Bu haber kez okundu.

Devlet, ''baba devlet'' olacak
Prof. Dr. Haydar Baş,  Milli Ekonomi Modeli'nin hayata geçirilmesiyle devletin,milletin fertlerinin kabiliyetlerinin ortaya çıkmasına imkan tanıyacağını, vatandaşlarının  temel ihtiyaçlarını "bu haklar doğumla kazanılır"dan hareketle sağlayacağını, "baba devlet"
olacağını söyledi ~|~ Milli Ekonomi Modeli'nde ekonominin tüm meseleleri, beraber ele alınarak tamamını dengeye koyacak çözümler getirilmekte olduğunu ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, Uluslar arası Milli Ekonomi Kongresi'nin kapanışında yaptığı manifesto nitelikli konuşmasının bugün yayınladığımız bölümünde şunları söyledi:  

Sorunların tek çözüm kaynağı

"Milli Ekonomi Modeli'nde bir yandan desteklenen tüketimle canlanan bir üretim seferberliği başlatılırken, üretim ve tüketimin beraber işleyişi ile 'sürekli büyüme'nin önü açılmaktadır. Bu sayede işsizlik problemi de halledilmektedir."
"Maliyetlerin aşağıya çekilmesinin yolları, vergilendirmede adaletli bir sistem, üreticiye olan devlet destekleri ve en önemlisi ekonomilerin baş düşmanı olan faizin ortadan kaldırıldığı bir paketle de enflasyon bertaraf edilmektedir."
"Bilindiği gibi, sürekli büyümenin sağlanması, işsizlik sorunu, gelir dağılımında adalet, enflasyon, tüm ekonomi zamanlarının problemi olmasına rağmen, halen çözümleri yapılamamış meselelerdi. Milli Ekonomi Modeli ile halledilen bu sorunların, Milli Ekonomi Modeli dışında bir sistemde çözümüne de imkân yoktur."

Millete hizmetin yolu

"Hem Sosyalist sistemler, hem de Kapitalist düzenler, sınıf farklılığının ve dolayısıyla kavgaların kaçınılmaz olduğu sistemlerdir. Bunlara göre, sınıflar arası kavga sistemlerin getirdiği ve katlanılması zorunlu bir durumdur. Dünyada uygulanan ekonomi politikaları, hep toplumun bir kesimine destek verirken, diğer kesimini ihmal etmiştir. Bu anlayışlara göre eğer siz, doğrudan gelir vergisini arttırırsanız, sosyal harcamalara daha çok para ayırabilirsiniz; ama bu sefer de daha çok vergi aldığınız için istihdamı azaltmış olursunuz. Bu nedenle Kapitalist anlayışta, belli bir yaşa gelmiş insanların emekli maaşını arttırmak, işsizlik sigortası vermek, kamu bütçesi üzerinde yük olarak görülmektedir.

Nitekim bu sistemin bir neticesi olarak şu anda başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinde sosyal harcamalarda kısıtlamaya gidiliyor. Tezimizin paraya ve devlete getirdiği tarif ve yüklediği görevler, mevcut ekonomi modellerinin gelir dağılımının bozulmasına neden olan yanlışlarını ortadan kaldırmaktadır. Devletin asli görevlerinden biri olan senyoraj hakkını kullanmasına imkân sağlayacak sistemimizde, piyasaların ihtiyaç duyduğu para maliyetsiz olarak karşılanacağı için, milletin emeği sayesinde elde edilecek gelirler, Sosyal Devlet projesi ile yine millete hizmet olarak aktarılacaktır."

Devlet "baba devlet" olacak

"Elde edilen gelirlerin ülke içinde kalmasına imkan veren bu yöntemde, gelirlerin herkesin istifade edebileceği eşit bir şekilde paylaşımı da yapılmış olacaktır. Bizim görüşümüze göre, Merkez Bankası'nın IMF talimatı ile değil, milleti temsil eden siyasi irade tarafından yönetimi de bu yüzden şarttır."
"Devlet, piyasaları düzenleyen bir hakem gibi hareket etmeli, piyasaların küresel güçlerin eline geçmesini önlemelidir. Serbest piyasa ekonomisini reddeden anlayışımızla, piyasaların belli güç odaklarının eline geçmesini engelliyoruz. Böylece hem kaynakları, hem de parayı serbest hale getirerek bireylere fırsat eşitliği de sağlamış oluyoruz."

"İsteyen herkese proje mukabili verilecek faizsiz krediler, paranın tekelleşmesini önleyeceği gibi, millet fertlerinin ekonomi kabiliyetlerinin ortaya çıkmasına imkân tanıyacak, milli gelirin de adil bir şekilde dağılımını temin edecektir."
"Milli Ekonomi Modeli'nde devlet, vatandaşlarının gıda, barınma, sağlık, güvenlik gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Bu haklar, doğumla kazanılır. Bize göre bir insanın, üretim kabiliyeti olsun veya olmasın her yaşta tüketim hakkı mevcuttur. Bu amaçla devlet, bir yandan emisyon hacmini arttırmak suretiyle proje karşılığında üretimi teşvik ederken, diğer yandan Sosyal Devlet olmasının gereği olarak tüketici kesimi destekleyerek gelirin adaletli bir şekilde dağılımını temin eder."

Tarım kesiminin vazgeçilmez önemi

"Modelimiz, toplumun bütün kesimlerine aynı anda fayda sağlayacak mekanizmaları devreye koymaktadır.  Mesela; tarım kesimini paranın tarifinden ve temel fonksiyonlarından yola çıkarak ve belli oranlarda emisyon hacmini arttırıp desteklemek, aynı zamanda toplumun diğer kesimlerini de dolaylı olarak desteklemek demektir. Nitekim Türkiye'de halkın % 35'i tarımla uğraşmaktadır. Eğer üretici, o yıl elde ettiği üründen istediği geliri elde ederse; bu, o yöredeki esnafa alışveriş olarak yansıyacaktır.  Ayrıca tarım kesiminin desteklenmesi, tarım ve tarıma dayalı sanayinin de gelişmesi anlamına geldiği için bu, yeni istihdam sahalarının açılması demektir."

Dar gelirliye vergi muafiyeti

"Yıllık geliri '100 bin YTL / yani 100 milyar TL'nin altında olan kesimden vergiyi kaldıran Vergi politikamız, Sosyal Devlet anlayışı ile birlikte uygulandığında; dar gelirli kesim, her iki açıdan da desteklenmiş olacaktır.
Bu sayede dar gelirlinin gelir düzeyi, istenilen seviyeye çıkarılacağı gibi; bu kesimin tüketim kabiliyetinin de artmasıyla, üretici için ihtiyaç duyulan pazar da kendiliğinden oluşturulmuş olacaktır."

Uçurumlar kapanacak
"Elinde parası olmadığı için kahve köşelerinde boş olarak oturan bireylerin, ne kendilerine, ne de topluma bir faydası olmadığı malumdur. Modelimizde yer alan 'proje mukabili sıfır faizli kredi' imkânı, bu atıl durumdaki insanlara sunulduğunda; hem onların gelir seviyeleri yükseltilmiş, hem de bir üretim faaliyeti devreye konulmuş olacaktır. Görüldüğü gibi tezimizde, Sosyal Devlet anlayışı ile kişilerin durumlarının iyileştirilmesi kadar, aslında toplumun tamamının iyileştirilmesi temin edilmektedir. Ev hanımlarını emekli etmek, yeni doğan her çocuğa, işsizlere ve kimsesiz yaşlılara maaş bağlamak, öğrencilere karşılıksız burs vermek gibi insanlara doğrudan gelir desteğinin sağlanması, tüketim kabiliyeti olmayan kesimlere ihtiyaçlarını karşılama fırsatı verecektir. Tezimizdeki Sosyal Devlet anlayışı, sunduğu projelerle, alt gelir grubuna ait insanları üst gelir grubuna ait insanların hayat standardına yaklaştırarak aradaki uçurumu kapatmaktadır. Böylece toplumdaki servet ve gelir farklılıkları azalacağı gibi, insanların birlik ve beraberlikleri de gerçek anlamda sağlanacaktır."

İnsan doğasına en uygun model
"Bu projelerin hayata geçirilmesiyle gerçekleşecek bir diğer önemli husus, bireylerin menfaatleri dikkate alınırken, yapılan çalışmaların aynı anda toplum menfaatlerini de en yüksek düzeyde iyileştirmesidir. Böylece hem birey, hem de toplum refaha ulaştırılırken, yalnızca biri değil ikisi de kazanmaktadır. Fertler ve bu fertlerden oluşan toplumların olaylara yaklaşımında aklın değil, daha ziyade duyguların hâkim olduğu bilinen bir gerçektir. Duygular ile olaylara getirilen çözümler ise bazen doğru olsa da, çoğu zaman menfaatlerin tatminine yöneliktir. Ekonomik olaylar karşısındaki tepkiler de, bu ölçü istikametinde değerlendirilmelidir. İnsanın sahip olduğu duygulardan bahsetmişken, Milli Ekonomi Modelinde yer alan özel mülkiyet bahsine de değinelim. Kişinin daha çocuk yaşta ortaya çıkan duygularından biri de sahiplenmedir.

Bunun toplumda ortaya çıkış şekli olan özel mülkiyet ise, insanın doğasına uygun olduğu için ekonomi kuralları oluşturulurken yer verilmesi gereken bir meseledir. Milli Ekonomi Modelinin unsurları arasında yer alan bu bahis, Marksist sistemlerde kabul edilmemektedir. Ekonominin temel konusu olan insanın duygularını dikkate almadan oluşturulan bu sistemde özel mülkiyet reddedilmiş ve insanın doğasına aykırı hareket edilmiştir. Birey ve toplum menfaatleri dikkate alındığında genelde bireyi, hatta yalnızca belli bir kesimi mutlu edebilen sistemlerin karşısında Milli Ekonomi Modeli'nin getirdiği bu topyekün refahın temini meselesi, sadece bizim gerçekleştirebildiğimiz bir idealdir."

NÜFUS TEHLİKE DEĞİL ÜMİT IŞIĞIDIR
"Kaynakların sınırlı olduğu yanlışından yola çıkan Kapitalist teorisyenler, Malthus'un nüfus artışının gıda maddelerindeki artışa göre çok hızlı olması sebebiyle, kıt olan kaynakların bu nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamayacağı yönündeki tezini kabul etmişlerdir.  Bu sisteme göre artan nüfus, büyük bir tehlikedir ve önüne geçilmesi gerekir. Yanlış olan bu yaklaşımı bir kenara bırakarak dünya gerçeklerinden hareket edersek; sadece Milli Ekonomi Modeli'nde dikkatleri çeken bir yaklaşım ve köklü çözüm vardır:

İhtiyaçların karşılanması için var olan kaynaklar, 'sınırsız'dır. Para miktarındaki darlıklar ve teknolojik kısıtlamalar ortadan kaldırıldığında, bu 'sınırsız kaynaklar'ın yetmemesi gibi bir durum olamaz. Ekonomilerde emeğin devreye konulmasının önündeki engeller kaldırıldığında ise, bir ferdin 'birim zamanda üreteceği' miktar 'birim zamanda tüketeceği' miktara oranla daha büyük olacaktır. Bunu basit bir örnekle anlatabiliriz: Evde pişen bir tencere yemeği düşünelim... Eğer anneniz yeterli malzemeye sahip ise, bir gün içerisinde sadece kendisinin yiyeceği kadar değil, akşam eve gelecek tüm misafirleri doyuracak kadar yemek yapacaktır. Tezimize göre her birey, potansiyel olarak kendi tükettiğinden daha fazlasını üretme kabiliyetine sahiptir. Bunun gerçekleştirilmesi için gerekli kaynaklar da mevcuttur. Bizce önemli olan, bu emeği devreye koyacak ve verimli kılacak ekonomi politikalarının hayata geçirilmesidir. Bunu yapacak tek sistem de Milli Ekonomi Modeli'dir.

Milli Ekonomi Modeli'nde, üretme kabiliyetinin tüketme kabiliyetinden daha fazla olması dikkate alındığı için; dünya nüfusu, gelecek için bir tehlike değil, aksine ümit ışığıdır. Bize göre her doğan çocuk, diğer sistemlerde olduğu gibi, ekonominin sırtında bir yük değildir. Bilakis tüketim kabiliyetini arttırarak üretime katkıda bulunan ve onu teşvik eden bir güçtür."

MİLLİ EKONOMİ MODELİ'NİN FARKI
"Milli Ekonomi Modeline göre, tüketilen her mal ve emek, üretim kabiliyetini arttıracağı gibi, üretim çeşitliliğinin de önünü açacaktır. Bugün İngiltere'de, Almanya' da, İtalya'da ve Japonya'da yapılan araştırmalar, nüfusun yaşlanması ile yaşam standartlarının düştüğünü ve refah düzeyinin azaldığını göstermektedir. Dolayısıyla üretim için yeterli insan gücü şarttır. Kapitalist ekonominin uygulandığı ülkelerde yapılan bu araştırmalar, Milli Ekonomi Modeli'nin nüfus artışına getirdiği yeni bakış açısının doğruluğunu ispatlamaktadır. Milli Ekonomi Modeli'nin denenmiş iktisat görüşlerinden temeldeki farkı da zaten buradadır. Bizim için İktisat Bilimi, sınırsız kaynaklardan maksimum derecede istifade ederek, her yeni doğana huzurlu bir yaşam sunabilme ilmidir."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100