Bu haber kez okundu.

Casus Belli'den vazgeçmenin anlamı

Casus Belli'yi kaldırmakla Türkiye'nin dış politikasının atalete mahkum edilmek istendiğini söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, savaş sebebi konuları yok kabul etmeyi seslendirmekle orduyu terhis etmenin alarmının verildiğine dikkat çekti

*Orduyu terhis etmenin alarmı
"Türkiye Casus Belli'sini kaldırmıştır. Yani savaş sebebi olan konuları yok kabul ediyor. Türkiye'nin dış politikası atalete mahkum ediliyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu, 'Türkiye'nin madem Casus Belli'si yok, o zaman düşmanı da kalmadı, bu kadar askeri niye bakıyoruz, terhis edelim' demektir.  Orduyu terhis etmenin alarmını verdiler."
*Kod adı Sevr olan proje
BTP tarafından Trabzon'da düzenlenen Kuşatılan Türkiye mitinginde konuşan Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş, ülkemizin geleceğini çok yakından ilgilendiren önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin tam bir kuşatma altına alındığını, mevcut iktidarın da bu kuşatmaya çanak tuttuğunu, kod adı Sevr olan ve ülkemizin parçalanmasını, ABD işgal kuvvetlerine Türkiye coğrafyasının açılmasını öngören Büyük Ortadoğu Projesi'ne taşeronluk yaptığını belirtti.

*AB bizi bölmek istiyor
BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, Casus Belli'yi kaldırarak savaş sebebi konuları yok kabul etmeyi seslendirme girişimlerini, "Türkiye'nin dış politikası atalete mahkum ediliyor" diyerek "orduyu terhis etmenin alarmını verdiler" şeklinde değerlendirdi. Binlerce yıllık geçmişimiz bulunan bu topraklardan çıkarılmak istendiğimizi belirten Prof. Dr. Haydar Baş, AB üzerinden üretilen senaryolarla ülkemizin bölünmek istendiğine işaret etti. 

 

~|~ BTP tarafından Trabzon'da düzenlenen Kuşatılan Türkiye mitinginde konuşan Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş, ülkemizin geleceğini çok yakından ilgilendiren önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin tam bir kuşatma altına alındığını, mevcut iktidarın da bu kuşatmaya çanak tuttuğunu, kod adı Sevr olan ve ülkemizin parçalanmasını, ABD işgal kuvvetlerine Türkiye coğrafyasının açılmasını öngören Büyük Ortadoğu Projesi'ne taşeronluk yaptığını belirtti. BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, Casus Belli'yi kaldırarak savaş sebebi konuları yok kabul etmeyi seslendirme girişimlerini, "Türkiye'nin dış politikası atalete mahkum ediliyor" diyerek "orduyu terhis etmenin alarmını verdiler" şeklinde değerlendirdi.
Türkiye Batı'ya teslim edildi
Yaşadığımız coğrafyanın dünyanın en stratejik bölgesi, merkezi ve kalbi olup binlerce yıllık geçmişimiz bulunan bu topraklardan çıkarılmak istendiğimize, AB üzerinden üretilen senaryolarla ülkemizin bölünmek istendiğine işaret eden Prof. Dr. Haydar Baş, özetle şöyle konuştu: "Avrupa, Osmanlıyı nasıl yok etti? Sevr'i önümüze nasıl koydu? Bunlar unutulabilir mi? Biz bu emperyalist güçlere karşı ölüm?kalım savaşı verdik. Şimdi nasıl oluyor da, hakimiyetimizi Brüksel'e devredebiliyoruz? Gazi Mustafa Kemal, İzmir İktisat Kongresinde hakimiyeti Brüksel'e teslim eden bugünkü siyasilere o gün bakın nasıl konuşuyor: 'Bütün cihan halkı bilmelidir ki Türk halkı hakimiyetini hiçbir şahıs ve makama veremez. Hakimiyet demek şeref demek, namus demek, haysiyyet demektir. Milletin bu evsaf?ı medeniyye ve insaniyyesinin terkini talep etmek onu insanlıktan çıkarmak demektir.' Gazi Mustafa Kemal'in bu sözlerine rağmen, sayın Başbakan, Türkiye'yi Batıya teslim etmiştir. Bunun için de AB süreci için ödüller alıyor. Avrupalı, Amerikalı bizden memnun olmuşsa mutlaka milletin aleyhinde ona ihanet edildi demektir."
BOP'un kod adı Sevr
"Maalesef aynı zihniyet iktidara geldiğinden bu tarafa Türkiye'nin savunma hattı Kıbrıs'ı elinden çıkarma noktasına gelmiştir. Bugün Türkiye'nin bu iktidar döneminde Kıbrıs diye bir davası kalmamıştır. Kıbrıs'ı devreden iktidar görülüyor ki şu anda BOP'un temsilciliğine soyundu. AK Partisi iktidarının taşeronluğunu yaptığı BOP'un kod adı Sevr'dir. İktidar bu proje ile ABD işgal kuvvetlerine Türkiye coğrafyasını peşkeş çekmiştir. Bu iktidar döneminde ülkemiz Kilise evleriyle doldurulmuştur. Gazi Mustafa Kemal ise bakınız bu konuda ne söylüyor. Bursa Amerikan kolejinde Hıristiyanlık propagandasıyla üç kız öğrencinin Hıristiyan olması üzerine Mustafa Kemal, 29 Ocak 1928 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla söz konusu okulu derhal kapatmıştır. Bugün ise "AB'ye gireceğiz" gerekçesiyle bütün bu kuralları ihlal eden iktidarın AB sürecinde Türkiye'yi getireceği nokta çok vahimdir. AB; 5 bin yıllık Türk tarihinin, 15 asırlık İslam medeniyetimizin ve 80 yıllık laik demokratik cumhuriyetimizin haçlı mezarlığına gömülmesidir."
Türkiye ve Türk milleti kuşatma altında
"AK Partisi'nin 2,5 yıllık icraatında, dış siyaset ABD'nin güdümünde, iç siyaset AB tekelinde, ekonomi IMF'nin tahakkümünde, istihbarat ve güvenlik İsrail'e ihale edildi. Özetle Türkiye tam bir kuşatma altına alınmıştır. AK Partisi yeni TCK ile millete pranga vurmuştur. 163. Maddeyi geriye getirmiş, 28 Şubat'ı hayata geçirmiştir. AK Partisi, TCK'nın 219. Maddesiyle hükümet icraatlarını eleştiren din görevlilerine bir yıl hapis cezası getirmiştir. 15 yaşından küçük çocuklarımız Kur'an Kurslarına gidemiyor. Bu, kanunen yasaklanmıştır. 263. Madde ile 15 yaşından küçük çocuklara namaz surelerini, abdesti, gusül abdestini öğretenlere ve bunlara yer tahsis edenlere, her kim ise 3 yıl hapis cezası getirilmiştir. Evinizde artık çocuklarınıza Kur'an, abdest, feraiz?i diniyeyi öğretemeyeceksiniz. AK Partisi hükümeti evindeki yaşlı nineye, yaşlı dedeye üç yıl hapis cezası getirmiştir. Bir yandan Müslümanları temel haklarından mahrum eden bu iktidar 19 Temmuz 2003'te imar yasasının 9. Maddesindeki cami ibaresi yerine ibadethane kelimesini koyarak bir tek Hıristiyanın bulunmadığı mahallerde kiliseler açarak ülkemizde Emniyet raporlarına göre tam 36 bin kilise evi açmıştır. Tasarruf bahanesiyle 70 bin cami 40 bin camiye indirilmeye çalışılıyor. Böylece kiliselerle camiler eşitlenmiş oluyor. Avrupa'ya verilmek istenen mesaj, 'merak etmeyin. Biz de sizler gibi Hıristiyan olduk' demektir. Diyanet Vakıf?Sen Genel Başkanı Sayın Bilal Eser, iki ay önce maalesef 40 bini aşkın gencimizin Hıristiyan olduğunu üzülerek beyan etti. Bu hükümet, milletimizi hıristiyanlaştırarak Rumlaştırmak istiyor. Ve de Pontus'un kapısını açmak istiyor. Ermenicilik aşısını yapıyor."
Vatan toprakları satılıyor
"Bu iktidar, Anayasamızın 90. Maddesinde yaptığı değişiklikle uluslararası anlaşmaların, Avrupa kurumlarının aldığı kararların Meclis kararlarının üzerinde olduğunu kabul etmiştir. Böylece milli egemenliğimiz yabancı hukukçulara hukuken ve fiilen devredilmiştir. Bu hükümet cumhuriyetin kuruluş senedi olan Lozan Anlaşmasını delik deşik etmiştir. 11 Ocak 2003'te yürürlüğe sokulan düzenleme ile azınlıklara mülkiyet hakkı tanınmıştır. AKP hükümeti vatan topraklarını ve milletimizin yeraltı kaynaklarını yabancılara peşkeş çekecek üç yasayı 45 günde geçirmiştir. Şu ana kadar topraklarımızdan 271 milyon 842 m2 toprağımız yabancılara satıldı. 100 bin km2 toprağımız da maden arama ve işletme ruhsatları ile yabancı şirketlere tahsis edildi. Arz?ı Mev'ud idealinden asla taviz vermeyen Yahudiler ise GAP bölgesinde 450 bin dönüm toprak satın almıştır. Fırat ve Dicle havzası süratle İsrail vatandaşlarının eline geçmektedir."
Orduyu terhis etmenin alarmı
"Türkiye Casus Belli'sini kaldırmıştır. Yani savaş sebebi olan konuları yok kabul ediyor. Türkiye'nin dış politikası atalete mahkum ediliyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu, 'Türkiye'nin madem Casus Belli'si yok, o zaman düşmanı da kalmadı, bu kadar askeri niye bakıyoruz, terhis edelim' demektir.  Orduyu terhis etmenin alarmını verdiler."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100