29 Haziran 2014 Pazar 00:08
2510 Okunma
Dünya Ehl-i Beyt’le Müslüman oldu
ORHAN DEDE 
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Başyazarımız Muharrem Bayraktar’ın sunduğu Diyalog Özel programına katıldı. Çok önemli açıklamaların yapıldığı programda Muharrem Bayraktar’ın ‘Ortadoğu’da yaşanan tehlikeli gelişmelerin arkasında kim ya da kimler var’ şeklindeki sorusuna cevap veren Prof. Dr. Haydar Baş, İslam coğrafyası üzerine oynanan asırlık bir plana dikkatleri çekti. Ehl-i Beyt kongrelerini düzenlerken Fedek arazisi konusunda Sünni âlimler neler dedi diye eserleri karıştırdığında İmamı Rabbani’nin Fedek arazisi konusundaki beyanlarının ayetlere tamamen ters beyanlar olduğunu gördüğünü söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Yani İmamı Rabbani, Hz. Fatıma’nın dünyevi ihtirasından dolayı Hz. Ebubekir’e itiraz ettiğini ifade ediyor. Biz aslında Rabbani denilen Ahmet Sirhindi’yi takva bir insan olarak tanıyorduk. Bu ifadesiyle bunun hiçbir şey olmadığını kalben hükmettim. Mehmet Emin Koç ile Emre Polat’a bu adamı araştırın dedim. Ve bir kitap yazdılar, aklınız durur. Tamamen zillet derecesinde yaşantı tarzları var. Bunlar tasavvuf ve tarikat olarak 16. yüzyıldan bu yana Müslümanların dünyasında.”

Şii ile Sünni kavgası İngilizlerin bir planı

1999 yılında bu konuyu araştırdığını ve Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler adlı kitabını kaleme aldığını dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Benim yaptığım araştırmada İngilizlerin Hicaz bölgesinde oynamak istedikleri oyunlar var. Asıl oyun Müslümanları Hicaz’dan çıkartmak. Motor yeni icat edilmiş, İngilizlerin petrole ihtiyaçları var. Bundan dolayı Ortadoğu Hicaz bölgesini ellerine geçirmek istiyorlar. Ama petrol bize lazım, biz bunu alacağız tarzında değil. İngilizlerin ilk ortaya koyduğu hareket tarzı bu coğrafyada yaşayan Müslümanları birbirine düşürmek ve Müslüman Türkleri bu coğrafyadan çıkarmaktı. Bunlar İngiliz ajan Humpher’in hatıratında ortaya koyduğu notlardan olan bilgiler. Biz kendi düşüncemizi söylemiyoruz. Humpher’in ilk şartı; Sünni ve Şii Müslümanlar arasında birbirine karşı kötümser duygular icat ederek, mezhebi ihtilafları körüklemek. Yani Sünni ve Şii’yi karşı karşıya getirelim, kavga ettirebiliyorsak ettirelim, ettiremiyorsak kötü duygularla birbirlerine hasım edelim, bunun Türkçesi bu. Az önce sen, “şu anda filan filan hoca ‘Şiileri Alevileri öldürmek vaciptir’” dediğini söyledin. İşte bu planın sonucu. Şimdi bu arkadaşlar demek ki, dün veya bugün bilerek ya da bilmeyerek İngiliz’in ajanlığını yapıyorlar. Sonuç bu. Yani şu anda Şii katledilsin, Alevi katledilsin diyen ve kapısını işaretleyen adam ya İngiliz’i bizzat dinleyip onun talimatına göre hareket eden ajan veyahut da cahil bir adamdır.”

Cehalet ajanlara yarıyor

İngiliz ajan Humpher’in hatıratında ifade ettiği ikinci şartın Müslümanların cehalet ve bilgisizliğini korumak ve her türlü eğitim ve öğretim merkezlerinin kurulmasını önlemek olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Yani Müslümanlar cahil kalması lazım. Öğretimmiş, eğitimmiş, mektepmiş, medreseymiş, üniversiteymiş sakın ha gibi İslam’la uzaktan yakından alakası olmayan bir kuralı, bir prensibi hayata geçirmek. Bunu yaptılar. Yeni yeni Müslümanlar ayıkıyor. Bizim çocukluk zamanlarımızda bunlar İslam toplumunda hâkim olan konulardı. Adam sende canım ne okuyacak denilirdi. Daha? Tembelliği teşvik etmek, çalışkanlığa mani olmak. Ölümden sonraki hayatı anlatarak, cennetten rengârenk görüntüleri halkın gözünde canlandırarak bu dünya hayatı için çaba sarf etmenin manasızlığına inandırmak. Hâlbuki Müslüman iki kanatlı kuş gibidir, bir kanadı dünyada diğer kanadı ahirettedir. Hakiki Müslüman ne dünyası için ahiretini, ne de ahireti için dünyasını terk etmeyendir. Her ikisini de at başı yürütendir. Ama öyle bir mantalite koymuşlar ki ortaya maalesef Müslüman’ın önünü kestiler” dedi.

Kendini Müslüman zannedenlerle Müslüman olanların kavgası

İngiliz ajan Humpher’in, “Müslümanların ırkçı ve milliyetçi duyguları kamçılanarak eski kültür, dil ve tarihe sıkı sıkıya bağlı olmalarını sağlayan düşünceler ortadan kaldırılmalıdır. Mesela Mısır’da Firavunluğu, İran’da Zerdüştlüğü, Mezopotamya’da putperestliği gündem etmek gibi” ifadesine dikkatleri çeken Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Yani Humpher diyor ki, geçmişinle halini buluştur İslam’ı devreden çıkar, bunun Türkçesi de bu. Artı, içki, kumar ve fuhşu yaygınlaştırmak ve domuz eti yemeyi teşvik etmek. Şimdi bakın, İslam’ı şeriatı getireceğiz diyen arkadaşlar ne yaptılar? İçki ve kumar malum, domuz eti meşru oldu. Zina suç olmaktan çıkarıldı. Yani biz bunları bugün fiili manada hayatımıza geçirdik. Peki, İslam’da böyle bir şey var mı? Yok. Dini telakki yavaş yavaş rafa kaldırıldı. Kimler tarafından?  Dindar görünenler tarafından. Ondan sonra da batıl hak, hak batıl oldu. Sen doğru konuşuyorsun, İslam’ın doğrularını ortaya koyuyorsun ama bu yanlışı, bu batılı hak kabul eden adam seni hiç dinlemiyor. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; ‘Öyle bir zaman gelecek ki mescitler insan dolacak. Bir mescitte bin tane insan olacak ama bunların içinde bir tane mümin olmayacak. Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar.’ Son cümle çok enteresan; ‘Ama kendilerini Müslüman zannedecekler.’ Benim görebildiğim kadarıyla geldiğimiz nokta kendini Müslüman zannedenlerle Müslüman olanlar arasındaki kavgadır.”

Ehl-i Beyt niçin hedefte? 

“Şimdi bir taraf yapma, eyvah derken o da ‘bunlar Şii, Alevi öldürelim’ diyor. Yaşanılan manzara bu” diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş sözlerini şöyle sürdürdü: “Nereye karşı çıkıyor? Ehl-i Beyt’e karşı çıkıyor. Niçin Ehl-i Beyt’e kaşı çıkılıyor? Bugün bakın Afrika’da var olan Müslümanlar Ehl-i Beyt’in yolundan gidenlerle Müslüman oldular. Asya’dakiler Ehl-i Beyt’le on iki imamın yolundan gidenlerle Müslüman oldu. Uzakdoğu, Ortadoğu, Balkanlar, Afrika, Kafkaslar ve Türkiye hep Ehl-i Beyt nefesiyle Müslüman oldu. Türkiye’yi İslam eden Hacı Bektaş-ı Veli’dir. Adamlar, ‘Ehl-i Beyt’i ortadan kaldırmadan bu beladan kurtulamayız’ diyorlar. Var güçleriyle Ehl-i Beyt’e savaş ilan ettiler. Bugün geldiğimiz noktada ‘Şii batıldadır, katli vaciptir’ diyorlar. Kimin sözü bu? İngiliz Sömürge Bakanlığı’nın sözü. Bu adamlar bilerek de konuşsa İngiliz’in avukatı, İngiliz’in telkin ettiği akaid, bilmeyerek de konuşsa İngiliz’in telkin ettiği akaid.” 

Ehl-i Beyt’i Allah övüyor

Ehl-i Beyt’in Kuran’da onlarca ayette Allah tarafından övüldüğünü söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Hâlbuki ayetlerde Allah şöyle buyuruyor: ‘Ey Ehl-i Beyt, yüce Allah sizden her türlü günahı, haramı, fenalığı, çirkinliği, basitliği uzaklaştırmak ve sizi tertemiz yapmak ister.’ Yani Ehl-i Beyt sadece temiz değil, tertemiz. Şimdi Allah’ın tertemiz dediğini sevenlerin adına ne deniyor? Şii deniyor. İlk Şiiler kim? Hz. Ali’nin ilk Şiaları, yani O’nu sevenler kim? Sahabenin doruk noktasındaki Allah’ın sevgilisinin dostları ve arkadaşları. Selmani Farisi, Ebuzer Gıffari, Mikdat Bin Esved, Ammar Bin Yasir, Halid bin Said, Ubeyde bin Kaab, Ebu Heysem bin Tayhan, Osman bin Huneyf, Zeyd bin Erkam, Ebu Eyyub el Ensari. Bu meşhur sahabeler ilk Şiilerdir. Yani bunlar Hz. Ali’ye biat ettiler, Hz. Ebubekir’e ise biat etmediler. Ehl-i Beyt hakkında bir sürü ayet var. Bana Sünnilik hakkında bir tek ayet göstersinler. Böyle bir şey yok. Hakkında bir tek ayet olmayan yol hak, onlarca ayet olan batıl… Bu kadar sakatlık olur mu yahu? Nasıl bir Müslümanlık, nasıl bir âlimlik bu? Rusya bunu fark etti, ‘Haydar Baş, insanları, Müslümanları Ehl-i Beyt ile kardeş yapıyor’ diyor. Bizim Müslüman tanıdıklarımız ise fitne çıkartarak insanları birbirine düşman ediyor” dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100