Bu haber kez okundu.

Bu mu tebliğ?
Ey papaz aşıkları, kardinal meftunları! Hani siz bu diyalog sürecinde tebliğ yapıyordunuz? Müslüm Karabacak yazıyor... ~|~

Son Hatay kasti hatasına cevap niyetine, tekrar.
Diyalog sonrası gelişmeleri çok faklı zemine çekmek isteyen bir kısım zevata ölçü olur diye düşündüm ve Turgut İzmit'in gönderdiği aşağıdaki dokümanı size sunmayı uygun gördüm.
İmam Rabbanî'nin Mektubat isimli eserinin 163. mektubundan geçiyormuş bu ifadeler.
Bizi taassupla itham edenler, eğer İmam Rabbanî için de aynı şeyleri söyleyecekse yapacak bir şey yok.
Aslında diyalog sürecinde hoş görülen fiillerin batıl olduğunu, insanı küfre vardıracağını, başka hiçbir delile gerek kalmayacak şekilde ayet ve hadisler apaçık ortaya koyuyor.
Ama bazılarında oluşmuş anlayıştan dolayı bazı İslam büyüklerinin konu hakkındaki yaklaşımlarını da bilmekte fayda var.


Bakın Nakşilik yolunun ikinci piri kabul edilen İmam Rabbanî diyaloga nasıl yaklaşıyor 163. mektupta!
"Allah'u Tealâ'nın dînine saldıranlar ile arkadaşlık etmek, onlarla görüşmek, insanı Allahü Teâlâ'ya ve O'nun Peygamberi'ne (a.s) düşman olmaya kadar sürükler. Bir kimse, kendini Müslüman sanır, Kelimeyi tevhîdi okur, inanıyorum der ve Müslüman olduğunu söyler. Hâlbuki kâfirlerle, münâfıklarla görüşerek, konuşarak onun Müslümanlığı, îmânı saf ve temiz kalmaz. Hattâ, büsbütün gider de, farkında bile olmaz. Allah?u Teâlâ, hepimizi, nefislerimizin kötülüğünden ve amellerimizin bozuk olmasından korusun!
Böyle kâfirlerle meşveret etmek, işleri onlara danışıp onların sözü ile hareket etmek, bu din düşmânlarına kıymet vermek olur. Hem de, onları çok yükseltmek olur. Onlardan yardım, şifâ beklemek ve hele onlar vâsıtası ile duâ ve ibâdet etmek boşuna uğraşmaktır. Mümin sûresinin 50 ayeti kerimesinde ve Rad sûresinin 14. ayeti kerimesinde meâlen, (Kâfirlerin duâları ancak dalalettir) buyuruldu. Yanî, İslâm düşmânlarının duâları kabûl olmaz, hiç fâide vermez. Kâfirler, papazlar vâsıtası ile yapılan duâları Allah?u Teâlâ hiçbir zamân kabûl etmez. Böyle duâların Müslümanlara fâidesi olmaz. Yalnız bu sûretle o dinsizlere bir kıymet verilmiş olur. Onlar, duâ ederken, putlarını, Allah'ın düşmânlarını araya korlar. Onlardan duâ beklemenin kötülüğünün çirkinliğinin nereye kadar uzandığını, Müslümanlığın temelinden yıkılıp, kokusunun bile kalmayacağını buradan anlamalıdır."

Evet böyle diyor kaç asır önce İmam Rabbanî.
İmam Rabbanî o gün kıskanacak kimse bulamadığı için böyle dedi, ama siz kıskanıyorsunuz da böyle diyorsunuz şeklinde çok bilimsel bir yaklaşımda bulunulacak olunursa diyecek bir şeyimiz yok.
İmam Rabbanî'nin Burhanettin Tabbanî ile bir akrabalık bağının olmadığını, varsa da benim bilmediğimi peşinen belirteyim.
İmam Rabbanî kafirden dua talebinin butlanına/batıl olduğuna dikkat çekiyor.
İftarda papazlara dua yaptırmak ve "ortak inanışımız Allah olsun" deyip de Hz. Muhammed'i (as) dışlama gayretlerine şahit olsaydı ne derdi İmam Rabbanî?
Ya da diğer haramların diyalog ile nasıl "meşru hale getirildiğini" görseydi nasıl bir mektup yazardı imam?
Onu da kıyas yoluyla anlayalım.
Dedim ya, İmam Rabbanî'nin bu ifadeleri olayları amuda kalkarak tahlil etmeye çalışanlara çok güzel bir cevap olması açısından önem taşıyor.
Yapılanların Kur'an ve hadis ölçüsünde batıl olduğu mümin olan için başka şeye ihtiyaç duyulmayacak kadar ayan beyandır.
Bu noktaya son Hatay hatasını övmek için, Zaman Gazetesi bakın nasıl bir "hikmet (!) yumağı" cümle kullandı.
Başlık şöyle;
Antakya'dan Babil'e dönüş mümkün mü?
Farklı diller ve kültürler zenginlik değil bir çatışma nedeni olarak kabul ediliyor. Bir dinin ya da kültürün üstün olduğu, diğerlerinin yanlışlığı üzerine politikalar geliştiriliyor. Bu açıdan bakıldığında Hatay'da pazar akşamı Başbakan Erdoğan'ın açılışını yaptığı Medeniyetler Buluşması Toplantısı, Babil'de dağılan insanlığın tekrar bir araya nasıl getirilebileceği üzerine bir adım olarak da kabul edilebilir.
Üç semavi dine mensup, 37 farklı ülkeden 700'ü aşkın katılımcı 5 gün boyunca onlarca oturumda medeniyetler ve dinler arasında tesis edilebilecek ilişkileri tartışıyorlar. Başbakan Erdoğan dahil tüm katılımcılar, konuşmalarında dinlerin ve kültürlerin çatışma gerekçesi olamayacağına, hiçbir dinin 'terör' kelimesi ile yan yana getirilemeyeceğine vurgu yapıyor..." (Zaman gazetesi  27.09.2005).
Tam da bu noktada şunu sormamız gerekmez mi?;
"Bir dinin ya da kültürün üstün olduğu, diğerlerinin yanlışlığı üzerine politikalar geliştiriliyor" suçlamasında; "Allah katında hak din İslam'dır", "İslam'dan başka bir din arayandan bu aradığı asla kabul edilmeyecektir" ve benzeri hükümlerin sahibi olan Allah suçlanmış olmuyor mu?

Hiçbir Müslüman kendi arzusu ile, mensubu olduğu dini üstün, diğerlerini yanlış ilan eden bir politika üretme hakkına sahip değildir.
Her Müslüman Allah'ın bu konudaki beyanını ölçü alır.

Tek Hak din vardır, o da İslam'dır.
İslam'dan başka bir din arayışı merdüttür/reddedilmiştir.
Dahası, Fetih Sûresi 28. ayette Yüce Allah; "O, Peygamberini hidayetle (tevhid ile) ve hak din (İslam) ile gönderendir. (Bu da) onu (o hak dini) diğer bütün dinlere galip kılmak içindir. (Senin bu suretle gönderildiğine) tam şahit olarak Allah yeter."
Demek ki İslam'ın diğer bütün dinleri geçersiz kıldığına Allah şahittir.
Demek bir tek dinin, yani İslam'ın hak, diğerler dinlerin batıl olduğunu ilan eden Allah'tır.
Son bir söz.
Ey papaz aşıkları, haham sevdalıları, kardinal meftunları! Hani siz bu diyalog sürecinde tebliğ yapıyordunuz?
Diyalog olmadan tebliğ nasıl olur diye bizi de hesaba çekiyordunuz.
Bu mu sizin tebliğ anlayışınız?
Hatay toplantısından önce yapılan toplantıların hiçbirinde de bundan farklı bir şey yapmadınız ki.
Alt yapısını kilisenin oluşturduğu toplantılardan başka ne beklenir ki?
Ve tabii bu misyonun parçası olanlardan da.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100