Bu haber kez okundu.

Çiftçinin durumu perişan
Kırsal kesimde yaşayanların ana geçim kaynağı tarım. Tarımdan para kazanamayanların, kırsal kesimden kentlere göç etmelerinden başka çareleri kalmaz. ~|~

Terör kırsal kesimden kentlere göçe neden oldu. Terör nedeniyle göç edenlerden daha fazla nüfus tarım gelirleriyle yaşamlarını sürdürme şansları kalmadığı için kentlere göç etmeye başladı.

Terör nedeniyle boşalan köylere geri dönüşten söz ediyoruz. Ama dönenlerin köylerde ne yapacaklarını, ne üretip nasıl satacaklarını düşünmüyoruz.
Son bir yılda tarımda istihdam 1.5 milyon azaldı. Demek ki bu kadar insan köyde üreticiyken, kente dönüp tüketici oldu. Köyde kendi sütünü içer, kendi yağını yerken, şehirlerde marketlerden çokuluslu şirketlerin ürettiği fabrika sütünü, fabrika yağını satın almaya başladı.
Bizde Osmanlı'dan bu yana hâkim bir politika vardır. "Şehirli ucuza yesin, köylü ne ederse etsin" diye düşünülür.

Şehirli korunuyor
İşte bu politika sonucu, şehirlinin ucuz yemesi için köylünün ürünlerinin fiyatı baskı altında tutulur. Buna karşılık, şehirlinin ürününü en yüksek fiyatla satması olağan karşılanır.
İşte bu politika sonucudur ki, sanayi ürünü ile tarım ürünü arasındaki "makas" açılır. AKP iktidarı döneminde 2002?2006 yılları arasında bu makas açılmaya devam etti. Süleyman Demirel, sanayi ürünleri ile tarım ürünleri arasındaki makasın açılmasının ve de köylünün alım gücünün gerilemesinin işareti olarak köylünün bir traktör satın almak için kaç ton buğday satması gerektiğinin hesabını yapar. Biz de Süleyman Demirel hesabı ile köylünün durumuna bakalım: Köylü, 2002 yılında 56 ton buğday satarak bir traktör alabiliyordu. 2006 yılında bir traktörü alabilmesi için 70 ton buğday satması gerekti.
Türkiye Ziraatçiler Derneği tarafından yapılan bir çalışmada bu fiyat makasının açılması şöyle anlatılıyor:

Çiftçi kazanamıyor
2002?2006 yılları arasında tarım ürünlerinin ana girdisi olan mazotun fiyatı yüzde 136 arttı.
Devlet Su İşleri'nin köylüden aldığı sulama ücreti yüzde 133 oranında arttı.
Köylünün tarlaya attığı gübrenin fiyatı yüzde 133 oranında arttı. Girdi fiyatları bu kadar artarken ürün fiyatları aynı oranlarda artmadı:
Buğday fiyatı yüzde 63, arpa fiyatı yüzde 66, mısır fiyatı yüzde 41 oranında arttı. Çeltikte fiyat artışı yüzde 25 olarak gerçekleşti.
Pancar fiyatı yüzde 20 oranında arttı. Denilebilir ki bizde tarım ürünlerinin fiyatı dünya fiyatlarının üzerinde. Doğrudur.

Doğrudur ama, tarım ürünlerinin dünya fiyatının üzerinde olmasının suçu köylünün değil. Toprak kalitesi, işletme büyüklüğü, iklim şartları, girdi fiyatlarının yüksekliği gibi maliyet artırıcı önemli etkenler var.
Burada tartışılacak olan şudur: Tarımdan bütünüyle vazgeçmeye kararlı mıyız? O zaman köyde yaşayanlara nerelerde ve nasıl iş bulacağız? Köylüleri kentlere nasıl yerleştireceğiz? Daha önce kendimiz ürettiğimiz tarımsal ürünleri dışarıdan satın alırken ödemememiz gereken dövizi nasıl kazanacağız?
Güngör Uras
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100