09 Mart 2006 Perşembe 00:00
1081 Okunma
Büyükanıt, AB'ye girmemize engel mi?
 SAVCILIK nedir, savcı kimdir? Savcılık iddia makamıdır. Savcı, iddiada bulunan kişidir. O makamda oturan kişi iddiada bulunur ama o iddiasını da isbata mecburdur. Bunun içindir ki savcılar dünyanın her yerinde iddialarını ileri sürerken çok sağlam delillere dayanmaya gayret ederler. ~|~

 Hatta yüzde yüz kani oldukları maddi meselelerde bile, gerekli ciddiyette vesika ve delil elde etmeden dava açmayı göze alamazlar. Mühim olan, bir şeyi bilmek veya duymak değil, duyduğunu isbat edebilmektir. Yoksa her ileri sürülen iddia ve iftiranın savcılık iddianamesine geçirilmesi söz konusu olamaz. İddianameye geçen her husus, savcı tarafından ciddi görülmüş demektir.

Yâni savcı iddianamesinde ciddi değilse bir sorun var demektir. Biz iddianameyi görmedik ama medyadan öğrendiğimize göre, internet sitelerinde, savunma ihaleleri almaktan men edilmiş bir müteahhidin iki yıldan beri yaymaya çalıştığı iddialar ve asılsız ihbarlarla dolu imiş, üstelik aynı iddialar Şemdinli Komisyonu'na da getirilmiş ve fakat milletvekilleri tarafından ciddi bulunmamış.

TÜRKİYE Cumhuriyeti kurulurken, savcılar, normal ceza hukuku bakımından taraf olarak kabul edilmişlerse de yeni rejimin de savunucuları olarak görüldüğü için diğer ülkelerden rejim meselesinde biraz farklı telâkki edilmişler ve Cumhuriyet savcıları olarak isimlendirilmişlerdir. Van Savcısı'nın iddianamesinin en dikkate şayan tarafı, eğer gazetelere geçtiği gibiyse, Sayın Büyükanıta isnat edilen suçların Türkiye'yi Avrupa Birliğine sokmamak için işlendiği iddiasıdır. Bu noktada savcı, Cumhuriyetin mi, Avrupa Birliği'inin savcısı diye sormak abestir. Çünkü AKP yaptığı hukuki değişikliklerle, Türk hukukunu delik deşik etmiş, Avrupa normlarına teslim etmiştir. Ne var ki, bu ifade aynızamanda savcının suçlamalarına bir sebep bulmakta zorlandığını ve ancak hükûmet politikasına paralel bir tutumla ve bütün AB muhaliflerine de gözdağı verecek, AB karşıtlığının bir suç telakki edileceği zehabını uyandıracak bir şekle büründüğünü düşündürtmektedir.

Sayın Büyükanıt'ın Diyarbakır'da 7.Kolordu Komutanlığı'nda vatanın ve milletin bütünlüğünü korumakla görevli olduğu ve bunun için suikastlere uğradığı ve savcının daha önceki rektör iddianamesi neticesi açılan davadaki tutumu (davanın ilkinin bir celsede beraatle neticelenmesi, ikincisinin ise bir intihara sebep olması, bu intihar sebebiyle tahkikat açılmasına mahal olmadığı kararı verilmesi) ve seyri itibariyle kamuyu rahatsız etmiş olması düşünülürse Genelkurmay'ın iddianamenin hazırlanış şekline karşı yaptığı hukuki itirazlara ve meselenin iki üç gün içinde hallinin istenmiş bulunmasına şaşırmamak gerektir.

Hükûmet özenle kendisini bu işin dışında tutmak ve göstermek istemektedir ama, AB'nin Türk Ordusu'nun da gücünün, siyasi otoritelehinde sınırlandırılması talepleri göz önüne alınınca, Genelkurmay Başkanlığı yolunda Büyükanıt'ın önünün kesilmek istenmesi iddiaları, salı sabahı, AKP ile paralel görünen savcılık iddianamesinden daha fazla inandırıcı gelmektedir.

Ergun Göze / Tercüman
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121