08 Ekim 2004 Cuma 00:00
473 Okunma
Bunun Adi TASFiYE
Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin insanını ve topraklarını lime lime edip parçalamaya ve bölmeye götürecek 'İlerleme Raporu' mayınlarla dolu

Avrupa Komisyonu'nun Türkiye ile ile müzakerelerin 'ağır şartlar altında' başlamasını öngören İlerleme Raporu, bugüne kadar hiçbir aday ülkeden talep edilmeyen dayatmalarla dolu. Türk halkı, bu şartların yerine getirilmesi halinde, ortada Türkiye diye bir ülkenin kalıp kalmayacağı gerçeği ile karşı karşıya...

l Türkiye taksim ediliyor

İlerleme Raporu, Çanakkale'de ve Milli Mücadele'de omuz omuza çarpışan Türk halkını 'azınlıklara' taksim ediyor. Rapor, AB'nin Kürt kardeşlerimizi bir 'azınlık' olarak gördüğünü ilk kez kuvvetli ve doğrudan ifadelerle kayda geçiriyor.

l Ermenistan kapısını açın!

AB'nin raporunda, Ermenistan ile ilgili ciddi talepler yer alıyor. Rapor'un Türkiye'nin Üyelik Perspektifi'nden Doğan Sorunlar başlıklı bölümünde, Türkiye'nin Ermenistan ile diplomatik ilişki kurması ve halen kapalı olan 'kara sınırının' açılması gere~|~ktiği vurgulanıyor.

l Fırat ve Dicle'ye el atıyor

Rapor enteresan bir şekilde Güneydoğu Anadolu Projesi'ni gündeme getiriyor. Rapordaki bu konuya ilişkin hüküm şöyle: "Türkiye'nin üyeliği, su kaynakları ve altyapıların uluslararası yönetimi (Fırat ve Dicle nehir havzalarındaki barajlar ve sulama projeleri, İsrail ve komşuları arasındaki sınır ötesi su işbirliği) AB açısından başlıca mesele olacaktır."

l Aleviler de azınlık

Türkiye'yi etnik ve inanç hatları boyunca lime lime etmeyi kafasına koyan AB, Alevileri de 'azınlık' başlığı altında gündeme getiriyor. Rapordaki hüküm şöyle: "Aleviler 'dinsel bir cemaat olarak' resmen tanınmamaktadır."

l Serbest dolaşım yok

AB'nin kuruluş ilkelerini teşkil eden malların ve insanların serbest dolaşımı Türkiye'ye tatbik edilmeyecek. Bu konuda raporda yer alan ifadeler şöyle: "AB'nin iş piyasasına yönelik ciddi olumsuzluklardan kaçınmak için Türk işçilerinin dolaşımını engellemek için 'kalıcı koruyucu' hükümler konulabilir."

Avrupa Komisyonu'nun Türkiye ile ile müzakerelerin 'ağır şartlar altında' başlamasını öngören İlerleme Raporu, bugüne kadar hiçbir aday ülkeden talep edilmeyen dayatmalarla dolu. Türk halkı, bu şartların yerine getirilmesi halinde, ortada Türkiye diye bir ülkenin kalıp kalmayacağı gerçeği ile karşı karşıya...

Rapordaki mayınlar...

1) Azınlık konusu...

İlerleme Raporu, Çanakkale'de ve Milli Mücadele'de omuz omuza çarpışan Türk halkını 'azınlıklara' taksim ediyor. Rapor, AB'nin Kürt kardeşlerimizi bir 'azınlık' olarak gördüğünü ilk kez kuvvetli ve doğrudan ifadelerle kayda geçiriyor. Bu görüş, İlerleme Raporu'nun 18. Sayfasında "azınlık hakları, kültürel haklar ve azınlıkların korunması"na ilişkin başlık altında şu şekilde dile getiriliyor: "Kürt dilinin kullanılmasını serbest bırakmak için Anayasa değiştirildi. Gecikmeli olarak TV ve radyodan Kürtçe dahil Türkçe dışındaki dillerde ve lehçelerde yayın yapılmasına imkan tanındı. Bunlara rağmen, özellikle azınlık dillerinde eğitim ve yayıncılık alanlarında ciddi kısıtlamalar hala mevcuttur."

Raporda, Lozan Anlaşması'nın yalnızca Müslüman olmayan Yahudiler, Ermeniler ve Rumlar'ı azınlık olarak gördüğü belirtildikten sonra şöyle deniyor: "Buna karşılık Türkiye'de Kürtler de dahil olmak üzere başka azınlıklar da vardır."

2) Ermenistan problemi

AB'nin raporunda, Ermenistan ile ilgili de ciddi talepler yer almaktadır. Rapor'un Türkiye'nin Üyelik Perspektifi'nden Doğan Sorunlar başlıklı bölümünde, Türkiye'nin Ermenistan ile diplomatik ilişki kurması ve halen kapalı olan 'kara sınırının' açılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Ayrıca, Ermeni soykırımı iddialarının tanınması için raporda çok ciddi bir ifade yer alıyor. Bu hüküm şöyle: "Başta 1915/16 yıllarında bölgede yaşanan insan zayiatı olmak üzere trajik olaylarla ilgili olarak, Türkiye'nin müzakere ümidi ve perspektifi, onu Ermenistan ile ikili ilişkilerin geliştirilmesine ve bu olaylara ilişkin uzlaşmaya götürmelidir."

3) Fırat ve Dicle suları

Rapor enteresan bir şekilde Güneydoğu Anadolu Projesi'ni gündeme getiriyor. Raüpordaki bu konuya ilişkin hüküm şöyle: "Türkiye'nin üyeliği, su kaynakları ve altyapıların uluslararası yönetimi (Fırat ve Dicle nehir havzalarındaki barajlar ve sulama projeleri, İsrail ve komşuları arasındaki sınır ötesi su işbirliği) AB açısından başlıca mesele olacaktır."

4) Aleviler de azınlık!

Türkiye'yi etnik ve inanç hatları boyunca lime lime etmeyi kafasına koyan AB, ilk Alevileri de 'azınlık' başlığı altında gündeme getiriyor. Rapordaki hüküm şöyle: "Aleviler 'dinsel bir cemaat olarak' resmen tanınmamaktadır."

Ekonomik talepler

Raporda yer alan ekonomik talepler ise IMF'nin klasik istekleriyle birebir örtüşüyor.

Sadece iki hükmü aktarmakla yetinelim:

5) Kamu bankaları ve kamu iktisadi teşekküllerinin özelleştirilmesi hızlandırılmalıdır.

6) Türkiye, gümrük bariyerlerini indirmek için çabalarını hızlandırmalıdır.

7) Türkiye'ye ikinci

sınıf muamele

Rapor, Türkiye'ye ikinci sınıf 'ülke' muamelesini şu cümleyle netleştiriyor:

"Türkiye'nin üyeliği diğer Avrupa Birliği'ne aday olan ve adaylık süreci devam eden ülkelerden nüfusu, büyüklüğü, coğrafi konumu, ekonomisi, güvenliği ve askeri potansiyeli itibariyle farklı olacaktır."

8) Serbest dolaşım yok

Avrupa Birliği geleceğinde Türklere yer vermiyor. AB'nin kuruluş ilkelerini teşkil eden malların ve insanların serbest dolaşımı Türkiye'ye tatbik edilmeyecek. Bu konuda raporda yer alan ifadeler şöyle:

"AB'nin iş piyasasına yönelik ciddi olumsuzluklardan kaçınmak için Türk işçilerinin dolaşımını engellemek için 'kalıcı koruyucu' hükümler konulabilir."

9) Türk tarımı da

özgür değil

AB, Türk tarımına da burnunu sokuyor. Rapor uyarınca Türk tarımına da çeşitli kısıtlamalar getirecektir. Türk tarım ürünleri AB içinde serbest dolaşıma sahip olamayacak. Her aşamada bir yaptırım, her yaptırımda bir denetim olacak. IMF'den sonra AB de, ne kadar domates ekeceğiz, ne kadar kağıt satacağız, ne kadar şeker üreteceğiz gibi şeylere karışacak.

10) Dini azınlıklar meselesi

Raporda, Türkiye'de kaçak açılan Protestan kiliselerinin mağdur edildiği, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması gerektiği, Patrik'in ekümenik sıfatının tannıması gerekitği, Süryanilerin baskı altında olduğu, azınlıkların mülk edinmesi önnüde pratik engellerin bulunduğu da öne sürülüyor.

Rapordaki diğer bazı başlıklar da şöyle

11) TSK, gayriresmi kanallardan siyaseti yönlendirmeye devam ediyor. TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi değişmelidir.

12) Raporda başörtüsü meselesi yer almıyor.

13) Kamu Reformu Yasası'nı veto ettiği için Cumhurbaşkanı Sezer eleştiriliyor.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100