Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Mukarrin şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sadık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum:
“İbn Kevva, Emir’ül–Mü’minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)’in yanına geldi ve şöyle dedi: “Ey Emir’ül–Mü’minin! “A’raf üzerinde herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır.” (A’raf, 46) âyetinin anlamı nedir?”
Buyurdu ki: “Biz A’raf üzerinde dururuz ve bize yardım edenleri simalarından tanırız. Biz A’rafız ki, Allah Azze ve Celle ancak bizim aracılığımızla bilinir.
Biz A’rafız ki, Allah Azze ve Celle kıyamet günü sırat üzerinde bizi tanıtır. Cennete ancak bizi tanıyan ve bizim tanıdığımız kimseler girerler. Cehenneme de ancak bizi tanımayan ve bizim tanımadığımız kimseler girerler.
Allah Tebareke ve Teâlâ dileseydi, kendisini kullarına doğrudan tanıtırdı. Fakat bizi, kendisini bilmenin kapıları, yolu, aracısı ve izlenen yönü olarak belirledi. Kim bizim velayetimizden ayrılsa veya başkasını bize tercih ederse, kuşkusuz onlar, doğru yoldan ters yüz döndürülmüşlerdir. İnsanların sığınıp doğruyu bulmalarına vesile olan gerçek imamlarla, kendileri korunmaya ve yol göstericiye muhtaç olan kimseler bir olur mu? Bizden başkasının peşine düşenler, sularını birbirinden alan ve küçük bir su sızıntısı akıtan çeşmelere gidip susuzluklarını gidermeye çalışan kimselere benzerler. Ama bizim peşimizden gelenler, Rabbinin izniyle berrak ve gür sularını akıtan, tükenmeyen ve kurumayan pınarlara giden kimselere benzerler.”
Ebu Hamza şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm) buyurdu ki:
“Ey Ebu Hamza! Sizden biriniz, bir kaç fersahlık bir yola çıktığı zaman, kendisi için mutlaka bir yol kılavuzu bulur. Göklerin yollarını bilmeyişin, yeryüzündeki yolları bilmeyişinden daha kesindir. Şu halde göklerin yollarını bilen bir rehber edin.”
Ebu Basir, Ebu Abdullah (Ca’fer Sadık aleyhisselâm)’dan Allah Azze ve Celle’nin “Kime hikmet verilmişse, kuşkusuz ona çok hayır verilmiştir.” (Bakara, 269) âyeti hakkında şöyle rivayet etmiştir:
“Burada kastedilen, Allah’a itaat ve imamı tanımaktır.”
Ebu Basir şöyle rivayet etmiştir: Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm) bana dedi ki: “İmamını tanıdın mı?”
–”Evet, Allah’a yemin ederim, Kûfe’den çıkmadan önce onu tanıdım” dedim.
Bana dedi ki: “Bu, sana yeter.”
Bureyd şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)’ın, Allah Tebareke ve Teâlâ’nın “Ölü iken dirilttiğimiz ve insanlar arasında onunla yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimse...” (En’am, 122) ayeti hakkında şöyle dediğini duydum:
“Ölü iken den maksat hiçbir şey bilmemektir.
İnsanlar arasında yürüyeceği nurdan maksat da, uyulan imamdır.  :
“Karanlıklar içinde olup oradan çıkamayan kimse gibi olur mu?” (En’am, 122) ayetiyle ilgili: “Karanlıklar içinde kalan kimseden maksat da imamı tanımayan kimsedir.” buyurmuştur. 
Abdurrahman b. Kesir, Ebu Abdullah (Ca’fer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Cafer dedi ki: “Ebu Abdullah el–Cedelî Emir’ül–Mü’mi’nin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)’ın yanına girdiği bir sırada İmam Ali, ona dedi ki:
“Ey Ebu Abdullah, sana: “Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir. Ve onlar o gün korkudan emin kalırlar. Kötülükle gelen kimseler ise yüzükoyun cehenneme atılırlar. Ancak yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz!” (Neml, 89–90) âyetlerinin ne anlama geldiğini sana anlatayım mı?”
– “Evet, ey Emir’ül–Mü’minin” dedim. “Sana kurban olayım.”
Emir’ül–Mü’minin buyurdu ki: “Âyette geçen iyilikten maksat, velayeti tanımak, biz Ehl–i Beyt’i sevmektir. Kötülükten maksat da velayeti inkâr etmek ve biz Ehl–i Beyt’e buğzetmektir.” Sonra Ali (aleyhisselâm), adama bu âyeti okudu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100