27 Aralık 2005 Salı 00:00
159 Okunma
Büyük paylaşmanın özlemini çekenler
Milliyet'ten Hasan Pulur, Sevr özlemi çekenleri hatırlatıp, uyaranları "Sevr paranoyaklığıyla" itham edenlere, Sevr'in öngördüğü Türkiyecik ile bu paylaşmayı o gün için yapanların bugün de aynı hesap içinde olduklarını hatırlatarak cevap veriyor ~|~ Genellikle "Sevr Antlaşması"nın anlamını biliriz, Osmanlı İmparatorluğu'nun ve Türkiye'nin paylaşılmasıdır.
Batılı müttefikler Birinci Cihan Savaşı'ndan Almanlarla birlikte yenilgiyle çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nu kendi aralarında paylaşırlar. Sınırların belirlenmesi de galipler ile Osmanlı Devleti arasında olmaz, paylaşma, Batılı müttefiklerin kendi aralarındaki bir talan pazarlığıdır.
Bugün bazılarının adeta hasretle andığı, hatta hasretle beklediği, "Lozan değil, Sevr" dediği paylaşma olsaydı, Anadolu nasıl elden gidiyordu, bilir misiniz?
Şöyle kabataslak, sınırlarını çizelim...

***
Boğazlar Komisyonu: Kendine özgü bir devlettir. İstanbul fiilen ve hukuken bu komisyona bırakılacaktır. Çatalca, İzmit, Edremit arasındaki üçgen de bu komisyona verilmiştir.
Yunanistan: Ayvalık, Alaşehir, Selçuk içinde kalan üçgen, Oniki Adalar. Trakya, Çatalca'ya kadar.
Ermenistan: Erzurum, Trabzon, Van, Bitlis'in kapsadığı bütün alanlar.
Fransa: Suriye, Fransa'nın bir mandası olacak, bu mandaya Hatay, Antep, Maraş Urfa, Mersin bağlanacaktır.
İtalya: Antalya, Marmaris, Bodrum.
Kürt yerel özerk bölgesi: Bu yerel özerkliğin sınırları Ermenistan'a ayrılan bölgenin güneyi, Suriye, Mezopotamya'nın kuzeyi (Irak) Fırat Nehri'nin doğusu...

***
Türklere Anadolu'dan ne kaldığını haritada bulun...
Türk askeri, tarih boyunca, milletle birlikte vatanını savunmuş ve korumuştur.
Sevr'i hazırlayanlar, Osmanlı'ya kabul ettirenler bunu çok iyi bilmektedirler.
Onun için ilk fırsatta, Türk ordusunun belkemiği Kara Kuvvetleri'ni ortadan kaldıracaklardır. Sevr'e göre, Türkiye'nin ordusu olmayacak, 35 bin kişilik bir jandarma kuvveti olacaktır.
Deniz Kuvveti: Türkiye'nin bin 600 tonilatodan daha büyük olmamak koşuluyla 13 ganbotu ve torpidosu olabilecektir.
Hava Kuvvetleri: Türkiye'nin hava kuvvetleri, uçakları olmayacaktır.
Bütün askeri okullar kapatılacak bir tek subay yetiştirme okulu kalacaktır.
Padişahın 700 kişilik koruma kuvveti olacaktır.
Bir subayın ancak bir tabancası ve 100 mermisi bulunacaktır.

***
Bunlar Sevr'in çok kabataslak çizgileridir.
Ama bunlar bile, bugün Sevr diye yanıp tutuşanların amacının ne olduğunu anlatmaya yeter.
Peki, bu Sevr düşkünlüğü, hayranlığı durup dururken birdenbire mi çıkmıştır?
Hiç olur mu?
Siz, emperyalizmin kılık kıyafet değiştirse de değerlerinden, ilkelerinden vazgeçtiğini mi sanıyorsunuz?

***
Yıllar önce "Sevr Dosyası"nın yazan (Boyut Yayınları) Cahit Kayra şöyle der:
"Tarih bir değerler savaşıdır. Bugünkü Türkiye'nin ilkelerini oluşturan değerlere karşı, Sevr Antlaşması'na yansıyan Batı değerleri savaşmaktan vazgeçmiş olabilir mi? Sanmıyorum. Böyle bir şey insanlık ve tarih sürecinin genel eğilimlerine ters düşer. Savaş, değerler savaşı sürüp gidecektir. Bize düşen, bu değerler kavgasının tanımını, akıllı yapmaktır. Bunu yapabilmenin yolu da olan bitenleri bilmekten geçer."

***
Haaa, işte sorun bu!
Olup bitenleri biliyor muyuz?
Kimlerin demokrasi derken, Anayasa'nın "değiştirilemez" üçüncü maddesinin değiştirilmesini istemektedir, biliyor muyuz?
Anayasa'nın üçüncü maddesinin birinci fıkrasının "Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir" olduğunu, bunun değiştirilmek istendiğini biliyor muyuz?
Varsın "Bunlarda Sevr sendromu var!" diyenler, bizlerin bunları bilmediğimizi sansınlar.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100