18 Eylül 2005 Pazar 00:00
156 Okunma
Ciğerler ve kediler
Dünya barışı Amerika'ya?Bölgenin düzeni Talabani'ye? Türkiye'nin ''özgürlük, demokrasi ve güvenliği'' de Fırat kıyılarının dengir bir çocuğunun emin ellerine tevdi ediliyor. ~|~

Asrın en büyük ''oryantali'' Talabani gene yollara düştü...
Çat burada, çat kapı arkasında.
Moskova'da, Washington'da, Newyork'ta..
Herkesin nabzına göre şerbet veriyor, herkesin, duymasını istediği sözleri söylüyor.
Ortadoğu'yu aştı, Kafkasları şekillendirmeye çalışıyor.
70 milyonluk Türkiye çayda çıra ile vakit geçirirken; üç buçuk peşmergenin aşiret reisi dünyayı parmağının ucunda oynatıyor.
''Eş zamanlı olarak'' da Türk Telafer haritadan siliniyor.. Kürt Telafer onun yerine konuluyor.
Orgeneral Büyükanıt'ın, ''Türkiye'nin Irak politikası yoktur'' sözü aslında bir milâttı.
Büyükanıt, açıkça ''Kralın çıplak olduğunu'' söylemişti.
Sonra olay âniden derin bir karanlığa gömüldü. Akepe'den ''çıt'' çıkmadı, hiçbir şey sızdırılmadı.
O halde bölgede neler olabildiğini anlayabilmek için bize de kaçınılmaz olarak Talabani'nin kanlı ayak izlerini izlemek düştü.
Ama önce Telafer..
Habib Hürmüzlü yazıyor:
''Nedir Telafer'i bu kadar önemli kılan şey? Telafer Irak'ın Karabağı'dır. Türkiye'yle Azerbaycan arasındaki bağ nasıl ki Karabağ'la kuruluyorsa, Türkiye ile Irak'taki Türkmenler arasındaki bağlantı da Telafer'dir. Ayrıca burası Suriye sınırına çok yakın bir bölge. Irak'ın Suriye ve Türkiye'ye açılan kapısı. Kerkük?Ceyhan boru hattı buradan geçiyor. Kürtlerin petrol hattına sahip olmak için buraya hakim olmaları gerekir. Irak'lı Kürtlerin Suriye'deki Kürt bölgesiyle birleşmesi için tek engel Telafer ve etrafında olan yetmiş köy. Yakında Telafer gümrük kapsı açılacak, bu da önemli bir faktör. Burayı ele geçirirler ve Kürtleştirirlerse Türkiye'nin Irak'taki Türkmen bölgeleriyle bağı tamamen kesilecek. Türkmenler Irak'ta pek çok bölgede yaşıyorlar. Ama asıl baskı Kerkük ve Telafer'de. Çünkü ikisi de çok stratejik, hem Kürdistan'ın kurulması hem de Amerikan çıkarları açısından''..
Peki Türkiye ne yapıyor?
''Şimdi ses yok bakıyorum. Çok şiddetli saldırılar var, oradaki halk katlediliyor. Birkaç gün önce Kızılay'ın dört tane tırı gıda ve ilaç yardımı götürdü. Bu kadar. Başka bir şey yok. Ben dün Telafer'le telefon görüşmesi yaptım, giden gıda ve ilaç yardımları da Telaferlilere yetişmiyor. Oradaki peşmergeler el koymuş''..
Sonra çıkıp Kızılay Genel Müdürü Telafer'de gördüklerini anlatırken ''ağlıyor''.
Türkiye ağlıyor.
Irak'ta, senaryosu son derece pespaye kalemşörlere yazdırılmış rezil bir orta oyunu oynanıyor.
Bakın Talabani 13 Eylül 2005 Salı günü Rus İnterfaks ajansına ne dedi:
''Rusya'nın, ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesini istemesi gerçekçi değildir. O zaman ülkede iç savaş çıkar. O zaman Türkiye'nin Türkmenleri savunmak iddiası ile ülkenin kuzeyine girmesine kim engel olur? Suriye'yi kim engeller?''
Ardından Washington'a gidiyor. Bush'la görüşüyor. Görüşmeden sonra yapılan basın toplantısında Talabani, burada, daha önce kendisine atfedilen Amerika Birleşik Devletleri'nin yıl sonuna kadar Irak'tan 50 bin kadar asker çekebileceği yönündeki sözlerini doğrulamıyor. Irak'ın da Amerikan askerlerinin çekilmesi konusunda bir takvim belirlemeyeceğini söylüyor.
Bush da, BM Zirvesi için Amerika'da bulunan Erdoğan'a; ''Talabani'ye PKK konusunda rahatsız olduğunuzu, bir şeyler yapması gerektiğini söyledim'' diyor.
Bush, alay ediyor.
Aslında Amerika dünya ile ama önce Türkiye ile alay ediyor.
Kendi teröristini yakalamak için dünyanın öbür ucundan geliyor. Fakat Türkiye'nin teröristi için ''giremezsin'' diyor, ''Egemen Irak hükümetine danış'' diyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Irak Koordinatörü James Jeffrey, Kuzey Irak'ta terör örgütü PKK üyesi militanların ABD kuvvetlerinin ''eline geçmesi durumunda'' gerekenin yapılacağını söylüyor.
Sanki fare kapanı kurmuş, yakalanacak fareyi bekliyor.
Washington'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Irak Koordinatörü James Jeffrey, ABD yönetiminin Türkiye'nin Kuzey Irak'a olası bir müdahalesine sıcak bakmadığına işaret ederek, "Türkiye geçmişte de Irak'a asker gönderdi, ancak Kuzey Irak'ta PKK bitmedi" diyor. Telafer operasyonunu da değerlendiren Jeffrey, bu operasyona katılan Irak birliklerinin etnik kökenlerinin önem taşımadığını, önemli olanın bu birliklerin askeri disiplin içinde kalması olduğunu söylüyor.
Türkiye'nin aklına; Habur'u kapatmak; Irak işgali bağlamında artık aynı ''Diego Garcia'' deniz üssü gibi kullanılmaya başlanılan İskenderun Limanı'ndan Amerika'nın yararlanmasına kısıtlama getirmek gelmiyor.
Amerika'nın başvuru adresi olarak gösterdiği Talabani Amerika'ya gitmişken Erdoğan'la da bir araya geliyor.
BM binasında yaklaşık 50 dakika süren görüşmeden sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan Talabani, Irak'taki terör örgütü PKK varlığı konusunda yöneltilen bir soru üzerine, ''Biz terörist grup PKK'yı kınıyoruz. Türkiye'ye karşı herhangi bir savaş, her şeyden önce Kürt halkının ulusal çıkarlarına ihanettir. Bu yüzden kınıyoruz. Bu sorunu çözmek için Türkiye'deki kardeşlerimizle işbirliği yapmaya hazırız'' diyor. (
''Bu konuda somut bir adım atılacak mı?'' şeklindeki diğer bir soruya ise Talabani, aynı Amerikalı yetkililer gibi ''kendilerinin bu konuyu tartışmaya hazır olduklarını'' söyleyerek cevap veriyor ve ''Bu konuda elimizden gelenin en iyisini yapacağız'' şeklinde konuyor.
''Irak'taki Amerikan askerlerinin çekilmesini, komşu ülkelerin saldırmasından korktukları için istemedikleri'' şeklindeki açıklaması hatırlatılan ve bu konuya açıklık getirmesi istenen Talabani, ''Bu konu çok açık, kastım komşulardı'' dedi.
Buna Türkiye'nin dahil olup olmadığının sorulması üzerine ise Talabani, ''Başbakan Erdoğan'ın Başbakan olduğu bir Türkiye değil'' diyor.
Aman Allahım, bu ne muhabbet?
Yâni Talabani ve de Bush Irak'ta Türkiye'den rahatsızlar ama ''Erdoğan'ın Başbakan olduğu bir Türkiye'den'' değiller.
Peki Talabani'nin Türklerle sorunu var da, Erdoğan'ın kimlerle var?
Çünkü Pentagon'un Türkiye muhabiri Yasemin Çongar'ın 15 Eylül 2005 tarihli haberine göre Erdoğan da aynı Talabani gibi; ''Irak güvenlik güçleri yeteri kadar güçlenmeden ABD kuvvetlerinin ülkeden çekilmemesi gerektiğini'' söylüyor. PBS televizyonunda yayımlanan ve Charlie Rose'un sunduğu talk?show programına 1 saat süreyle konuk olan Erdoğan ''Ben komşu bir ülkenin başbakanı olarak, Irak'taki güvenlik güçleri, asker ve polis güçleri yetiştirilmeden, onlar duruma hâkim olmadan koalisyon güçlerinin çekilmesinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Ancak kendi kendilerine yetecek duruma geldikleri an çekilme söz konusu olabilir'' diyor.
Erdoğan'ın BM Zirvesi için gittiği Amerika yolunda Sedat Ergin'e söyledikleri ''ibretâmiz bir vesika'' oluşturuyor:
''SORU: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök "Kısıtlı imkânlarla mücadele ediyoruz" demişti. Bu değişiklikler yapılırken daha geniş yetkiler verilecek mi?
?CEVAP:Şu anda kısıtlı bir imkân var noktası değil. Olağanüstü Hal zamanında terörle mücadele farklıdır, diğer zamanda farklıdır. Geçmişte terörle mücadelede bu tür imkânlar vardı. Şimdi bu tür imkânlar değil, çok daha farklı oluşturulmuş imkânlarla mücadele ediyoruz? Bunu böyle devam ettirmek durumundayız. Niye, çünkü AB süreci başladı. Kopenhag siyasi kriterlerinin çizdiği bir çerçeve var ve biz bu çerçeveyi terörle mücadelede en ideal şekilde nasıl kullanabiliriz, nasıl değerlendirebiliriz, ona bakacağız''.
ANA uçağına embedded olmuş Sedat Ergin'in aklına ''Allah Allah.. Asıl olan tam bağımsız ve bütün bir ülke mi, yoksa parçalı bir halde AB'ye üyelik mi?'' sorusunu sormak gelmiyor.
Acaba paraşütsüz bir şekilde okyanus üzerinde serbest atlayışa mı mahkûm edileceğinden çekiniyor?
Merak edilen cevabı Akepe'nin Genel Başkan Yardımcısı Fırat veriyor.
Erdoğan'ın talimatıyla AKP içinde, ''bazı çevrelerin'' endişelerini gidermek için TMY taslağını revize etmek maksadıyla bir komisyon kuruluyor. Komisyona Dengir Mir Mehmet Fırat başkan yapılıyor.
Fırat, AKP'yi taslak nedeniyle eleştiren İslami yayın organlarından Vakit gazetesine verdiği demeçte aynen şunları söylüyor:
"Hiçbir taslak beni ilgilendirmez. Genelkurmay, MİT veya JİTEM değişiklik isteyebilir. Ama bunlar bizi bağlamaz. Adalet Bakanlığı'nın taslağı beni ilgilendirmiyor. Bakan da beni ilgilendirmiyor. Özgürlüklerden, demokratik kazanımlardan geri adım atılmayacak. Şurası, burası taslak hazırlayabilir, ama iktidar biziz, patron biziz, patron Meclis'tir. Bunu anlayamıyorum, Meclis dışında bir yerde kanun mu yapılıyor? Bir mekanizma var. Bakanlar Kurulu var, partinin MYK ve MKYK'sı var. Bütün süreçte süzülür, Başbakan'ın ağzından bir laf çıkar. Bir tek o laf partiyi bağlar. Bugün Türkiye'de artık sivil otorite vardır. 20 yıl önceydi o devirler. Hesabını vatandaşa ben vereceğim" diyor.
Dünya barışı Amerika'ya?
Bölgenin düzeni Talabani'ye?
Türkiye'nin ''özgürlük, demokrasi ve güvenliği'' de Fırat kıyılarının dengir bir çocuğunun emin ellerine tevdi ediliyor.
Talabani ne diyor?
''Amerika çekilirse Irak'ı Türklerden kim koruyacak? Ben Irak'ın komşularından çekiniyorum. Ama Erdoğan'ın başbakan olduğu bir Türkiye'den değil.''
Ört ki ölem ey millet?

 Hüseyin Mümtaz
  www.giresungazete.net

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121