06 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
319 Okunma
Çağın hastalık yuvaları: Metropoller
Bazı hastalıkların büyük kentlerde yaşayan insanlarda daha fazla görüldüğü belirlendi. Bu hastalıklar, metropollerin taşıdığı özelliklerden kaynaklanıyor. ~|~

 



Metropol hayatı, birçok hastalığın da nedeni haline geldi. 'İstanbul Bronşiti' büyük şehirlerin kirli havasından, 'Çin Lokantası Sendromu' uzak doğuya özgü baharattan, 'Hasta Bina Sendromu' ise ofislerin yer aldığı büyük gökdelenlerin, havasız ve kirli çalışma ortamından kaynaklanıyor.

Bazı hastalıklar ve rahatsızlıkların büyük kentlerde yaşayan insanlarda daha fazla görüldüğü belirlendi. 'Metropol Hastalıkları' adı verilen bu hastalıklar, metropollerin taşıdığı özelliklerden kaynaklanıyor ve o metropolün isimleriyle tanımlanıyor. 'İstanbul Bronşiti' büyük şehirlerin kirli havasından, 'Çin Lokantası Sendromu' uzak doğuya özgü baharattan, "Hasta Bina Sendromu" ise ofislerin yer aldığı büyük gökdelenlerin, havasız ve kirli çalışma ortamından kaynaklanıyor.

En sık allerjiye rastlanıyor
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof.Dr. Rasim Küçükusta, metropol hastalıklarının başında alerjik rahatsızlıkların geldiğini söyledi. Örneğin "İstanbul Bronşiti"nin, büyük şehirlerde, hava kirliliğinin yoğun olduğu illerde görülen bir hastalık olduğunu ifade eden Prof.Dr. Küçükusta, "Hastanın esas şikayeti geceleri artan, bazen uykusundan uyandıran kuru bir öksürük. Ama bunun yanında balgam çıkarma, ateş, nefes alamama ve hırıltı gibi diğer akciğer şikayetleri olmuyor. Bu daha çok bronşların aşırı duyarlılığından ortaya çıkan bir hastalık" dedi. Prof.Dr. Küçükusta, hastalığın daha çok çocuk ve kadınlarda görüldüğünü kaydederek uygun ilaçlar verildiği zaman tedavide başarılı olunduğunun altını çizdi.

Uzakdoğu'da baharat çarpıyor
'Çin Lokantası Sendromu'nun da metropol hastalığı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Küçükusta, "Gulutamat diye bir madde var. Çinlilerin, Uzak Doğu mutfaklarında kullanılan bir baharat bu. Yiyeceklere tat vermek için kullanılıyor. Bu baharat, duyarlı bazı insanlarda deri döküntüsü, baş dönmesi, tansiyon düşmesi, astım krizi yapabiliyor" diye konuştu. "Hasta Bina Sendromu"nun ise büyük gökdelenlerde çalışan metropol insanında görüldüğünü belirten Prof.Dr. Küçükusta, havaları fazla değişmeyen ve pencereleri pek de açılmayan bu binaların kişide baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, gözlerde yanma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, boğazda gıcık hissi gibi çok çeşitli şikayetleri ortaya çıkardığını da sözlerine ekledi. Prof.Dr.Küçükusta, ayrıca hastalıkların, o binanın havasını kirleten klimalardan kaynaklanan birtakım maddelerden, yapıştırıcılardan, boyalardan, bilgisayarlardan, fotokopi makinelerinden ve lazerlerden çıkan birtakım elektro?manyetik dalgaların yarattığı kirlilikten meydana geldiğinin tahmin edildiğini belirtti.

Metropollerin hastalığı: astım
Kent insanın artık doğal gıdalarla beslenmediğine işaret eden Prof. Dr. Küçükusta, "Fast food tarzı besleniyor, ayaküstü bir şeyler yiyoruz. Ya da, hazır çorbalar, hazır soslar tüketiliyor. Ve bunlarda çok fazla katkı maddesi olduğu için astımdan, deri döküntülerine, alerji komasına kadar pek çok rahatsızlığa yol açabiliyor" dedi. Astımın metropollerde çok görülen bir hastalık olduğunu belirten Prof.Dr. Küçükusta, "Çünkü kişiler çok fazla koku, sprey, parfüm kullanıyor. Bunlar alerjik duyarlılığı olan insanlarda, astım krizlerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Evlerde artık insanların kedi ve köpekleri var. Kapalı ortamlarda uzun süre hayvanlarla birlikte olunması da, astımın ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor" diye konuştu. Prof.Dr.Küçükusta, cep telefonlarının da zararlarına değinerek cep telefonlarıyla uzun süre konuşan insanlarda da bazı beyin ve cilt rahatsızlıklarına rastlandığını da ifade etti.

Metropol hastalıklarına karşı ne yapmalı?
Bu tip hastalıklardan korunma yollarına da değinen Prof.Dr. Küçükusta, bu durumun öncelikle bir devlet politikası haline getirilmesi gerekliliğine işaret etti.
Okulların, evlerin mümkün olduğu kadar şehir dışında veya tam tersi olarak fabrikaların, endüstriyel kuruluşların şehir dışına itilmesi gerektiğini belirten Prof.Dr. Küçükusta, "Bunun yanında kişilerin de kendilerinin yapabileceği şeyler var. Kişiler mümkün olduğu kadar şehir dışına çıkmalılar. Evlerde mümkün olduğu kadar yün yatak, halı, oyuncak gibi alerji yaratan ürünlerin azaltılması sağlanmalı. Örneğin sigara içmek bu hastalıklar açısından çok önemli bir faktör. Hem insanın sigarayı kendi içmesi zararlı, hem de içilen ortamlarda bulunması aynı ölçüde rahatsız edici.
Böyle ortamlardan uzak kalmak ve olabildiğinde doğal gıdaları tüketmek gerekiyor. Daha çok yeşil sebze, meyve tüketimine ağırlık vermek ve karbonhidratlı yiyeceklerden uzak durmak etkili olabilir" diye konuştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100