25 Eylül 2001 Salı 00:00
168 Okunma
Bu maceranın nasılı ve nedeni-1
Abdullah AĞAROĞLU

11 Eylül'den sonrasındaki süreç, "gelişen durumu kendi lehine çevirme" ve "komplo teorileri" arasında kendine eksen belirlemeye çalışan bir paradoksu artık kesinleştirdi.

Bu paradoks eğrilerine en çok yön vermeye çalışanlar da ABD'nin psikolojik harp, propaganda, gayri nizami harp dinamikleri ile bu eksende faaliyet gösteren diğer devlet elemanları ve o güdümdeki medyadır.

Sadece bu durum bile, Dünya Kamuoyundan bir şeyciklerinin (!) saklanmakta olduğunun ispatıdır.

Ve "şimdilik (!)" Radikal İslam, Taliban ve Usame bin Ladin maske?mazereti altında, çuvala sığdırılmaya çalışılan mızrak her ne ise, ilk önce ABD'nin prestijine ve çok daha tehlikeli bir konuma düşen "bekasına" batırılmıştır.

Hatta denilebilir ki; hem ABD'deki terörü organize eden, hem sonrasını hesap eden, hem de terörü yönlendirebileceği gibi ülkeleri de yönlendiren bir güç, dünyanın gölgesiyle bile boks yapmasına izin vermemektedir.

İşte ABD'nin karşı karşıya kaldığı bu güç böylesine bir gü~|~çtür.

Ve ABD, öylesine güçsüz, öylesine çaresiz, öylesine korkaktır ki, karşı karşıya kaldığı şeyi bırakın sorgulamayı, yüzleşmeye bile cesaret edememektedir. Böylece kendi varlığıyla ilgili her şeyi, yaşadığı terör depremiyle tarumar olduğunu da kabul etmektedir.

Ve bu kabul ediş kendini, kimsenin sonuçlarını değerlendiremeyeceği bir savaşa ve hatta dibi belli olmayan bir yok oluşa da sürüklemektedir. Ve tabi ki dünyayı da beraber...

Evet; ABD kendine, müttefiklerine, gücüne güvenmektedir ama Hindukuş Dağlarının serin rüzgarındaki ölüm meleği, askerlerini kuşattığında da aynı gücü ve özgüveni gösterebilecek midir?

Yoksa Körfez Harbinde icra ettiği gibi, kendini göstermeden savaşmayı ve sonuç almayı mı planlamaktadır?

Sonuçta ne yaparsa yapsın, bir gün gerçekle yüzleşmek zorunda kalacak ve yıkılmakta olduğunu, yıkıldığını anlayacaktır.

Çünkü, insanlıkla ilgili olan Adalet Tarihi; "zulmün payitaht olamayacağını", tarihin her döneminde söylemiş, söyleyecektir de...

Hatta gönlümüz; "Keşke ABD, süper güçlüğe soyunmak yerine, kovboy olarak kalsaydı" demektedir. Keşke kendi kendine silah çekip birbirini vurmaya devam etseydi. Böylece "kendi dinamikleri içinde" daha adil bile olabilirlerdi." "Katl" ne kadar "cani" sıfatıyla özdeşse de, düellonun kendine özgü mertlikleri de vardı, hani...

Değil asıl düşmanıyla, kendi kendiyle bile yüzleşmekten korkan ABD, bundan sonra bir bilinmezin içindedir. Ve karşı karşıya kaldığı bu güç aslında, ABD'nin "asıl" milli hedef ve menfaatleri, "tali" hedef ve menfaatleri konumuna düşürecek kadar kapsayıcı ve kuşatıcıdır.

Anlaşılan o ki; topyekün bir kalkışmayla, dünyanın siyasi, ekonomik, askeri, propaganda güçlerini bir merkez etrafında toplayabilen, devletleri kullanabilen ve perde arkasında kalmayı yeğ tutan bu güç, dönem dönem kendini ele verse de, artık planı uygulamaya koymuş gözükmektedir.

Ve bu plan yeni girilen yüzyılın, devletlerin milli hedef ve menfaatlerinin çok daha üstünde yer alan manevi hedef ve menfaatleriyle bal gibi örtüşmektedir.

Zaten fiziki doygunluğun kusma sınırını aştığı, "arayışın" kronikleşen dünyasında, aradığını bulmak için ruhların yılanına sarılmak, öyle şaşılacak bir iş de değildir.

Yoksa neden ABD ve etrafındaki güçler fizik varlık olarak hiçbir şey ifade etmeyen, fakat stratejide ve dünya jeopolitinde anlamı "sarih" olan Afganistan'da kavgaya tutuşsun?

Burada kanaatimizce dikkat edilmesi gereken husus, Batı Dünyasının yapacağı bu eylemde iki temel dinamiğinin; yani fiziki ve ruhani menfaatlerin birbirlerini desteklemesi ve asla çelişkiye düşmemekte olduğudur.

Asıl çelişki; böyle bir eyleme nasıl "insani" bir maske takılabilmiş olmasıdır.

Devam edeceğiz....
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100