03 Kasım 2005 Perşembe 00:00
310 Okunma
Cari açık nedeniyle kriz olur mu olmaz mı?
Cari açık konusunda üç açıklama birden geldi. 2005'e 10.6 milyar dolarlık cari açık hedefiyle girerken, bunu yıl ortası gibi 15.4 milyar dolara revize ettik, son olarak da 21.3 milyar dolara çıkardık. Geçen yıl 15.7 milyar dolara varan cari açık bu yıl 21.3 milyar dolara çıkacak. Açığın, 358 milyar dolarlık milli gelire oranı yüzde 5.9 olacak. ~|~ Tarihinin en yüksek cari açığı verilecek. Tabi bu rakamlar tutarsa. Önceki gün açıklanan eylül ayı dış ticaret verileri 2005 için hedeflenen 21.3 milyar dolarlık cari açığın da aşılabileceğini gösteriyor. Çünkü 21.3 milyar dolarlık tahmini yapanlar ithalatın hız keseceğini öngörmüşler. Halbuki ithalat eylül ayında 10 milyar doların üzerine çıktı. 9 aylık dönemde 32.14 milyar dolarlık açık oluşmuş. Her aya 3.57 milyar dolar düşer. Aylık açıklar aynen devam etse bile, yılsonu için hedeflenen 42.6 milyar dolar aşılır, 42.9 milyar dolara varılır. Kaldı ki, aralık ayında ithalat sıçrayabilir. Bu durumda dış ticaret açığı 44 milyar dolara doğru gider. Bu da cari açığı 1.5 milyar dolar artırarak 24 milyar dolara doğru çıkarabilir. O zaman açığın milli gelire oranı yüzde 6.7'ye ulaşır.

Değişen ne?
İkinci açıklama 2006 için 22 milyar dolarlık cari açığın öngörülmesi. Daha gerçekçe davranılmış. Bu yılki gerçekleşme düzeyine yakın bir cari açık 2006 için de tahmin edilmiş. Bitişikteki tabloda görüldüğü gibi, bu gelecek yılki tahmini 381 milyar dolarlık GSMH'nın yüzde 5.8 düzeyine geliyor.
Geçmişte sadece 2000 yılında bu oran yüzde 4.9'a çıktığında krize girdik. Şimdi ne değişti de, krize girdiğimiz bu oranı üçüncü yıl aşacağız ama kriz olmayacak? Ya da 2001 yılı benzeri derin bir kriz olmayacak? Bunun yanıtı da dün yapılan üçüncü açıklamada var.

Geçmişe göre fark
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, Bakanlar Kurulu'na katılarak bir sunuş yaptı. Serdengeçti cari açık konusunda geçmişten farklı olan koşulları şöyle sıraladı:
1?Açığın nedenleri farklıdır.
* Geçmişte hem yatırımlar hem de kamu kesimi mali disiplini gevşekti. Artan bütçe açıkları nedeniyle yurtiçi tasarruflar azalmıştı. Bugün hem yatırımlar hem de tasarruflar artıyor. Cari açık geçmişten farklı olarak yatırımların tasarruflardan daha hızlı artmasıyla oluşmuştur.
* 2000 yılından beri sürekli artan petrol fiyatları cari açığı olumsuz etkilemiştir. Bu olumsuz etki, temmuz itibariyle milli gelirin yüzde 1'i kadardır.
2?Açığı finanse eden sermaye hareketlerinin yapısı değişmektedir.
* Ağustos itibariyle son bir yılda kümülatif net sermaye girişi 26.9 milyar dolardır.
Bu sermaye girişinin en önemli kaynağı bankacılık dışı özel sektörün kredi kullanımıdır. Kredilerin yüzde 33'ü bu kalemdendir ve yatırım ile ara malı ihtalatında kullanılmaktadır, yani üretime yöneliktir.
* Sermaye içinde doğrudan yabancı yatırımların payı artıyor. 2005 yılında 20 milyar doları bulan özelleştirme yapılmıştır.
* Cari açığı finanse eden sermayenin içinde kısa vadeli olanların payı yüzde 53'tür. Ancak, dalgalı kurun şok emi özelliği ve riskin piyasada oluşu, devlet iç borçlanma senetlerinin vadelerinin uzaması, ekonominin temellerinin sağlamlaşması gibi nedenlerle sıcak paranın ani hareketleri yavaşlamakta, olumsuz etkileri azalmaktadır.
* Son yıllarda net hata ve noksan kaleminde önemli bir artış söz konusudur.
3?Finans sektörü artık daha kuvvetlidir. Bankacılık sektörünün açık pozisyonu çok daha azdır.
4?Döviz rezervi rekor seviyededir.
5?Yerli para suni olarak değerli tutulmamaktadır.
6?Sıkı maliye ve para politikaları uygulanıyor.
7?Artık daha düşük bir enflasyon ortamı ve mekroekonomik istikrar vardır.
Temkinli olma gereği
Serdengeçti cari açık konusunda oluşan farkları 7 ana başlıkta anlattıktan sonra geçmişteki gibi kriz beklemediğini söylüyor. O zaman yüksek cari açıklara alışalım ve kanıksayalım mı? Serdengeçti belirtiyor ki, uluslararası alanda sermaye hareketleri ve petrol fiyatları her zaman için bir risktir. Bu risklerin gerçekleşmesi halinde en azından bir türbülans yaşanacağını beklemek gerek. Hatta bunun türbülans düzeyinde kalması için bile, hem bürokrasinin hem de hükümetin ciddi bir yönetim sınavı vermesi gerekecek. Aksi, yani yönetim hatalarının gündeme gelmesi halinde hareket türbülanstan öteye geçer.
Abdurrahman Yıldırım / Sabah
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100