Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
İmam Ali (a.s) efendimiz öğütlerinde şöyle buyurmuştur;

Yetim ve yaşlılar

Yetimleri ve yaşlı bulunduğu halde hiçbir çaresi olmayan kimselerin geçimini de üzerine al. Vakıa bu işler valiye ağır gelir, lakin şunu unutma ki ne kadar hak varsa hepside ağırdır. Bunu Allah yalnız o kimselere kolaylaştırır ki halden ziyade akibeti (İşin sonunu)  düşünerek nefsini dayanıklılığa alıştırır ve kendi hakkında Allah’ın va’dinin doğruluğundan emin bulunur.

Dilek ve ihtiyaç sahipleri

İhtiyaç sahipleri için sırf kendileriyle meşgul olacağın bir zaman ve mekân ayır ve hepsiyle beraber oturup seni yaratan Allah’ın rızasını celbedecek bir tevazu göster. Sonra askerini, yardımcılarını, muhafızlarını, zabıta memurlarını yanlarında bulundurma ki,  söylemek isteyen çekinmeden derdini dökebilsin. Ben Peygamber (s.a.v)’den bir kaç yerde işittim, şöyle buyurmuştu: “İçindeki zayıfın hakkı serbestçe, kuvvetlisinden alınamayan bir millet hiçbir zaman kuvvetlenmez.” Birde bunların münasebet almayan sözlerini yahut da dertlerini anlatabilmedeki acizliklerini hoş gör, kendilerine karşı hırçınlık etme, büyüklük gösterme. Bu yüzden Cenab-I Hak sana Rahmet kanatlarını açar; taatına mukabil sana sevabını ihsan eder. Hem verdiğini güler yüzle, gönül hoşluğuyla ver- vermediğin takdirde kabul olunabilecek özürler dile. Sonra senin işlerinin içinde öyleleri vardır ki onları bizzat senin ifa etmen gerekir, mesela; memurların yetersizlik gösterince taşradaki görevlilere cevabı sen vereceksin. Halkın ihtiyaçları artık senin yardımcılarının altından kalkamayacağı dereceyi buldu mu bunun icabına yine sen bakacaksın. Birde her günün işini o gün gör, çünkü diğer günlerin kendisine mahsus işi vardır.

Allah’a karşı kulluk vazifelerini ihmal etme

Her ne kadar; niyyet halis olmak ve halkın selametine hizmet etmek şartıyla bu çalışmalarının hepsi Allah içinse de sen yine vakitlerinin en hayırlısını Allah ile arandaki durumlar için nefsine hasret. Allah rızası için eda edeceğin taatın en başlıcası da Zat-ı ilahiye has olan farzlar yerine getirmekten ibaret olsun. Gecende ve gündüzünde bedeninden Allah’a ait bulunan kulluk hissesini ayır ve seni Cenab-ı Hakk’ın yüce huzuruna yaklaştıran bu taatı, vücuduna her neye mal olursa olsun, eksiksiz ve gediksiz eda et. Şayet namazında halka imam olmuşsan sakın ne bıktıracak kadar uzun uzun ne de bir hayra yaramayacak gibi kıldırma. Çünkü halkın içinde öyleleri vardır ki hastalık sahibidirler; öyleleri de vardır ki iş sahibidir. Peygamber (s.a.v) beni Yemen’e gönderirken: “Onlara namazı nasıl kıldırayım?” demiştim. “En zayıflarının namazı gibi, kıldır” ve ayrıca “ Müminlere karşı çok merhametli ol” buyurmuşlardı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100