine milli bir çevrede dahil edilerek kurumlar ve devlet?millet harcı zayıflatılmaya çalışılmaktadır.

Bunun karşılığını milletimizin takdirine bırakarak böyle bir görevin ve misyonun güvenlik dilinde adının "etki ajanlığı" olduğunun altını çizelim

Fehmi Koru'nun kızgınlığının asıl nedeni ise bambaşkadır ve bu durum kendi satır aralarından çok net bir şekilde gözükmektedir. Kritik ifade şudur:

"Bağımsız Türkiye Partisi'nin iddiası hiç eksilmeden sürüyor."

İşte Fehmi Koru ve onun şahsında gayrı milli çevreleri rahatsız eden şey budur. Yani Bağımsız Türkiye Partisi'nin inancı ve önlenemeyen yükselişi!

BTP'nin Yalova'da ki başarısını bir bağımsız adaya bağlayan ve bundan komik bir senaryo üretmenin nedeni de yine aynı duygu ve aynı çevrelerdir. Bir başka ifade ile "çamur at izi kalsın" mantığı ile BTP'nin başarısını gölgelemek!

Tekrarlayalım ki Fehmi Koru'yu rahatsız eden şeyin esası BTP'nin, yani milli çizginin bu milletten gördüğü takdir ve teveccühtür!

Bu noktada Fehmi Koru yalnız da değildir. Koru ile eş zamanlı olarak gazetecilikten çok uluslararası güç odaklarının tetikçiliği ile tanınan Ruşen Çakır'ın bir akademisyene atfen yayınladığı düzmece raporda dikkat çekicidir. Rapor adlı yalan bir taraftan şu anda hayatta olmayan Prof. Dr. Şaban Kuzgun Hoca'ya, diğer Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş'a iftiradır. Çünkü merhum Prof. Dr. Şaban Kuzgun, Genel Başkanımızın inanç ve düşünce beraberliği olan özel bir dostu idi. Kaldı ki Kuzgun Hoca'nın dini bütünlüğümüz ile ilgili olarak Prof. Dr. Haydar Baş'a "bu konulara sahip çıkan tek siz kaldınız hocam" dediğini iftira sahipleri de çok iyi bilmektedir. Bu insanların bildiği bir başka gerçekte Kuzgun Hocamızın bizzat Prof. Dr. Haydar Baş'ın davetlisi olarak katıldığı program dönüşü şüpheli bir kazaya kurban gitmesidir. Hatırlatalım ki Prof. Dr. Şaban Kuzgun'un katıldığı ve Urfa'da yapılan programın adı "dini ve milli bütünlüğümüze yönelik tehditler ve çözüm yolları" idi.Bu gerçekleri bildikleri ve korktukları için olsa gerek ki, gazetecilik sınırlarını aşarak "etki ajanlığı" misyonuna soyunanlar, milli duruşa sahip olanlara iftira etmenin ötesinde, birbirine düşürme gayesi de taşımaktadırlar.

Şunu biliyoruz ki büyük fikirler, ulvi düşünceler tıpkı tarihte olduğu gibi bugünde kapatılmaya, setredilmeye çalışılacak, olmuyorsa iftiraya tabii tutulacaktır. O nedenle bu tavrı tanıyoruz ve müfterilerden hukuk önünde hesap soracağımızı milletimizin bilmesini istiyoruz.

BTP iktidarı bir gönül, sevgi ve barış iktidarı olacaktır. Herkesi kucaklayacak ve bu arada Fehmi Koru'yu, Ruşen Çakır'ı da kazanacaktır.

Bu vesile ile aziz Türk Milletinin partimize ve Genel Başkanımıza gösterdiği büyük teveccühe şükranlarımızı sunar, bu millete ve bu vatana olan inancımızı bir kez daha kamuoyuna duyururuz."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100