04 Nisan 2006 Salı 00:00
320 Okunma
Bu ?büyüme' değil ?ilüzyondur'...
Büyüme rakamları özellikle kişi başına düşen gelirin 5 bin doları geçmesi ile ilgili tespitler kamuoyu ile paylaşıldığı andan itibaren tartışmalara sebep olurken, genelde iki başlık öne çıkıyor: 1? Dolardaki gerileme ile artan bir gelir var (artışın yüzde 75'i kur kaynaklı), 2? Verilerde revizyon mantığı ile yapılan oynamalar ile sonuçlar ortaya çıktı... ~|~

Sevgili dostlar, tartışmalar devam ededursun gelin bu köşede daha önce de paylaştığımız satırları da yeniden ele alarak hayatımıza bakalım ve şu soruya cevap arayalım; madem büyüyoruz o zaman sosyal tablo günden güne neden bozuluyor ? Bu noktada birileri şu tezi savunabilir: Amerika'da da yüksek gelir var ama sosyal yapı bozuk.

O kadar basit değil. Amerika her şeyden önce 'ulusal bir bilincin ve bütünlüğün' oluşabileceği bir yer değil. Ve daha da önemlisi sosyal tablonun bozuk olduğu bölgeler, gelirin düzensiz ve bozuk olduğu kesimler. Kısacası; gelirin artması, özellikle Türkiye gibi bir ülkede krizler sonrası artması sosyal tabloyu bozmaz tam tersi olumlu etkiler...

Bu noktada 'Türkiye gerçekten büyüyor' diyenler için; patronlar, sivil toplum kuruluşlarının başındakiler ve en önemlisi 'sıcak para döngüsü' dışında kalanlardan gelen tepkileri size aktaralım. Son büyüme açıklaması sonrası Perihan Çakıroğlu'nun Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar'la konuşmasından köşesine taşıdıklarına göz atalım: "...Bayraktar, tarımda üretim artışı olduğunu kabul ediyor ama 'sabit fiyatlar' ile 'cari fiyatlar' arasında birkaç puanlık büyük farklılık olduğunu söylüyor ve şu yorumu yapıyor: 'Tespitlerimize göre 450 bin kişilik bir nüfus, geçen yıl tarımı bırakıp kentlere göçtü. Hatta göçmedi kaçtı. Para kazansaydı, toprağını bırakıp kaçar mıydı? Tarım ürünlerindeki pazarlama sorunu yüzünden de üreticinin fiyatları aşağıya düştü. Dolayısıyla çiftçi, açıklanan yüksek büyüme rakamlarına göre refaha kavuşamadı. Onun için bu rakamlar reel yaşamı yansıtmıyor. Halk neden feryat ediyor...'"

Şimdi size soralım: Etmiyor mu?
Tepkileri aktarmaya devam edelim. Hisarcıklıoğlu'nun yaptığı açıklamadan çıkarımlar, lütfen bir göz atın. Ne mi diyor Hisarcıklıoğlu? Söylediği çok açık: üreten kesim yok oluyor, Türkiye tamamen ithal ürünleri tüketen, üretenin cezalandırıldığı bir ülke haline geliyor. Cari açık 2006'da kaldırılamayacak şekilde patlayacak. Daha açıkçası; ekonominin sağlam olması gereken bacakları tek tek kırılıyor...
Sevgili dostlar, 'sıcak para modeli' ile bugüne gelen, yakıtı 'üreten' olan yapı için tespitleri ve feryatları sizlere aktardım. Bu noktada aklıma takılan bazı detayları da çıkarımlar halinde sizlere aktarmak istiyorum.
İşte tespitlerim:

? Cari açık ve dış ticaret açığında rekorlar kıran, yani parasını değerli kılarak ithal mallarını kendi ülkesinde ucuz hale getiren, döviz kurunun sıcak para girişi ile devamlı düşen bir trend içinde kalmasını sağlayan her ülke; kısa vadeli tanımlanmış bir gözlem aralığında büyür.

? Evet, son üç yılda 'açıklanan veriler' bir büyüme rekorudur ama dünyanın ilk ve tek cari açık ve dış ticaret açığı ile sağlanmış (aynı anda bu dinamiklerin de rekor kırdığı) bir büyüme rekorudur. Bu aslında büyüme değil, cari açık ve dış ticaret açığı gibi iki önemli değişkeni dibine kadar zorlayan ve ekonomiyi orta ve uzun vadede sakat bırakacak bir ilüzyondur.

? Bu büyüme Türk üreticisinin büyümesi değil, Türkiye'ye mal satan yabancı üreticilerin büyümesidir. Türkiye'ye 2003'te 100 birim mal satan bir yabancı üretici 2004 ve 2005 yılında yüzde 15?20 arasında büyüyerek 115?120 birim mal satar hale geldi. Bu denklem değişikliği o firmanın Türkiye'deki rakibinin de kapanmasına, iflas etmesine yol açtı. Böyle büyüme olur mu? Dünya üzerinde kendi üreticisini yok ederek büyüyen bir ülke örneği daha var mı?

? Büyümeyi sağlayan 'kuru basarak' aynı anda sıcak paranın rantını maksimize eden dinamiğe, serbest dolaşamadığı için mal satamayan yerli endüstrinin günden güne ithalatçı olması gerçeğini ekleyin, ortaya çıkan sonuç çok net; ithalata dayanan kısa vadede lüks tüketim ile yerli üreticinin yok olması pahasına büyür görünen bir ekonomi.
Çıkarımlar:
1? Ballandırılarak anlatılan büyüme; ülkedeki sağlam dinamiklerin zorlanarak, 'sıcak para, düşük kur, artan dış ticaret açığı, cari açık gibi' etkenler ile sanal bir tablo oluşumudur.
2? Ballandırarak anlatılan 'stabilite' artan sıcak paranın sağladığı geçici bir durumdur.
Sonuç: Siz hiç büyüyen bir ekonomide; okullarda şiddetin arttığını, öğrencilerin birbirlerinin boğazlarını kestiğini, ülkenin bir bölgesinin her türlü dinamik dışında kalarak devlete isyana teşvik edilebildiğini, insanların borcundan dolayı intihar ettiğini, üretimden para kazanan tesislerin patronlarının ağladığını, işçi çıkarıldığını, hırsızlığın arttığını, kapkaçın şehirleri esir aldığını, işsizliğin rekor kırdığını, rekabet edemeyen üreticinin aynı malın ithalatçısı olduğunu gördünüz mü?

Yiğit Bulut / Radikal
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100