15 Eylül 2006 Cuma 00:00
2358 Okunma
Diyalogcu siteye cevap
Allah'a güvenerek çıktığımız yolumuzda amacımız sizi uyarmaktır. Öncelikle görüştüğünüz şu papazlar ve hahamlar kafir midir? Değil midir? Onu söyleyin!  H.Muradoğlu'nun yazısı ~|~

 

 


              BİR DİYALOGCU SİTEYE SORULARIMIZ VE CEVAPLARIMIZ

İnternette yayın yapan diyalogcu zevata ait bir siteye bazı sorularımız oldu. Bize gelen cevap e-mailine yanıtımızı yazının sonunda vereceğiz elbet.  Önce siteye gönderdiğimiz mektubu virgülüne dokunmadan burada yayınlayalım.
Mektup şöyle;
"Gerek sitenizde gerekse basında çıkan ? yayınlanan diyalog ile ilgili haberleri büyük bir ibretle takip etmekteyim. Bizimde zamanında hizmet ettiğimiz ve tamamen masum Anadolu gençliğinin ve insanının emeği, alınteri ile kurulmuş bunca oluşuma sahip bir camianın böylesine boş, İslami kaynaklardan yoksun, en azından itikadi olarak insanımızın imanını tehlikeye atan, dış güdümlü olduğunu dağdaki çobanın bile anladığı diyalog faaliyetlerine heba edilmesini ızdırapla seyretmekteyim.

İslam dünyasından aklı başında hiçbir ferdin dünyada Hıristiyan olsun, Yahudi olsun haksız yere bir insanın tırnağına zarar gelmesini istediği yoktur.  Vahşetle, tacavüzle, katliamla anılan insanlar sizin diyalog için el pençe divan önünde durduğunuz medeniyetin insanlarına mahsustur. Bizim inancımız Yaratılanı Yaratandan ötürü sevmektir.

Yoksa sizin haberiniz yok mu? Misyonerlerce Türkiye kutsal topraklardır (Bible Land).  Dünyanın merkezinde sayılabilecek konumuyla Balkanlardan Kafkaslara kadar ve 1880 yılında  yazılan bir misyoner raporunda belirtildiği üzere "Misyonerlik faaliyetleri acısından Türkiye, Asya'nın anahtarıdır. Kuzey Irak Erbil'de faaliyet gösteren birçok sivil görünümlü kuruluşun büyük çoğunluğunu misyoner teşkilatları oluşturmaktadır. Yine; Nahcivan'da misyonerler  insani yardım örgütleri adı altında çalışma yapmaktadırlar.
İzmir, İstanbul işgal edilirken halkı düşman askerlerini karşılamak için sokaklara döken papazlar, bize karşı Çanakkale'de savaşan Yahudi alayları, daha dün Kıbrıs'ta, Balkanlar'da, Azerbeycan'da papazlarca takdis edilerek gönderilen vahşet tugayları. Tüm bunları yaşadık/yaşıyoruz.  Bu milletin ve de Türk?İslam dünyasının artık aklını başına toplaması şarttır. Nasihat ile uslanmayanlara tekrir ediyoruz. Bu ikazlarımız dikkate alınmazsa herkes yaptıklarının yada yapmadıklarının sonucuna katlanmak zorunda kalacaktır. (H.Muradoğlu 23/08/2006 Yeni Mesaj Gazetesi)

İşin ilginç tarafı dost (!) edindiğiniz bu zümre faaliyetlerine başlamadan önce bu ülkeleri kan ve gözyaşına boğmakta sonra da güya yardım elini uzatmaktadır. Tıpkı timsahın avını yerken döktüğü gözyaşı misali.
Sizin burada figüran olarak oynadığınız rol şudur ki; 19. asrin ortalarında, uzunca bir süredir ülkelerini Ortodoks Ruslar'a karşı her turlu fedakarlığı göz önüne alarak savunan Kafkas Müslümanlarını ziyaret eden bir Hollandalı gezgin, dönüşünde dindaşlarına bu insanları yumuşatıp direnme güçlerini kırabilmek için Kafkasya'ya misyonerlerin gönderilmesini önermiştir. Altını çizdiğimiz kelimeler burada; 'yumuşatıp direnme güçlerini kırmak'tır. İşte bilerek yada bilmeyerek üstlendiğiniz rol, size biçilen rol budur.

Bizim önerimiz Allah'ın ipine sımsıkı sarılmanız/sarılmamızdır. Kendimize inanarak, Allah'tan başkasından korkmayarak, çalışarak önce Türkiye'mizi sonra tüm insanlığı kurtarmaktır.
Papaza, hahama gösterdiğiniz müsamahayı görüyorum ki; sizinle aynı düşünmeyenlere karşı gösteremiyorsunuz. Bu minvalde Ali Eren beyle sohbetinizde bu tahammülsüzlüğünüz görülüyor. Şahsen Ali Beye yaptığınız davranış beni üzdü. 'Papazın elini öp senle aynı düşünmeyeni rezil et' gibi bişey bu. Ayrıca hoşgörü ve diyalog temsilcilerinin yazdığımız yazılara gelen ağza alınmayacak küfürleri de gösteriyor ki sizin hoşgörünüz kafire karşıdır.

Ha bu arada görüştüğünüz şu papazlar ve hahamlar kafir midir? Değil midir?  Demogoji yapmadan onları (kimsenin kafir olması bize bişey kazandırmaz ama kafirin kafirliğini gizlemek İslam itikadına göre küfürdür, biliyorsunuz ) Resul?i Ekrem Efendimizi tanıyıp da ona iman etmeyen, üçlü teslise inanan kişiler kafir midir, değil midir? Soruyorum."

Sorduklarımız bunlardı. İyi bir iş yapmak için bile yanlış vasıta kullanılmaz. Sizin vasıtanız da yanlış, çıkacağınız menzilde a canım kardeşim benim. Maalesef içinizdeki saf masum Anadolu çocuklarının iyi niyetleri bile sizin bulaştığınız bu pisliği temizlemeye yetmiyor. Bütün çabalarınıza rağmen Allah?u Teala'nın  kendine düşman ilan ettiği, sizinse dost edindiğiniz bu zümre kendi dilleriyle yakayı ele veriyorlar. Sizin yanınızda size ne dediler de böyle kandırıldınız bilmem amma asıl amaçlarının diyalogtan öte hedefler içerdiğini bas bas bağırıyorlar. Kimi bu faaliyetlerin misyonerlik olduğunu açıkça resmi belgelerinde kullanırken, kimi de Müslüman çocukların öldürülebileceği yönünde fetvalara imza atıyor.

Sizin aşağılık kompleksleriyle sunduğunuz mektuplarınız da karaladığınız Müslümanlara inat onlar hala dindaşlarının tüm dünyayı kana boğan eylemlerine seslerini çıkarmıyor. Gerçi uğradığınız kan değişiminden dolayı mıdır nedir bilinmez amma  Lübnan'da insanlık öldürülürken bebelerin şahsında sesiniz soluğunuz o kadar cılızlaşmıştı ki? Hatta onlar kendilerini temize çıkarmak için ciddi bir çaba içinde değilken bile dergilerinizde, gazetelerinizde, tv'lerinizde aslında onların ne kadar da insancıl olduğunu yazdınız manşetlerinize. Onları sempatik göstermek için yaşananların onların fanatik kesimlerinin işi olduğunu filan gevelediniz durdunuz ama halk artık yemiyor bu dolmaları. Bizim birşey dememize kalmadan 'Allah sizlerden razı olsun başta biraz bocaladık ama maalesef söylediklerinizin hepsi doğru çıktı' diyorlar. Halk da gözünü açtı, siyasi partiler de, cemaatler de ve hatta dinden bihaber gruplar ? partiler bile. Söz konusu bu cennet vatan olunca, bu vatanın sevdalısı olduğunu söyleyen  herkes aynı şeyi söylemeye başladı. Sağcısı da anladı bunun altından ne halt çıkacağını, solcusu da. Kıbrıs harekatına gönüllü yazılmak için sağcıyım?solcuyum demeden arka arkaya sıra girenler gibi oynanan oyunun vahametini anlayan herkes bu ortak noktada buluştu.

Değerli  arkadaşım dünyanın hoşgörüye de, diyaloğa da olan susuzluğu bu milletin aziz eli ile dindirilebilir ancak. Her konuda çağı aşmış bir devletle, insanları umutsuzluğa sevkeden ekonomik politikalar yerine bizim insanlığa sunacağımız reçetelerle ve 1400 senelik İslam tarihinin en az yarısında hizmetkarlık yapmış bu milletin eliyle? Yoksa papazın, hahamın elini öpmekle değil."

Gelelim diyologcu zevatın sitesinden bize gelen cevap mektubuna.
"Hüseyin bey,
Daha önce Muharrem Bayraktar ve M.Emin Bey'lere yaptığım teklifi size de yapmak istiyorum. Yeni Mesaj köşe yazarları olarak, sitemizin sorularını cevablandıracağınız röportaj teklifimizi neden kabul etmiyorsunuz?
Biz size soralım, sizde 'cesaretniz' varsa cevaplayın. Cevap bekliyoruz....."

Cevabı mesaj böyle. Önce şunu söyleyeyim. Cesaretimiz Allah'ın izniyle sizden de, dostlarınızdan da (!) çoktur. Bedir'de, Malazgirt'te, Çanakkale'de, Dumlupınar'da ne kadar cesur olduğumuzu ispatlamıştık düşman keferesine. Gerekirse seve seve göstermeye yine hazırız haberleri ola. Ayrıca; Allah'a güvenerek çıktığımız yolumuzda amacımız sizi düşman ilan etmek değil, sizi uyarmaktır. Sizin kaybınız bizim kaybımızdır. Kaybınıza ancak üzülürüz.  Cümlelerimiz bir miktar sertleşmiş ise bu size bir türlü duyuramadığımız sesimizi duyurabilmek içindir. Yanlışta ısrar en büyük yanlıştır. Yanlışınızdan en kısa zamanda dönmenizi niyaz ediyoruz.

Röportaj teklifiniz içinse önce şu soruya cevap vermenizi istiyoruz; "Diyalog için görüştüğünüz fakat; Resulullah  Efendimizi tanıdığı halde  kabul etmeyen kişiler kafir midir değil midir?" Bu soruya cevap verin ki hangi tarafta olduğunuz anlayıp sorularınıza ona göre cevap verebilelim.  Allah (cc) ve O'nun Resulüne mi tarafsınız; yoksa Efendimize gelip orta yol bulmayı teklif eden ama kabul edilmeyince ebedi hüsrana uğrayıp dönen Necran ehlinden taraf mısınız onu bilelim?

HÜSEYİN MURADOĞLU / editor@yenimesaj.com.tr

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100