Bu haber kez okundu.

?Devlet gemimiz herkesi taşır'

Uğur Mumcu Meydanı'nda onbinlerce Adanalı'ya hitap eden Prof. Dr. Haydar Baş, BTP iktidarında topraksız köylüye Hazine arazisi verilerek, atıl durumdan kurtarılacağını söyledi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), İzmir, İskenderun, Tarsus'ta düzenlediği "AB'ye Karşı Bağımsız Türkiye" mitinglerine Adana ilimizi de ekledi. Uğur Mumcu (İstasyon) meydanını tıklım tıklım dolduran on binlerce Adanalı, kimi görme özürlü habercilerin aksine suya hasret toprak misali karşıladıkları Prof. Dr. Haydar Baş'a görülmedik teveccühte bulundular. İnsanımızı insan yerine koyan ve iktisat tarihine geçecek projelerini dinleyince de "Şimdiye kadar nerede kaldınız?" diye hem ağladılar, hem de desteklerini esirgemeyeceklerini belirttiler.

Büyük Devlet, güçlü ordu
Ağustos'un bilinen sıcağı altında Uğur Mumcu (İstasyon) meydanına akın eden Adanalılara hitaben bir konuşma yapan 2. Kuvay?ı Milli~|~ye'nin önderi Prof. Dr. Haydar Baş, tarihin en medeni, meziyetli milleti olan, bütün insanlığa can, mal, namus, vatan, din ve vicdan emniyetini, hürriyetini doya doya yaşatan Türk milletinin, ilanihaye ayakta kalabilmesi ve aynı emniyetleri bütün insanlığa tekrar yaşatabilmesi için, devletinin, kâinat devletine dönüşmesi, dünyanın da en güçlü ordusuna sahip olması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Haydar Baş, devleti ve orduyu küçültme girişiminde bulunanların, 1919'da, ordusunu terhis etmek suretiyle Osmanlıyı haritadan silmek isteyen Lord Curzon'un, İngiliz'in oyununa alet olmaktan başka bir iş yapmadıklarını ifade etti.

Yenilikçi oyunu oynayan eskiler
Türkiye'nin ne hale geldiğini herkesin gördüğünü, bu ülkeyi bu hale getirenlerin ise yeni bir oyunla, "yenilikçi" oyunuyla tekrar halkın karşısına çıkarak "memleketi bunalımdan, buhrandan kurtaracağız" dediklerini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye'yi yıpratmış, yıkıma uğratmış eskimişlerin bu oyununa dikkat çekerek, Türkiye'yi kurtarmak istiyorsak, 3 Kasım'da, "evet" mührünün, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, bir kâinat devleti olarak ayağa dikecek olan BTP'nin 16 yıldızlı hilalinin altına basılmasını istedi. Bu eskilerin en büyük özelliğinin AB yandaşı olmak olduğunu belirten Prof. Dr. Haydar Baş şöyle devam etti. "Milleti o hale getirdiler ki, bir lokma ekmeğe, bir kaşık suya muhtaç ettiler. Şimdi de, 'milletin iş, aş bulabilmesi için AB'ye girmemiz lazım. Şayet AB'ye giremezsek aşımız da, işimiz de olmaz' diyorlar. Aslında bu, büyük bir itiraftır. Yıllardan beri Türkiye'yi idare eden insanların yerinde olsam utanır geri çekilirim. Bu sözleri söyleyemem. Bu sözler şu manaya geliyor: 'Yani biz Türk milletini aç, çıplak, işsiz bıraktık. Şimdi Avrupa'nın kapısına dilenmeye gidiyoruz. Hep beraber dilenmeye var mısınız?' diyorlar. Uyum yasaları çıktı. Bu uyum yasaları Türkiye'yi parçalamaktır, pazarlamaktır. Bu yasaların altında hükümetin bütün ortaklarının imzası var mı, yok mu? Bunların genel başkanlarını tanıyor musunuz? Devlet Bahçeli kardeşime, bu meydandan, yiğit Adanalımla beraber hitap ediyor ve "Ben seni destekledim. Hakkım sana haram olsun" diyorum. Çünkü, idam yasasını çıkartmakla, benim yiğitlerimi dağda parçaladın, geldin benim yanımda oturup ağlıyorsun. Halkımızın arasında bir söz var. 'Dağda canavarla parçalar, gelir seninle oturup ağlar.' Bunların hali bu değil mi? MHP'ye, 3 Kasım'da, layık olduğu dersi, Adanalı olarak vermeye hazır mıyız?

Topraksız köylüye hazine arazisi
Reform niteliğindeki projelerini de anlattığı konuşmasında Prof. Dr. Haydar Baş, işe tarım kesiminden, başladı. Prof. Dr. Haydar Baş, tarım kesiminde çalışanlara daha tohumunu tarlasına atmadan altı ay evvel ürün tutarının % 50'sini avans olarak verme, bu kesimi her şartta destekleme, ürünlerine pazar bulma, çiftçinin mevcut faiz borçlarını silme, borcun aslını da cebinden bir kuruş çıkmadan verilecek avans ile ödeme projelerini burada da tekrarladıktan sonra, toprağı olmayan vatandaşları kapsayan yeni bir projesini daha şöyle açıkladı: "Adam çalışmak istiyor. Ama toprağı yok. Devletin binlerce dönüm hazine arazisi var. Toprağı işlemek isteyen kardeşlerimize bu topraklardan bedava vereceğiz. Yani biz toprak ağası, toprak zengini olan insanın elindeki toprağa dokunmayacağız. Gerekirse onu yine toprakla destekleyeceğiz." Prof. Dr. Haydar Baş, şöyle devam etti: "Hayvancılıkla uğraşan kardeşlerimize de faizsiz kredi verilecek. Ürettiklerine dünya pazarında pazar bulunacaktır. Onun için Meclis'te bulunan arkadaşlarımız Meclis'te kavga yapmayacak. Kavga yapılıyor mu? Yapılıyor. Meclis'te adam öldürmeyecek. Adam öldürüldü mü? Evet. Bütün bunlara son verilecek. Milletvekili arkadaşlar, eline çantasını alacak, sanayi, ticaret odalarından temsilcilerle dünyayı karış karış dolaşacaklar. Senin Adana'da yetiştirdiğin ürünü dünya malı, dünya markası yapacağım. Var mısın?"

Tüketiciye vergi yok
Faizsiz, uzun vadeli kredi sisteminin sanayiciyi, nakliyeciyi, otobüs ve taksi şoförlerini, KOBİ'leri, esnafı, üretim projesi olup da üretmek isteyen herkesi kapsadığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, vergisiz bir Türkiye oluşturacaklarını, 100 milyarın altında geliri olan hiç kimseden bir tek kuruş vergi almayacaklarını belirtti. Prof. Dr. Haydar Baş, iktisadi reformlarında vergi çarkının nasıl işleyeceğini şöyle anlattı: "Benim iktisat teorim, formülüm iki sınıfı ortaya getirmektedir. Biri tüketim sınıfı, ikincisi üretim sınıfıdır. Tüketim sınıfının vergi vermesi yanlıştır. O zaten tükettiği için en büyük vergiyi veriyor. Tüketici tüketmezse, üretici istediği kadar üretemez. Gömleği, ayakkabıyı, pantolonu vs. bir tane satar, on tane satamaz. Ama tüketici güçlü cebi dolu olursa, istediği kadar buğdayını, pirincini, ayakkabısını alır. Üreten de bol bol üretir. Benim sistemimde, tüketici vergi vermeyecek. Kim bol bol üretti, bol bol sattı, kazandı ise vergiyi o verecek."

Gemi bütün yükünü alır da gider
"Bu inkılapları, bir, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Mustafa Kemal Atatürk yaptı. İkincisini de bu fakir yapıyor" diyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Bugüne kadar 'sosyal devlet' dediler. Milleti hep kandırdılar. Ama yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Güneş doğdu, karanlık zail oldu" şeklinde konuşarak, inkılap niteliğindeki sosyal projelerinden bazılarını şöyle sıraladı:

"Emeklilerden vergi kesilmeyecek. Maaşları yüzde 100 artacak. Dünyanın en kıymetli varlıkları, cennetin bile ayaklarının altına serildiği annelere emeklilik hakkı verilecek. Devletin bir vazifesi de düşen insanın elinden tutmasıdır. Ama bizde devlet düşen insanın değil, karnını doyurmuş, cebini doldurmuş insanların elinden tutuyor. Cebin dolu ise sözün geçiyor. Boş ise kimse seni dinlemiyor. BTP iktidar olduğu gün, kimsesiz yaşlılar, hayatlarını devletin garantörlüğünde devam ettirecekler. Gençler imtihansız üniversiteye girebilecekler. Burs adedi ve miktarı arttırılacak. Evlenmek isteyip de evlenemeyenlere faizsiz yuva kurma kredisi vereceğiz. Evi olmayan vatandaşlara uzun vadeli, kira öder gibi kredilerle konut verilecek. Cezaevlerimiz mektep olacak. Mahkumlar kendi yararına, memleketimizin yararına kazanılacak. Hepsi bir sanat mensubu olacak. Hapishanede olduğu halde çalışacaklar, aldıkları ücretle çoluk çocuğuna para gönderecek. Çoluk çocuğuna bakacak. Vicdan azabından kurtulacak. Yeni doğan çocuğa karşılık aileye bir maaş ikramiye verilecek. Çocuğa da bir maaşın dörtte biri maaş bağlanacak. Yani bir ailenin dört çocuğu varsa aynen bir maaş gibi maaş alacak. Biz neslin önünü kesmek değil, nesli çoğaltmak istiyoruz. Bu millet Fatihleri yetiştirdi, Yavuzları yetiştirdi, Kanunileri yetiştirdi, Atatürkleri yetiştirdi. Şimdi yeni Yavuzlar, yeni Kanuniler, yeni Atatürkler yetişmesi lazım. O da sizin çoğalmanızla mümkün; var mısınız? Özürlülerin bizden biri olduğu bilinci geliştirilecek. Eğitilmesi mümkün olanların tamamına her türlü eğitim imkanı sağlanacak. Çalışma ve işçilik hakları geliştirilecek. Tedavi edilmesi veya eğitilmesi mümkün olmayan özürlü kardeşlerimiz, devletin garantisi altında hayatlarını devam ettirecekler. Şehit ailelerinin çocuklarının da her türlü barınma, eğitim ve sosyal hizmetleri devletimizin tam garantisi altında olacak."

Projelerini anlatırken Adanalılarla görülmedik bir diyalog kuran Prof. Dr. Haydar Baş, iki gencin "Hocam İmam Hatip Okulları ne olacak?" sorusuna, "Gemi giderken bütün yükünü alır da gider. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir gemidir. O hiç kimseyi karada bırakmaz. Merak etmeyin. Biz bu milleti kardeş etmeye, beraber etmeye, beraber yükseltmek için var olmaya geldik" şeklindeki tarihi cevabını verdiğinde meydan alkış tufanına gark oldu.

Bu bir hak etme olayıdır
BTP iktidara geldiği zaman işsizliğin, açlığın, yoksulluğun son bulacağını, vatandaşın bir elinin yağda, bir elinin balda olacağını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bütün bu projelerin gerçekleştirilmesi için kaynağın nereden bulunacağı ile bu günkü siyasilerin bunları neden yapamadığı sorularını da şöyle cevaplandırarak merakları giderdi: "Hocam, güzel de bu paraları nerden bulacaksın, diyorlar. Bankaları soyanların cebinden alacağım. 2,5 yıl içinde bankalardan, senden ne kadar soyuldu biliyor musun? 22 milyar dolar. Yetmedi. Biz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak IMF'den ve diğer tefecilerden aldığımız faizlere yılda 55 katrilyon ödüyoruz. İşte ben bu faizleri rafa kaldıracak ve bu parayı bu projeler için harcayacağım. 'Hocam bu imkanlar bugünkü siyasilerin elinde. Onlar niçin yapamadılar?' diyeceksiniz. Müseylemetül Kezzap diye yalancı bir peygamber vardı. 'Madem ki sen peygambersin, mucizeni göster' dediler. Ona bir gözü kör bayanı gönderdiler. Geldi, ikinci gözü de kör oldu. Bir davayı hak etmek, onu dava etmek, hak eden insanların hakkıdır. Bugüne kadar demek ki bunlar bu büyük milleti temsil hakkını sadece dilde elde etmişler, gönüllerine, vicdanlarına yer etmemişler. Onun için muvaffak olamadılar. Ama sizinle beraber olan bizler mutlaka muvaffak olacağız. Sene 1919, Mustafa Kemal Atatürk, ne diyor biliyor musunuz? 'Ben 1919'un 19 Mayıs'ında Samsun'a çıktığım gün elimde hiç bir maddi imkanım yoktu. Benim vicdanım dolduran, milletimin manevi gücü vardı. İşte ben savaşı bu güç ile, bu manevi güç ile, bu milletle kazandım.' Şimdi ben de bu manevi gücünüzle, sizlerle bu savaşı kazanacağım, var mısınız?"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100