11 Ağustos 2008 Pazartesi 00:00
1069 Okunma
Ehl-i Beyti sevmek ibadettir
"Sizin en hayırlınız benden sonra Ehli Beytime en hayırlı davrananızdır" hadisini hatırlatan Prof. Baş, "Şimdi, kim bizden daha hayırlı veya değil, nasıl anlayacağız... ~|~





"Sizin en hayırlınız benden sonra Ehli Beytime en hayırlı davrananızdır" hadisini hatırlatan Prof. Baş, "Şimdi, kim bizden daha hayırlı veya değil, nasıl anlayacağız. Ölçü ne olacak? Ölçü; Ehl-i Beyte muhabbet ve hizmettir. Kim fazla yapıyorsa ölçü odur"


Yeni Mesaj:  Malum, üç ayların ikincisini idrak etmiş durumdayız. Hadislerde, Recep ayı Cenab?ı Hakk'ın ayı, Şaban ayı Peygamber Efendimizin ayı olarak ifade ediliyor. Peygamberimizin (SAV) ayı olarak ifade edilen ayın içindeyiz. Bununla alakalı bir soru yöneltmek istiyorum. Geçmişte Peygamberimizin (SAV) Ehl?i Beytini dışarıda bırakan bazı sapkın din anlayışlarının ortaya çıktığını görüyoruz. Bu görüşte olan insanların bugün peygambersiz bir dini insanlara yutturmaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu ayın da özelliğinden yola çıkarak, özellikle dinde Ehli Beytin yeri nedir?

Prof. Dr. Haydar Baş: Evvela, başta açış yaparak izah etmeye çalıştığınız konuyu ben biraz daha açmak istiyorum. 1700'lü yıllardan itibaren vesile konusunu, "İslam'da yoktur" şeklinde gündem ederek, İngilizlerin yaptığı çalışmayla, İslam aleminde korkunç bir fitne uyandırıldı. Bu fitnenin akabinde, bütün vesile kurumları, vesile ile ilgili ne hatırınıza geliyorsa yakıldı, yıkıldı, devreden çıkartıldı. Ben bunun teferruatına girmiyorum, inşallah bunu başka bir zamanda da ele alırız.
Şimdi iş böyle başladı. Tevessülün İslam'da olmadığından başlayarak.
Mesela bir takvim gördüm, takvimde "Lailahe illalah" var, "Muhammedürrasulullah" yok. Kim bunlar? Bunlar Türkiye'de, Avrupa'da, dünyada... İslam'ın güya bayraktarlığını yapan adamlar.
Yani demek adamlar, önce salih ve saliha kulları devreden çıkartarak, en sonunda Peygambere (SAV) sırayı getirdiler, makasla kesip attılar. Ve hatırlarsanız, Peygamber Aleyhisselam Efendimizin de direkt şahsından işe başlamadılar. Mübarek hadislerinden, sünnetlerinden yola çıktılar. Şimdi gelinen nokta, Peygamberin de inkarıdır.
Buraya gelirken de Ehli Beyti çok hafife aldılar. Yani tabiri caizse, hani bir söz vardır, adamdan bile saymadılar. Kendilerine göre yorumlar yaptılar, İslam dışı bir takım yollara saptılar ve sapkınlığın içine girdiler.
Kur'an ve hadisler Ehl?i Beyti övüyor
Görünüşte, şekil olarak sen onlara Müslüman desen de, hakikatte içleri boşalmış, hakikatle alakası olmayan varlıklar haline gelmişlerdir.
Şimdi bu kadar kesin ve net niye konuşuyorum? Bakınız bu konuda, Ehli Beyt konusunda Cenab?ı Peygamber Efendimizin mübarek hadisleri ve Cenab?ı Hakk'ın da ayetleri vardır. Bize özellikle Allah'ın sevgilisi ve Allah tembih ediyor. Ehli Beytini tembih ediyor, Ehli Beytini anlatıyor.
Mesela bir kaç tane hadis aktaralım:
Peygamber (SAV) Efendimiz buyuruyor ki:
"Allah'a yemin ederim ki, Ehli Beytimi, Allah için ve Bana olan yakınlıklarından dolayı sevmediği takdirde bir kimsenin kalbine iman girmez."
Sahih hadis. Yani "Benim Ehli Beytimi sevmeyenin kalbinde iman yoktur" diyor. İşin açıkçası bu. Bunun dışındaki yorumların hepsi batıldır.
İki. "İçinde Bana ve Ehli Beytime salat getirilmeyen namaz makbul değildir."
Namaz kılıyorsun, eğer Cenab?ı Peygamber Efendimize ve Ehli Beytine salat getirmediysen o namaz namaz değildir. Tahiyyatı okuyalım... Hem Ehli Beytine hem de şahsına şahitlik ediyoruz. Nerede? Namazın içinde. Allahümme salli ve barik dualarında... Taa Hz. İbrahim'e (AS) kadar uzanıyoruz.
Ne diyor Cenab?ı Peygamber Efendimiz, işte namaz için bunu söylüyor. 
Şimdi bazı aklı evveller, "Allah'la kul arasına kimse girebilir mi?" diyorlar. Allah'ın Peygamberi Allah'la kulu arasına kimi koyuyor? Ehli Beytini koyuyor, zatını koyuyor, ben koymuyorum ki. "Bunu koymazsan bu Allah'a ulaşmaz" diyor. Olayın iç yüzü bu.
Yine Peygamber (SAV) Efendimiz veda hutbesinde, "Size iki emanet bırakıyorum, birincisi Allah'ın kitabı Kur'an, ikincisi Ehli Beytimdir. Ehli Beytim hakkında Allah'tan korkmanızı hatırlatırım" buyuruyor.
Cenab?ı Peygamberin hayatı bizim için ayettir. Sünnet Kur'an'ın açılış tarzıdır. Yani Kur'an'ın bir tilavet edileni var, iki, yaşanan, tilavet edilmeyeni var. İşte Rasulüllah'ın (SAV) hayatı tilavet edilmeyen ve yaşanan Kur'an'dır.
"Sünnet anlaşılmadan, Kur'an anlaşılmaz"
Şimdi o sünnet olmasa bu Kur'an anlaşılmaz. O zaman senin Kuranın benim Kuranım olur. Ondan da hiçbir şey olmaz.
Diyorlar ya, ben açarım, bakarım... Sohbet ediyor beyefendiler, o ona soruyor, o cevap veriyor, diğeri soruyor, o cevap veriyor... Bunların aralarındaki üçüncü şahıs şeytandır. Aldı bunların başını ahıra bağladı. Bunlardan hiçbir şey olmaz.
Kim olacak Allah'la kul arasında? Hz. Muhammed (SAV) ve O'nun Ehli Beyti. Bunu ben söylemiyorum, hadis söylüyor: "İçinde Bana ve Ehli Beytime salat getirilmeyen namaz makbul değildir."
Allah'la kul arasına kim girecekmiş, şu kafaya bak yahu. Bizi okuyanlar iyi anlasınlar, bir daha böyle saçmasapan safsatalara, batıllara saplanmasınlar.
Vasıtanın en büyüğü Peygamber (SAV), ondan sonra da O'nun yarenleridir, Ehli Beytidir, Ehli Beytini seveni, sevenleridir.
"Beni Allah'ı sevdiğiniz için, Ehli Beytimi de beni sevdiğiniz için sevin."
Çok net. Bunun hiç te'vili, tefsiri yok.
"Sizin en hayırlınız benden sonra Ehli Beytime en hayırlı davrananızdır."
Şimdi, kim bizden daha hayırlı veya değil? Ölçün ne olacak? Ehli Beyte hizmet. Kim fazla yapıyorsa ölçü o. Sen yaptın sen, ben yaptım ben. Birbirimizden kopya nasıl çekeceğiz? Ehli Beyte hizmet etme bakımından çekeceğiz. "Yahu filan adam yapıyor, biz de bunun gibi yapalım" diyeceğiz. O yönde kopya helal.
"Ya Rabbi, Hasan ve Hüseyin'i ben seviyorum, sen de sev. Onları sevenleri de sev."
Demek Hasan, Hüseyin öyle sıradan Hasan Hüseyin değil. Bak bende bir çok Hasan Hüseyin var. Niye koydum? Çünkü ben Hasan ve Hüseyin'i seviyorum. Babam Hasan, amcam Hüseyin, benim oğlumun birisi Hasan, birisi Hüseyin... Bir sürü Hasan Hüseyin. Niye? Hasan ve Hüseyin'i sevdiğim için. Demek ki Cenab?ı Peygamber (SAV) bunu istiyor. Bu kadar büyük servet olur mu? İbadetin en güzellerinden. Bak, oğlum içeriye girdi, ismi Hamza. Hem de Ahmet Hamza. Hamza kim? Peygamber (SAV) Efendimizin amcası.
Şimdi burada bir iki tane ayet var, onları da okuduktan sonra toparlayabiliriz.
Deryayı Ehadiyete
açılan kapılar
"De ki: Ben peygamberliğime ve risaletime karşılık sizden Ehli Beytime saygı ve sevgi dışında hiçbir şey istemiyorum." (Şura: 23)
Ne istiyor Peygamber(SAV)? Saygı, sevgi. Kimden? Bizden. Kime? Ehli Beytine.
Peki, var mı, toplumda böyle bir şey kadı mı? Ayıktırmak lazım toplumu.
"Ey Ehlibeyt! Allah sizden kiri, günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister" (Ahzab: 13)
Allah onları tertemiz yapıyor. Kimmiş onlar? Ehli Beyt.
Aslında Ehli Beyt hakkında Ramazan'da bir röportaj yapmanızı tavsiye ediyorum. Bu konuda söz sahibi, ilim sahibi, hal sahibi büyüklerimizi bulup bizi de istifa ettirmenizi istiyorum. Getirin konuşturun, biz de okuyalım, istifade edelim. Bunlar Deryayı Ehadiyyete giden kapılar. Ne diyor Cenab?ı Peygamber Efendimiz "Ben ilmin şehriyim, Ali kapısı". İşte o kapıdan içeriye girdin mi, Ali (KV) kapısından Muhammed'e (SAV) gidersin, Muhammed kapısından da Deryayı Ehadiyyete, Allah'a gidersin. Bu işin kanunu, yolu budur.

Yeni Mesaj: Yine bu konunun devamı olarak, siz bütün konuşmalarınızda yıllardan beri, birlik ve beraberlikten bahsediyorsunuz. Ama bu birlik ve beraberliği soyut bir kavram olarak da bırakmıyorsunuz, bunu somut bir zemin üzerine de oturtuyorsunuz. Bu birlik ve beraberlik nasıl olacak, hangi temeller üzerinde olacak, hangi fikirler etrafında olacak, bunları da ortaya koyuyorsunuz. Olayın bu somut tarafını sormak istiyorum. Birlik ve beraberlik nasıl sağlanır, nasıl oluşur?

Prof. Dr. Haydar Baş: Birlik ve beraberlik esasen toplumumuzun ilk meselesidir. Birlik beraberlik olmadan da bu ülkede dirliğin olması mümkün değildir. Ama şimdi bir olacağız derken Soros'un arkasında bir olunmaz. Bizi haç unsurlarına taşıyanların arkasında bir olunmaz. Vatikan'a taşıyanlarla bir olunmaz. Bu milletin kültürüyle, medeniyetiyle, siyasetiyle, örfüyle, adetiyle, geleneğiyle, maneviyatıyla bir ve beraber olanlarla bir olacağız ki, milletle paralel olalım, birleşelim ve hakikaten hem maddede hem manada herkesin hayret ettiği neticeleri elde edelim.
Bir olalım derken, ülkeyi parçalamak isteyenlerle bir olunmaz, devleti yıkmak isteyenlerle bir olunmaz, dini tahrif edenlerle bir olunmaz, "Peygambere lüzum yoktur, devre dışında kalmıştır, bu devir o dönem midir?" diyenlerle beraber olunmaz. Daha fazla izah etmeme bilmem gerek var mı?
Evet, bir olacağız, neyle? Medeniyetimizle, kültürümüzle, siyasetimizle, örfümüzle, adetimizle, maneviyatımızla bir olanlarla bir olacağız.
Eskilerin bir sözü vardır, "bizi adam edenlerle, adam gibi adam edenlerle" beraber olacağız ki bu birlikteliğin kıymeti olsun.
Yoksa önüne koydun şeytanı, bir oldun nereye gidiyorsun? Onunla bir olunmaz. Ayette ne diyor Cenab?ı Hak? "Ya Rabbi, delalete sapanların, sapık olanların yolundan bizi eyleme, oradan bizi muhafaza eyle. Dosdoğru yola ilet"
O şekilde bir olduk mu, hiç merak etmeyin. Tabii, kim ordadır, kim değildir zaten hepsi bellidir. Bir olacağız, beraber olacağız ve inşallah bu güzel üç ayları da layık olduğu veçhile ihya edeceğiz diyerek saygılarımızı, sevgilerimizi, hürmetlerimizi arz ediyoruz.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121