13 Haziran 2006 Salı 00:00
129 Okunma
Diğer 27 bin nükleer silah ne olacak?
İran'ı nükleer silah elde etmekten alıkoymak için görüşmeler yapan dışişleri bakanları, dünyada hâlâ 27 bin nükleer silah bulunduğunu unutuyor. Bu silahların ortadan kaldırılması gerek ~|~

Soğuk Savaş'ta, birçok önemli silahsızlanma anlaşmasına varmanın mümkün olduğu anlaşıldı. Şimdi, süpergüçler birbirlerinin tehdidi altında değilken, bu anlaşmalar neden imkânsız görünüyor? Bugünlerde tüm konuşmalar, kitle imha silahlarının İran ve Kuzey Kore gibi devletlerle teröristlerin eline geçmesi hakkında. Dışişleri bakanları buluşup buluşup, İran'ın birkaç miligram uranyumu yüzde dört oranında zenginleştirip zenginleştirmediğine dair endişelerini paylaşıyor.

Kimisi sopayı hemen sallamaya başlamak istiyor. Onlar, İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasını Engelleme Anlaşması'nı (NPT) ihlâl edeceğine ikna olmuş. İran'la ilgili görüşmeler arzu edilir olsa da, bakanlar, ABD, Rusya ve diğer devletlerin elinde hâlâ çoğu kullanıma hazır bekletilen toplam 27 bin nükleer silah bulunduğuna dikkat etmiyor.

Silahsızlanma yerinde sayıyor
Bakanlar, İran'ın yarattığı nükleer tehdidi azaltmaya yönelik çalışmalarının, kendi nükleer cephaneliklerinin boşaltılmamasıyla önemsiz kılındığını göremiyor. Küresel silahsızlanmadaki duraklama, resmin sadece bir kısmı. ABD'li yetkililer yeni nükleer silahlar talep ediyor. Britanya, eski nükleer silahlarını yenileriyle değiştirmek istiyor.
BM, geçen yıl silahsızlanmayı artırma ve kitle imha silahlarının yayılmasını engelleme yönünde bir tavsiye kararı bile almayı başaramadı. 10 yıl boyunca, Cenevre'deki silahsızlanma konferansının çalışmaları ilerleme kaydedemedi. Artık, bu çalışmaları canlandırmak gerek.

Yetkililerin, NPT ve teftiş gibi silahların yayılmasını engellemek için hazırlanmış uluslararası araçların işe yaramamasından duyduğu endişeyi anlamak zor değil. Bu araçlar, Irak, Kuzey Kore, Libya ve bir ihtimal İran'ı, nükleer silaha sahip olmaktan caydırmadı. Bu, ABD'nin askeri gücünü silahların yayılmasını engellemek için kullanma eğilimini de açıklıyor.

Fakat, eleştirilerin hedefi haline gelmiş, amacı da bulunamayan silahları yok etmek olan Irak savaşının ardından, askeri yönteme dair şüpheler ortaya çıktı. Kitle imha silahlarını ortadan kaldırmak için küresel bir işbirliğine dair istek artabilir.
Devletlere nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlardan arınmak için öneriler sunan ve başkanlığını yaptığım uluslararası bir komisyonca hazırlanan bir raporda, kitle imha silahlarının daha fazla sayıda devletin ve teröristlerin eline geçmesini engelleyecek tavsiyeler verildi. Ayrıca, 'silah yenileme' yarışına dair endişeleri ortak güvenliğe dair umuda dönüştürmek için iki önlem sunuldu; fakat iki durumda da başarı Amerika'ya bağlı.

ABD'nin nükleer denemeleri yasaklayan anlaşmayı onaylaması, diğer devletlerin de bu testlere son vermesini sağlayacak. ABD'nin 1996'dan beri bu anlaşmayı belirsizliğe mahkûm etmesiyse, yeni silahların denenmesi riskini yaratıyor. İkinci olarak, askeri amaçlarda kullanılmak üzere yüksek düzeyde uranyum zenginleştirilmeye son verilmesi için uluslararası bir anlaşma yapılmalı.
Bu anlaşma, silah malzemesi akıtan tüm muslukları kapatır. ABD'nin böyle bir anlaşma için bir taslak hazırlamış olması umut verici, ama bu taslağın neden uluslararası teftişi kapsamadığını anlamak zor. Taslağı hazırlayanlar, uluslararası teftişi lüzumsuz mu görüyor?

Hans Blix / Radikal
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100