03 Aralık 2011 Cumartesi 00:00
552 Okunma
Ehl-i Beyt'in kadın modeli Hz. Fâtıma
Hz. Fâtıma Ehl-i Beyt'in kadın modelidir. Hz. Fâtıma'nın hayatını incelediğimizde onun pek çok vasfı olmasına rağmen, en dikkat çekeni doruk noktadaki kulluğudur. Bu vasıf onu Hz. Peygamber terbiseyinde yetişen büyük bir İslam önderi de yapmıştır. ~|~

 

Hz. Fâtıma Ehl-i Beyt'in kadın modelidir. Hz. Fâtıma'nın hayatını incelediğimizde onun pek çok vasfı olmasına rağmen, en dikkat çekeni doruk noktadaki kulluğudur. Bu vasıf onu Hz. Peygamber terbiseyinde yetişen büyük bir İslam önderi de yapmıştır. Ona ilk terbiyesi Hz. Muhammed tarafından verilmiş, evlilik hayatında da eşi Hz. Ali (a.s.) ve yine Hz. Peygamber tarafından bu eğitim devam etmiştir. Onun kulluğuyla ilgili olarak Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur; "Allah, kızım Fâtıma'nın kalbini ve azalarını öyle imanla doldurmuştur ki, Allah'ın itaati için kendisini bütün meşguliyetlerden uzak tutmaktadır."

Hadislerde mübarek babası onun için, "O insan sûretinde bir huridir" demiştir. Evet Hz. Fâtıma bedeni bu dünyada dolaşan ama ruhu Allah ile beraber olan, O'nun aşkıyla beslenen ve yaşam bulan bir huridir. Resûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Kızım Fâtıma Hz. Adem soyundan bir huridir, ne hayız olur ne de nifas." Onun Fâtıma diye adlandırılması Allah'ın onu ve sevenlerini ateşten kestiği, ayırdığı içindir. Son ve en büyük peygamberin kızı ve soyunu devam ettiren insandır. Hz. Fâtıma Ehl-i Beyt neslini devam ettiren mü'minedir. Ve gerçek hikmetini Cenab-ı Hak bilir ancak bize göre o bu pak nesli dünyaya getirmek ve yetiştirmek için var edilmiş bir kadındır.
En önemli Sünni kaynaklardan Sahih-i Buhari'de şöyle kaydedilmiştir: "Resûlullah, bir gün Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile oturduğu bir sırada buyurmuştur ki: "Allah'ım bunlar Benim Ehl-i Beyt'imdir. Allah'ım, onlarla düşman olanlarla düşman ol, dost olanlarla da dost ol." Ümmü Seleme'den de şöyle rivayet edilmiştir ki: "Ben Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Mehdi Fâtıma'nın evladlarından olan Benim ıtretimdendir."

Hz. Fâtıma dünya kadınlarının efendisidir
O ve ailesinin yetiştirdiği imamlar peygamber şahsında canlanan Kur'an örneğinin yaşayan numuneleri olmuşlardır. Onda bir insanda görülebilecek ahlaki üstünlük hallerinin tamamı zuhur etmiş ve varlık alemine bir daha gelmeyecek mü'mine timsali ortaya çıkmıştır. Hz. Fâtıma dünya kadınlarının efendisidir. Beş vakit namazlarını kılan, Ramazan ayında oruç tutan, Allah'ın evini ziyaret eden, malının zekatını veren, kocasına itaat eden ve Ali'yi (a.s.) seven her kadın, Hz. Fâtıma'nın şefaati ile cennete girecektir.

Hz. Fâtıma dünya kadınlarının en üstünüdür. "Ya Resûlallah, Fâtıma (a.s.) sadece kendi asrının mı en üstünüdür?" diye soruluduğunda, Hz. Peygamber şöyle buyurdular: "Kendi asrının üstünü olan Meryem'dir. Kızım Fâtıma ise geçmiş ve gelecekteki bütün kadınların en üstünüdür" buyurmuştur. O, Hz. Peygamberin parçası, temizliğine Cenab-ı Hakkın şahitlik ettiği mü'minedir. Cahiliye âdetlerine göre bir kadının, satın alınan mallardan bir farkının olmadığı bir dönemde İslam'ın kadına verdiği değerin canlı bir örneği olmuştur. Öyle ki, Hz. Fâtıma İslam'ı asıl kaynağından, vahiy yolundan öğrenmiş ve adeta bu öğrendiklerini diğer mü'mine kadınlara da aktarmak, Ehl-i Beyt mantığını yaşatmak için yetiştirilmiştir.
Toplumun genelinin okuma-yazma bilmediği bir dönemde, o kendini yetiştirmiş ve babasının rıhletinden sonra yaşanan olaylarda gördüğümüz gibi, inandığı hakikatler ile ilgili olarak ümmeti ayıktıracak heyecanlı hutbeler irad edecek kadar da bilgi sahibi olmuştur.

Bir mücadele örneği olarak Hz. Fâtıma
Babasının, sağlığında kendisine verdiği Fedek arazisi Hz. Peygamberin rıhletinden sonra birinci halife tarafından elinden alınmıştır ve yine Hz. Peygamberin Gadir Hum günü halife ilan ettiği eşi Hz. Ali'nin hilafeti ümmet tarafından kabul görmemiştir. Bu iki olay karşısında büyük bir savunma yapan Hz. Fâtıma, hilafet konusu hakkında Medine Mescidi'nde irad ettiği hutbede şunları buyurmuştur: "Başkasının devesini damgaladınız yani sizin malınız olmayan hilafeti gaspettiniz. Onu sizin olmayan bir çeşmenin başına getirdiniz. Halbuki Gadir Hum'daki biatinizden fazla bir zaman geçmemiştir."

Hasta yatağında ziyaretine gelen kadınlara şunları söylemiştir: "Yazıklar olsun onlara, hilafeti risalet kökünden, nübüvvet temelinden, Ruhu'l-Emin'in (Cebrai'lin) indiği evden, din ve dünya işlerinde âlim olanın elinden çıkardılar. Bilin ki, bu apaçık bir hüsrandır."

Fedek hurmalığı ile ilgili olarak şunları buyurmuştu: "Mesele yağmalamaksa, öyle ise Fedek'i de alın, onu hilafet devesinin arkasına yükleyip götürün ve fakat şunu bilin ki, onun sırtı ağır olacak, ayakları aşınacak, kusuru kalacak ve sizin için bir yüz karası olacaktır."

Hz. Fâtıma, İslam'ın en önemli savunucusu olmuş, Kur'an ve Sünnet mecraından çıkarılmak istenen din üzerinde oynanmak istenen oyunlara karşı ümmeti ayıktırmaya çalışmıştır. Burada, İslam'ın kadını ne noktada görmek istediğine de değinmek gerekir. Bazı çevrelerde "İslam, kadının özgürlüğünü kısıtlıyor" denilerek eleştiriler getirilmektedir. Oysa, bizzat Hz. Peygamberin kızı Hz. Fâtıma'da görüyoruz ki, İslam, kadını yüceltmekte, İslam'ı anlatan bir mürşide olarak kabul etmektedir. Ayrıca davanın savunulmasında aktif rol oynayan ve savaş meydanında bile yer almasına izin veren bir yaklaşımdadır.

Eğitimini bizzat Resûlullah yapmıştır
İslam'ın koyduğu ölçü kadının nezaketine, naifliğine, namusuna ve saygınlığına zarar getirmeyecek bir konumda olmasıdır. Bir kişi esas manada kulluk ile vazifelidir ancak toplumda yer aldığı noktalar kulluğunu ilerletebilecek şekilde olmalıdır. Hayatının aşamalarını değerlendirdiğimizde, babası Resûlullah'ın yanında geçirdiği çocukluk ve ilk gençlik yılları onu vazifesine hazırlamış, İslam'ın çetin geçen ilk yıllarındaki mücadelele babasının yanında göğüs gerecek olgunuluğa eriştirmiştir. Hz. Fâtıma 3 yıl süren boykot döneminde babasının her zaman yanındaydı. 8-10 yaşlarında müşriklerin Mescid-i Haram'da babasının katli için plan kurduklarını duydu ve hemen eve dönerek düşmanın aldığı kararı babasına haber verdi. Mekke'den Medine'ye hicret edildiğinde, o da babasının peşinden Hz. Ali'nin (a.s.) getirdiği kafile ile Medine'ye ulaşmış ve onu yalnız bırakmamıştır. Dahası, Hz. Peygamber ile beraber savaşlara katılmıştır. Uhud Savaşı'nda Hz. Peygamberin savaş sonrasında kan içinde kalan mübarek yüzünü o temizlemiştir. Rivayete göre, Resûlullah'ın yüzünden akan kanı eliyle alıp havaya savuruyor bir damlası bile yere düşmüyordu. Bir yanda kanı silerken, bir yanda çığlık atarak şöyle diyordu: "Resûlullah'ın yüzünü kanatanlara Allah'ın gazabı daha da arttı."

Savaş meydanlarında da o vardı
Hz. Fâtıma Hendek Savaşı'nda da babası, eşi ve oğulları ile hendek kazımında mücadele etmiştir. Yine Sünni kaynaklardan Taberi'de yer alan, Hz. Ali'den bir rivayette, "Biz Resûlullah ile beraber hendek çukurunda idik ki, Fâtıma, Resûlullah'a bir parça ekmek getirdi ve ekmeği ona uzattı. Resûlullah, 'Nedir bu?' diye sorduğunuda, Fâtıma (a.s.), 'Çocuklarım için pişirdiğim ekmeğin bir parçasını sana getirdim' dedi. Resûlullah onu yiyerek şöyle buyurdu: Kızım bu ekmek 3 günden sonra babanın yediği ilk yiyecektir."
Mekke'nin fethedildiği gün, babasının çadırında ona hizmet eden yine Hz. Fâtıma idi. Veda Haccı'nda babasıyla olan Hz. Fâtıma, Peygamber Efendimiz son nefeslerini verirken de eşi Hz. Ali, oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile beraber o acı olaya tanık olmuştu.

Ehl-i Beyt, İslam'ı yaşayan canlı numuneler olduğuna göre, Hz. Fâtıma'nın hayatında da ümmetin örnek alması gerek pekçok Kur'an ve İslami hakikat mevcuttur. Bunlardan biri de aile hayatı kurmasıdır. Hz. Fâtıma ile Hz. Ali'nin evliliği, evlenme sırasında yaşananlar, çeyizindeki sadelik, düğün yemeği ve evlendiği gece hakkında Sünni ve Ehl-i Beyt kaynaklarında detaylı bilgiler bulunmaktadır. Burada, dinimizin evlilik sırasında eşlerin birbirlerine karşı vazifeleri ve hakları ile ilgili önemli detaylara ulaşmak mümkündür. Eşi Hz. Ali (a.s.) ile evlenmesi bizzat Cenab-ı Hakkın emri ile olmuştur. Evlilik hayatı boyunca da eşine en güzel şekilde hizmet etmiştir.
Bir gün Hz. Ali, Hz. Fâtıma'ya şöyle dedi: "Ya Fâtıma, evde yiyecek birşey var mı?" Hz. Fâtıma, "Hayır. Allah'a and olsun ki, 3 gündür çocuklarım açtırlar, kendim de bir şey yemedim." Hz. Ali, "Neden bana söylemedin?" dediğinde de, Hz. Fâtıma, "Babam Resûlullah sizden bir şey istememi nehyetmiştir ve buyurmuştur ki: Amcam oğlundan asla bir şey isteme, bir şey getirdiğinde al, aksi takdirde ondan bir şey isteme."
Vefatına kadar zorlu bir hayat yaşadı.

Hz. Fâtıma Resûlullah'ın rıhletinin hemen ardından çıkan hilafet tartışmalarında da eşi Hz. Ali'yi hiç yalnız bırakmamıştır. Hz. Fâtıma'nın Hasan, Hüseyin, Zeyneb, Ümmü Gülsüm ve Muhsin olmak üzere 5 evladı olmuş ancak Muhsin biat günü yaşanan acı olaylarda karnında vefat ederek ölü doğmuştur. Hz. Fâtıma'nın hayatı vefatına kadar hep zorluklarla geçmiştir. Hz. Enes'ten rivayet edildiğine göre, bir gün Hz. Bilal sabah namazına geç kaldı. Resûllullah ona dedi ki: "Niçin geç kaldın?" O da cevaben dediki: "Fâtıma'ya uğradım, buğday öğütüyordu, çocuğu da kucağında ağlıyordu. Dedim ki: 'İstersen ben senin yerine buğday öğüteyim. Sen de çocuğu sustur ya da istersen ben çocukla ilgileneyim sen buğday öğüt.' Bana, 'Ben oğluma daha şefkatli davranırım' dedi ve ona yardım ettim, bu yüzdende geç kaldım." Resûlullah, "Sen ona acıdın, Allah da sana merhamet etsin" buyurdu.

Evlatlarının ve özellikle Hz. Peygamberin "oğullarım" dediği Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i en güzel şekilde yetiştirmiş, üzerine titremişti. Çok merhametli, sevgi dolu olmasına rağmen Kadir gecesinde sabaha kadar uyumalarına izin vermeyecek kadar da ibadet hayatlarına dikkat etmiştir. Yetiştirdiği evlatlar İslam'ın yayılmasında ve muhafazasında örnek kahramanlar olmuşlardır. Bu neslin devamı İslam'ı bugüne kadar bozulmadan muhafaza eden imamlardır. Sonuç olarak biz diyoruz ki, Ehl-i Beyt İslam'ın yaşam tarzıdır. Hz. Fâtıma, Hz. Peygamber'e hal ve hareketlerinde en çok benzeyen kişi olarak Ehl-i Beyt'in özüdür. Allah, bizleri Ehl-i Beyt'in yolundan ayırmasın ve şefaatlerine nail eylesin.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100