Bu haber kez okundu.

Donkişot AKP şaşkın
HABER MERKEZİ
ABD güdümlü dış politika Türkiye'yi Ortadoğu'da büyük bir yalnızlığın içine itti. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında devam eden Arap Baharı isyanlarına tam destek veren AKP hükümeti tüm bölge ülkeleriyle ters düşmüş durumda. Başta Suriye olmak üzere birçok ülkeyle ipler koptu. Oysa hükümet "komşularla sıfır sorun" politikası izliyordu. Bu politika geldiğimiz nokta itibarıyla çöktü. Fransız Le Figaro gazetesi de Türkiye’nin “sıfır sorun” konseptinin “sıfır dost” konseptine geçtiğini sayfalarına taşıdı. Le Figaro, Türkiye’nin izlediği dış politika nedeniyle halen bölgede “izole” olduğunu öne sürdü ve Türkiye’nin söz konusu müdahaleye katılarak “diplomatik gerilemesini durdurmak istediğini" iddia etti. Bu çerçevede Türkiye’nin “sıfır sorun” konseptinin “sıfır dost” konseptine geçtiği yönündeki eleştirileri de yansıtan gazete, Türkiye ile bölgesel hükümetler arasındaki “uzun çekişmeler listesi”nin bir örneği olarak Mısır ile yaşanan gerginliği üzerinde durdu. Le Figaro, Ankara’nın Müslüman Kardeşlere verdiği “tam desteğin” Türk diplomasisindeki evrimi gösterdiğini savunarak “Suriye vakasında olduğu gibi Türkler bir iç ihtilafta taraf oluyor” görüşünü öne sürdü. 

Değerli yalnızlık komedisi

Başbakan Erdoğan'ın dış politika baş danışmanı İbrahim Kalın bu durum için "değerli yalnızlık" ifadesini kullanırken, bu tablonun baş sorumlularından biri olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Biz, komşularla 'sıfır sorun' derken, oradaki halklarla 'sıfır sorun' dedik" şeklinde bir çark ile durumu kurtarmaya çalıştı.

Ankara’da Rusya şoku

Türkiye'yi dış politikada yalnız bırakan en önemli etken ise hükümetin Suriye politikası oldu. Ankara bu kapsamda son kimyasal silah iddiasının ardından gündeme getirilen askeri müdahale fikrine en büyük desteği veren merkez oldu. Hükümet ABD, İngiltere ve Fransa öncülüğündeki koalisyonun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni devre dışı bırakarak Suriye'yi işgal planları yapmasını "Türkiye yalnızlaştı" tezinin çöküşü olarak gösteriyordu. Suriye'ye operasyon gündemli bir görüşme için Suudi Arabistan'a giden Dışişleri Bakanı Davutoğlu dönüşte, "Bir hafta önce Türkiye'nin Suriye konusunda yalnızlaştığını iddia edenler şimdi Türkiye büyük bir uluslararası koalisyonla birlikte hareket ediyor, bu sefer de bu koalisyon bir şey yapacakmış da Türkiye ona alet olacakmış gibi bir kanaat uyandırıyorlar" demişti. Davutoğlu'nun yalnız değiliz iddiası sadece bir gün sonra çöktü. Rusya'nın kimyasal silah iddialarını çürüten ve işgale rest çeken tavrı hem batının işgal planlarını bozdu hem de hükümetin "yalnız değiliz" tezini çürüttü. Suriye operasyonu için ABD öncülüğündeki koalisyona üslerini açmaya hazırlanan hatta bunun için TBMM'den yeni bir tezkere çıkarmaya da yeşil ışık yakan Ankara, operasyonun Rusya engeline takılmasının şokunu yaşıyor. Bu durum büyük bir dış politika iflası olarak değerlendiriliyor.

İngiltere müdahaleye 'Hayır' dedi!

Rusya’nın Akdeniz’deki askeri gücüne takviye kararının şoku atlatamayan Türkiye, İngiltere ve ABD’den gelen haberlerle yeni şoklar yaşadı. İngiltere parlamentosu’nda yapılan oylamada Suriye’ye askeri müdahale 272 evet oyuna karşı 285 hayır oyuyla reddedildi. Şimdi Ankara umutlarını İngiltere’de yapılacak ikinci oylamaya bağlamış durumda. Bu oylamada da Suriye’ye müdahaleye hayır kararı çıkarsa İngiltere koalisyonda yer almayacak.

CIA Esad'ı doğruladı

Suriye’ye askeri müdahale sevdalılarına şoke eden bir haber de ABD’den geldi. CIA, "Esad’ın kimyasal kullandığı yönündeki istihbarat hiç de güçlü değil" deyince, Suriye operasyonu ileri bir tarihe ertelendi. Buna göre CIA’nın elinde Esad’ın askerlerinin kimyasal silahların bulunduğu bir merkezden silah sandıklarını çıkarırken görüntüleri var. Ancak silahların olay yerine götürüldüğüne dair bir görüntü yok. Saldırı sonrasında Suriyeli yetkililer ile bir alt düzey subay arasında geçen telefon konuşması kimyasal katliamın Esad’ın işi olduğu sonucunu gündeme getiriyor. Ancak kayıt çok alt düzeyde isimlerin konuşmasını içeriyor ve kimyasal saldırı emrinin direkt olarak Esad ya da Esad’ın yakın kurmayları tarafından verildiğini ortaya koyacak bir delil yok. Daha da kötüsü, saldırının Esad’ın kimyasal silahlarını ele geçiren muhalifler tarafından yapılmadığını ortaya koyan bir istihbarat verisi de mevcut değil.

Fransa da çark etti

Fransız ordusunun emir verilmesi halinde Suriye'ye askeri harekat için hazır olduğu belirtilirken, Cumhurbaşkanı Hollande muhaliflere destek sözü verse de askeri operasyon taahhüdünde bulunmadı. Suriyeli muhalif lider Ahmed Cerba'yı kabul eden Hollande muhalefete insani ve siyasi destek sözü verdi fakat askeri müdahaleye değinmedi. Fransa lideri, Suriye'de siyasi çözümün önemine dikkat çekti ve muhaliflerin güçlü bir alternatif haline getirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Medya savaşa kışkırtıyor

Hükümet güdümündeki gazete ve televizyonlar da Suriye'yi işgal operasyonuna tam destek veriyor. Ellerinde somut hiçbir kanıt olmamasına rağmen Suriye'nin kimyasal silah kullandığını iddia eden yandaş basın oluk oluk Müslüman kanı akıtacak olan muhtemel operasyonun detaylarını ballandıra ballandıra izleyicilerine ve okuyucularına aktarıyor. Gerçekleri ters yüz ederek aktaran basın bu haliyle Afganistan ve Irak'tan sonra bir İslam ülkesinin daha işgaline çanak tutuyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100