Bu haber kez okundu.

Ekonomide çöküşe doğru
Kim ne derse desin ekonomide işler berbat... Türkiye'yi krizden krize sürükleyen 'cari açık' SOS veriyor. Yabancılar ekonominin 'can damarlarını' ele geçirdi. Bunlara rağmen, hükümet işi gırgıra almış vaziyette. Eski Hazine Müsteşarı Faik Öztark yorumluyor ~|~ Temmuz ayı ödemeler dengesi rakamları 12 aylık cari açığın 19,9 milyar dolara ulaştığını, ağustos ayına ait dış ticaret verileri ile ilgili öncü göstergeler de, dış ticaret açığının 5 milyar dolar civarında gerçekleştiğini gösteriyor.
Bu, geçen yıla göre aylık dış ticaret açığında 2 milyar dolar artış olduğunu ortaya koyuyor. Buradan, ağustos ayında 12 aylık cari açığın 21 milyar dolar seviyesine yükseleceği anlaşılıyor. Yıl sonunda da cari açığın 21 milyar doları aşması artık sürpriz olmayacaktır. Oysa daha mayıs ayında yeni stand?by ile ilgili açıklamada bu yıl cari açığın 15,4 milyar dolar olması öngörülmüştü. Üzerinde durulması gereken nokta büyüme öngörülerin altına gerilerken cari açığın artışını sürdürmesidir. Bu durum kazancı giderek azalan bir ailenin borçlanmasını azaltmak yerine daha fazla borçlanmasına benzetilebilir. Bu noktada ödemeler dengesi açığını nasıl finanse ettiğimize, yani borcu nerelerden aldığımıza bakmakta yarar var.

Yabancılar nafile para vermiyor


Temmuz da 12 aylık borçlanma ihtiyacımız (cari açık) 20 milyar dolara yaklaşmış. Buna karşılık dışardan sağlanan finansman ise 34,7 milyar dolar olmuş. Dış piyasalar bize ihtiyacımızın çok üstünde para vermiş. Yabancılar bu parayı bizi çok sevdiklerinden değil, diğer ülkelere kıyasla daha fazla para kazandıkları için verirler. Bu paranın yaklaşık 15 milyar dolarını kullanmayıp kasamıza koymuşuz.
Yurtdışındaki özel kesimden gelen para dışarıdan bize gelen toplam paradan daha fazla. Yabancı devletlere ve IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlara olan borçlarımızı öderken özel kesimden sağladığımız fonlar artmış.
Özel kesimin, ülkemizdeki firmaları, gayrimenkulleri ve şirket hisselerini almak veya yeni şirketler kurmak amacıyla getirdiği ve borç yaratmayan para, toplam finansmanın dörtte birinden az. Bu paranın ülkede kalıcı olduğu ve bir sıkıntı olursa hemen çıkmayacağı kabul ediliyor. Ancak yine de son bir yılda önemli bir sıçrama yapan hisse senedi alımlarının önemli bir kısmının, alıp satarak kâr etmek amacıyla geldiğini ve fiyatların düşmesi halinde bunların hızla satılabileceğini kabul etmek gerekiyor.
Yurtdışından gelen finansmanın yüzde 84'ü ise özel kesim tarafından borç olarak verilmiş. Bunun bir kısmı kısa vadeli ve sorun çıkarsa süratle kaçabilir veya geri gelmez. Uzun vadeli borcumuzun da bir kısmını vadesi geldiğinde borçla çevirebilmeliyiz. Ancak gelirimiz borçtan daha yavaş artarsa veya yabancılar bizden daha fazla kazandıran veya daha güvenli ülkeler bulursa burada da zorluk yaşamamız kaçınılmaz.

5'te 1'i bilinmiyor


Son olarak yurtdışından gelen paranın beşte birinden fazlasının nereden ve nasıl geldiğini bilmiyoruz. Yabancı fonlar, ihtiyacımızdan fazla geliyor. Bunun önemli bir kısmı ise borç ve sorun olduğunda hızla kaçabilecek nitelikte. Döviz bollaştıkça bizim paramız değer kazanıyor. Bizim ürettiğimiz mallar onlarınkine göre pahalı hale geliyor.

Ani duruş riski

Mal satamadığımız için gelirimiz düşüyor. Bu sıkıntıya bir de petrol fiyatlarındaki hızlı artış eklendi. Borçlanma ihtiyacımız artıyor. Parayı buldukça sorun yok deniyor ama borçlanma arttıkça fon girişinde ani duruş riski de artıyor. Borçlanma ihtiyacı ne kadar yüksek olursa, borçlanamadığımız bir durumda harcamalarınızı o kadar fazla düşürmek zorunda kalırsınız. Bu tabloyu geçmişte çok yaşadık. İstikrarı sürdürmek için gereken, yabancı fon girişini kontrol altına alacak ve rekabet gücünü artıracak, finans ve işgücü piyasalarına ve kamu maliyesine yönelik politikaları üretmekte geciktikçe bedel ağırlaşıyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100