Bu haber kez okundu.

Diyalogcular acayip gürledi!
Ne ilginç bir tesadüf ki, kartel medyası, "başörtüsüz namaz" tablosu karşısında vaveylalar kopartanları, aynı saatlerde yere göğe sığdıramadılar.     M.E.KOÇ'un yazısı... ~|~



YANLIŞ YERDE FERYAD EDENLER

Üsküdar Subaşı Camii'inde tezgahlanan "erkeklerle aynı hizada başörtüsüz namaz" seremonisi üzerine, muhafazakar cenah güya ayağa kalktı. Böyle şey olmaz, bu kadarı da fazla canım, bu kadarına da pes, demeye başladılar koro halinde. Kimler yoktu ki..!?
Diyalogcu nurcular acayip gürledi.
Şimdilerde Kuvay?ı Milliyeci kesilen meşhur Moon'cu teolog sanki bugüne kadar bu kabil dolapları hiç çevirmemiş gibi, sanki Subaşı'nda sergilenenleri kendisi uydurmamış gibi pişkin pişkin ekranlara konuk oldu.
Hatta Diyanet yetkilileri bile "başörtüsüz namaz" hususunda açıklamalar yaptı. Devreye girdiler, yüksek bir performans gösterdiler.
Ne ilginç bir tesadüf ki, kartel medyası, "başörtüsüz namaz" tablosu karşısında vaveylalar kopartanları, aynı saatlerde "işte İslam'ın Luther'i bu adam...", "Nurcular, Türkiye'nin Müslüman Kalvinistleri...", "Bu işin mazisi Said Nursi'ye dayanır, miras ondan...", "Diyalogcular, İslam'ın Protestanlaşması için seferber olan kutsal insanlar..." diye yere göğe sığdıramadılar.

Güya itiraz ettiler
"Biz Kavlin?Malvin değiliz, Luther olmak ne haddimize...!" şeklinde güya itiraz eder göründüler. Lakin aynı kartel ve aynı başyazar, bunları, birkaç yıl önce "Müslüman rahip" diye meth ü sena ettiğinde; bunlar da "zamanın konjonktürü" gereği "bu Haçlı kimliği"ni almış?kabul etmiş gibi kendi mevkutelerine aynen yansıtmışlardı. Bugün ise konjonktür müsait olmadığı için, Türk Milleti uzun süreden beri foyalarını ince ince fark ettiği için, bu diyalogcu nurcular "Yapmayın ya hu, Luther filan değiliz, ne haddimize!" demeyi tercih ettiler.
Kartel yerinde durmadı; kendine göre "öte taraf"tan şöyle kışkışladı... "Yaşar Nuri bu işi bulaştırdı, Hayrettin Karaman içine kapanıp radikalleşti, Süleyman Ateş tutturamadı, Mehmet Aydın politikaya geçti, Zekeriya Beyaz'ın kumaşı bu işin ciddiyetine müsait değil...Ne olacak bu işin sonu!?"

Bu "yumurta"ya karşı "bu gürültü fazla"
İşte asıl konuşulması gereken ve Diyanet başta olmak üzere herkesin üzerinde düşünerek açıklamalar yapması gereken meseleler, bu adı geçenlerin ve adı geçenlerle?papazları çağdaş nurculuğun demirbaşı haline getirip Türk?İslam dünyasında "Vatikan'ın diyalog tezgahı"nı açanların bugüne kadar sergiledikleri "aykırı itikadî açılımlar"dır. Bu aykırı işler "imana dair"dir, "itikada dair"dir; Şubaşı Camiindeki ise "amele dair".
İşin can alıcı noktası "aykırı itikad"lardır; yoksa Subaşı tiyatrosu değil...
Birkaç başı açık kadın ve erkek grubu cemaatle namaz kılmış, mihraba yakın durmuş; bu seremoni, neticede "amel"e dair...
Bu "yumurta"ya karşı "bu gürültü fazla".

"İslam'ın iman esaslarına yönelik" dejenerasyon...
Asıl, İngiliz patentli Ezher Vehhabizmi'nin tercümeleriyle fakültelerde akademik koltuk kapan kimi eski tüfek ilahiyatçıların "güya İslam otoritesi gibi" bugüne kadar yaydıkları din ve iman anlayışına gürlemek gerek...
Asıl, Moon'dan ve Dünya Kiliseler Birliği'nden beslenen kimi çağdaş teologların seslendirdikleri "Hz. Peygambersiz İslam" veya "Kur'andaki İslam" esef etmek gerek...
Asıl, Papalık Konseyi misyonu üstlenip Türk?İslam coğrafyasında Haçlı çığırı açtıktan sonra kapağı Amerika'ya ve Amerikancılığa atan diyalogcu nurcuların yaymaya uğraştıkları "Hz. İbrahim'de buluşmuş İslam" veya "Ehl?i Kitap ile amentüde ittifak etmiş Müslümanlık" anlayışına karşı durmak gerek...
Bunların yaptıkları, "itikada dair Protestanlaştırma", bunların tezgahladıkları "İslam'ın iman esaslarına yönelik" dejenerasyon...
Subaşı Camii'ndeki "ameli tezgah", "diyalogcu troyka"nın yaydığı "aykırı itikatlar"ın yanında "hiç" kalır.
Yaşanan ve yaşayan İslam'ın temel kurumları olan mezhep ve meşrepleri, Hz. Peygamberin hadislerini tartışmaya açan bunlar değil mi?

'Hz. Muhammed'e inanmak şart değil' diyen bunlar değil mi?
Ehl?i Kitap müşrik değil diyen bunlar değil mi?
Hıristiyan, Yahudi, Budist, Hinduist fark etmez, her kim Allah'a ve ahiret gününe inanıp salih amel işler ise cennetlik olur, kurtuluş için son Peygamber Hz. Muhammed'e iman etmek şart değil diyenler bunlar değil mi?
Ehl?i kitaba dair Kur'an?ı Kerim'deki sert ayetlerin, bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar için değil, Hz. Peygamber dönemindeki veya ondan önceki Yahudi ve Hıristiyanlara ilişkin olduğunu söyleyenler bunlar değil mi?
Hz. Peygamber'e (sav) inanmayan Yahudi ve Hıristiyanlara da rahmet ve merhamet nazarı ile bakılarak geçmişten beri süregelen Kelime?i tevhid inancının bu bağlamda yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade edenler bunlar değil mi?
Ehl?i kitap ile amentüde ittifaklarının sözkonusu olduğunu ilan eden bunlar değil mi?
Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Budist, Şintoist... vs. ne varsa hepimiz "Hz. İbrahim'de buluşalım" diye karar alanlar bunlar değil mi?
Hıristiyan mazlumların bir nevi şehit olduklarını ve nurcularla Hıristiyan ruhanilerinin ittifak etmeleri gerektiğini yayanlar; "Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman gençler"in beraberce uygun vakitlerde "ortak ibadet" edebilecekleri kararını alanlar bunlar değil mi?

Asıl büyük plan bu çünkü...
Bu "aykırı itikatlar"ın hangisi İslam'ın ölçülerine uygun, hangisi Ehl?i Sünnet akaidine paralel..?! Hiçbiri...
Hiçbiri uygun değil... Hepsi aykırı.
Hem de bu aykırı çıkışlar, imana dair... Şimdi siz söyleyin bakalım, Subaşı Camii'ndeki "ameli tezgah" mı daha ciddi, yoksa bu "aykırı itikatlar" mı daha vahim?
El cevap, itikada dair bu aykırılıklar.
İşin daha vahim tarafı; Şubaşı'ndaki işi, öyle İslam'ın rahle?i tedrisinden geçmiş, mürekkep yalamış insanlar ortaya koymadılar. Ama bu "aykırı itikadları" yıllardan beri yayanlar, dinin önünde görünen, hacı kılığında, hoca kılığında, allame kisvesinde kimseler... Dolayısıyla üzerinde asıl düşünülmesi gereken bu, asıl feryat edilmesi gereken, asıl çığlık kopartılması gereken bu.
Asıl büyük plan bu çünkü... "Protestanlaştırma işi"nin can alıcı "itikat noktası" burası çünkü.

MEHMET EMİN KOÇ /
eminkoc@yenimesaj.com.tr
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100