Bu haber kez okundu.

Dövizde geleni tutmaya çalışıyoruz
Küresel piyasaların "dalgalanması", dünyada döviz hesaplarında hareketin başlaması demek. Dünyada değişen şartlara bakarak aracı kurumlar dövizi riskli ülkelerden başka yere taşır. Bu hareket sonucu bazı ülkelerde hisse senetleri, tahviller nakde çevrilir. Dövizler bir ülkeden öbür ülkeye götürülür. ~|~


Bu hareketin arkasında döviz sahiplerinin ve aracı kurumların 2 endişesi vardır: (1) Risk endişesi. Anaparası batmasın. (2) Gelir endişesi. En yüksek getiri nerede ise para orada değerlendirilsin.
Burada önemli olan bir nokta daha var: Dalgalanma başlayınca, paralar buhar olmuyor. Yastık altına girmiyor. Bir ülkeden bir başkasına, borsadan çıkarak tahvile, tahvilden çıkarak borsaya gidiyor.

Döviz kazanamıyor, borçlanıyoruz
Piyasalar dalgalanınca neden telaşa kapılıyoruz? Çünkü biz ihtiyacımız olan dövizi kazanamıyoruz. Başkalarının dövizini kullanarak ekonomiyi ayakta tutuyoruz. Bu nedenle (1) Gelen dövizin yurtdışına çıkmaması önemli. (2) Yurtdışından ülkeye devamlı olarak şu veya bu şekilde döviz girmesi önemli.
(1) Daha önce gelen, her an dışarıya çıkabilecek dövizlere biz "sıcak para" diyoruz. Sıcak para olarak gelen döviz, "yüksek getiri" (faiz, temettü geliri) için geliyor. Ocak ayı sonunda ülkeye bu tür gelen yabancılara ait (yurtdışı yerleşiklere ait) döviz 71 milyar dolar. Bunun 37 milyar doları borsada, hisse senetlerine bağlanmış. 29 milyar dolarıyla tahvil?bono satın alınmış. Endişemiz, yabancıların hisse senetlerini, tahvilleri ve bonoları satarak YTL'den dövize dönmeleri ve dövizi alıp yurtdışına götürmeleri.
(2) Yurtdışından döviz girişinin devam etmesi zorunluluğu var. Döviz girişi kesilir veya azalırsa, döviz çarkını döndüremeyiz.

Dövizsiz kalmaktan korkuyoruz
(a) Ülkenin döviz gelir?gider hesabı ödemeler bilançosundan izleniyor. Bu bilançonun birinci bölümü ülkenin döviz açığını gösteriyor. Buna cari açık deniliyor. 2006 yılında yıllık döviz açığımız 31 milyar dolardı. 2006 yılında sermaye hareketiyle (doğrudan yabancı sermaye, portföy yatırımı ve kredi olarak) ülkeye 45 milyar dolar girdi. Bu sayede dolar ucuz ucuz satıldı. Bu sayede ucuz ithalat yapıldı. Enflasyon geriledi. 2007 yılında ülkeye benzer şekilde döviz girişinin devamı zorunlu.
(b) Sermaye hesabıyla ülkeye her yıl giren döviz kredisinin net rakamı izleniyor ama, döviz kredisinin bir de stoku var. Kısa vadeli döviz kredisinin stokunun büyüklüğü çok önemli. Çünkü, adı üzerinde, vadesi kısa. Krediyi kullanan ödeyecek, tekrar borçlanacak, tekrar ödeyecek. Döviz kredisi musluğu kapanırsa, çark durur. 2007 Ocak ayında kısa vadeli borç stoku 36 milyar dolar. Bunun 15 milyar doları bankalarımızın, 18 milyar doları özel sektörün döviz borcu.
İşte bütün bunlar için, "Ya gelen döviz giderse, ya yenisi gelmezse" diyerek uykularımız kaçıyor. Buna da "ekonominin kırılganlığı" deniliyor.

Güngör Uras

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100