Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt bizim gerçeğimizdir
AYCAN SARIBAY/ANKARA
Yeni Mesaj gazetesinin her hafta Türkiye’nin çeşitli il ve ilçelerinde organize ettiği “İslam Dünyasını Kuşatan Fitneler ve Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt” konulu panelin bu haftaki duraklarından bir tanesi Ankara ilinin Pursaklar ilçesi oldu. Pursaklar teşkilatının üstlendiği programa katılım yoğun olması, gerçekleştirilen programın da günümüz Türkiye’sinde ne kadar önemli olduğunu göstermiş oldu. 
Panelin oturum başkanlığını Dr. Salih Türkyılmaz yaparken, konuşmacılar da sırasıyla gazeteci yazar Ahmet Erimhan, gazeteci yazar İbrahim Berk ve ilahiyatçı yazar Müslüm Karabacak oldu. İlk konuşmacı gazeteci yazar Ahmet Erimhan, İslam dünyası içerisinde İslam’a karşı kurulan haçlı ittifaklarını anlattığı sunumunda şöyle söyledi: 

Kudüs tiyatrosu oynuyorlar

“Son günlerde Kudüs’te yaşananlar malum. Ülkemizde iktidara sahip olanlar ekranların karşısında, her konuşmalarında Kudüs’ün kendileri için maddi ve manevi öneminden bahsediyorlar. Ancak gerçek nedir? Gerçekten Kudüs onlar için bu kadar değerli midir? Perdenin arkasında yılda 5 milyar dolarlık ticaret ilişkisi ile İsrail’i ayakta tutan iktidarımız, perdenin önünde Kudüs gerçekten onların kutsal davasıymış gibi tiyatro oynuyorlar. Eğer gerçekten Filistin, Mescid-i Aksa onlar için bu kadar önemliyse, Erbakan döneminden bu yana devam eden bu anlaşmaları iptal etsinler. Suriye ve Esad ile barışsınlar, onların karşısında değil yanında dursunlar. Ancak ne yazık ki onlar bunu yapamazlar. Hükümetimiz ne acıdır ki bu ülke içerisinde, ellerindeki bir şalla birlikte gerçeklerin üzerini örtüp hakkı batıl batılı hak gösterdiler. Eğer siz ABD’yi stratejik ortak görürseniz, kapitalist ekonomi ile ülkeyi yönetirseniz terör meselesini çözemezsiniz. Ama sizin özgün bir ekonomik politikanız olursa, içte ve dışta birlik ve beraberlik mayasını çalarsanız ancak bu şekilde bir oluruz diri oluruz.” dedi 

Hıristiyanları ve Yahudileri dost edinip Müslüman’a silah çevirdiler

Yeni Mesaj gazetesi köşe yazarlarından gazeteci-yazar İbrahim Berk İslam’a karşı türetilen bid’at akımlar ve Nakşibendîlik sunumu ile birlikte; ülkemiz üzerine oynanan oyunlara değinerek şunları aktardı: “Değerli misafirlerimiz, bizi dinleyen dostlarımız, Peygamber efendimiz hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor; ‘Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sabit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, 2196). Ahir zamandan geçmekte olduğumuz şu günlerde Hıristiyanları ve Yahudileri dost edinip Müslüman’a silah çevirenler, Büyük Ortadoğu Projesini Müslümanlara nimet olarak anlatmak ahir zaman fitnesinden başka ne olabilir. Tıpkı Hz. Hüseyin efendimizin karşısında kılıçlarının ucuna Kur’an sayfaları takarak savaşanlar, bugün de kılıçlarının ucuna başörtüsünü takmışlar. O gün olduğu gibi bugün de aynı zihniyet kendilerini İslamcı olarak gösteriyorlar. Ancak ne vahim tablodur ki Haçlıya karşı sevimli, Müslüman’a karşı düşmanlar. Ayet-i kerime tamda burada tecelli ediyor; 'Kim dininden dönerse biz onun yerine bir topluluk getiririz. Onlar Allah’ı severler Allah da onları sever, onlar Müslüman’a karşı merhametli, kâfire karşı şiddetlidirler.' ABD’nin yaramaz çocuğu IŞİD de, uslu çocuğu AKP de miladı dolduğu zaman kullanıp atılacaklardır. Tarih bu örneklerle doludur. İktidar için Hz. Hüseyin’i katledenler Ehl-i Beyt’in duası ile hak ile yeksan oldular. Bugünde iktidar için her türlü İslam karşıtı faaliyette bulunanlar yine aynı kaderi yaşamaya mahkûmdurlar. Bugün Ehl-i Beyt’i gizleyenler, ona açıktan veyahut gizliden düşmanlık edenler, onları görmezden gelenler, bugünün iktidarının da yandaşları olanlardır. İslam adına İslam karşıtı her türlü faaliyeti gerçekleştiren IŞİD militanları kendilerini Nakşibendi olarak tanıtmaktadırlar. Tarihte bu milletin ortak kültür ve mayası olan Atatürk’e ve kurtuluş mücadelesine karşı olanlar yine Nakşi şeyhleri idi. Ancak onlar sadece karşı olmak için değil karşılarında Ehl-i Beyt soyu durduğu için Atatürk’e ve onun mücadelesine karşı oldular.” 

Prof. Dr. Haydar Baş daima Ehl-i Beyt sevdalısı olmuştur

İlahiyatçı-yazar Müslim Karabacak ise konuşmasında Ehl-i Beyt’i sevmenin Kur’an ayeti ile farz kılındığına değindi. Son olarak ise şunu söyledi: “Ben, Prof. Dr. Haydar Baş ile 1980 yılında tanıştım. Kedisiyle tanıştığımda bana şunu söyledi; ‘Eğer ki, bizim yolumuzda olacaksan her gün bir Fatiha ve üç İhlas okuyup Ehl-i Beyt’e bağışlayacaksın.’ Bunu niçin söyledim? Haydar Baş Ehl-i Beyt’i yeni mi öğrenmiş diyenler, Haydar Hoca Şii oldu diyenler var. Ancak bu doğru değildir ve rahmani değildir. Prof. Dr. Haydar Baş daima Ehl-i Beyt sevdalısı olmuş, onların yolundan gitmiştir.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100