Bu haber kez okundu.

Ekonomide ürküten tablo
RECEP BAHAR-HABER ANALİZ
Türkiye’de hukuken ve fiilen 29 Kasım 2002’de başlayan AKP iktidarı, 7 Haziran 2015’te hukuken olmasa da fiilen sona erdi. Aradan geçen 13 yılda yaklaşık 55 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Başta Türk Telekom, TÜPRAŞ ve PETKİM olmak üzere çok sayıda dev kamu kuruluş satıldı. Elektrik dağıtım hatları ile çok sayıda termik santral yerli-yabancı şirketlerin eline geçti. Bu satışa rağmen kamu borcu azalmadı aksine 3 katına çıktı. Öte yandan söz konusu dönemin en bariz özelliklerinden biri vatandaşın ağır borçlandırılması teşkil etti. Türkiye’de şu anda tam 17 milyon kişi bankalara borçlu durumda. Bankalara bireysel borç 4.6 milyar TL’den 368 milyar TL’ye yükseldi. Bunun 82 milyar TL’lik kısmını kredi kartı borcu oluşturuyor. Bu dönemde mortgage (tutsat) yasası çıkarıldı. Son veri dikkate alındığında, vatandaşların bankalara konut kredisi borcu 120 milyar TL’ye ulaşmış durumda.  

Ekonomi ‘yabancı’laştı
AKP dönemi ekonomi politikalarının en bariz özelliğini, ekonominin yabancılara teslim edilmesi oldu. Söz konusu dönemde iletişim sektörünün yüzde 70’i, ilaç sanayinin yüzde 95’i, bankacılık sektörünün yüzde 48’i, sigortacılık sektörünün yüzde 69’u yabancı sermayenin eline geçti. Yabancı sermaye Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı otomotiv sanayinde de ciddi oranda söz sahibi. Geride kalan bu dönemde en vahim sonuçlardan biri de Kemal Derviş’in 3 Mart 2001 ile 10 Ağustos 2002 arasında uyguladığı şeker pancarı, tütün gibi stratejik ürünlerin ekimine darbe vuran IMF destekli Güçlü Ekonomi Programı’nı devam ettiren AKP Hükümeti’nin tarım kesimini toprağından koparması oldu. 

Bir üflemeyle devrilecek bir ekonomi var
Türkiye’nin en büyük kırılganlığını Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın yüzde 5’i oranındaki cari açığı oluşturuyor. Türkiye, AKP iktidarında yaklaşık 420 milyar dolar cari açık verdi. Aynı dönemdeki dış ticaret açığı 800 milyar dolar oldu. Dünyada; ABD, İngiltere ve Hindistan’dan sonra en fazla cari açık veren 4. ülke konumunda. Bu açık büyük oranda kısa vadeli fonlarla finanse ediliyor. Bunun için her ay 3 milyar dolarlık sermaye girişine ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca ABD’nin bu yıl faiz artırması bekleniyor ve bu durum yabancı fonların girişinin daha maliyetli olmasına yol açacak! 
Bu nedenle ister kısa vadeli sıcak olsun, ister uzun vadeli olsun, mevcut anlayışla Türkiye’yi yönetecek hükümetler için yabancı sermaye çekmek Türkiye için birinci derecede önemli. Ancak siyasi belirsizliğin arttığı bir ortamda bu daha zor olacak. Financial Times’in ifadesiyle “Temel sorunlar hala ortada ve dış konjonktür Türkler için zorlu. Türkler ihracat açısından Avrupa’ya, finansman açısından ABD’ye bağlı… Bu da çok zor bir pozisyon...”
AKP 13 yıllık iktidarında dönem dönem yalancı bahar yaşanmadı değil. Bu, ABD’deki ve dünyanın diğer bölgelerindeki parasal genişleme ile mümkün oldu. Bu sayede Türkiye’deki bankalar ve bazı büyük şirketler, yurtdışından düşük faizli kredi alarak, bunları ya Hazine’ye sattı, ya da tüketicilere kredi olarak kullandırdı. AKP Hükümeti’nin kurmayları da bu durumu kamuoyuna ‘ekonomi iyi yolda’ ambalajıyla pazarladı. 

Tıkanıklık 2 yıl önce ciddi hale gelmişti
Gelinen noktada ekonomi özellikle son iki yıldır ciddi ve saklanamaz şekilde tıkanmaya başladı. Satışlar bir süredir geriliyor. Tüketici Güven Endeksi de son 6 yılın en düşük düzeyinde. Bu nedenle birçok ekonomist, Türkiye’de ekonomik durgunluğun artmasını bekliyor. Ayrıca Türkiye ekonomisi iç ve dış şoklara karşı hassas... Nitekim dünya genelinde 4 şiddetinde bir ekonomik deprem Türkiye’de 6 şiddetinde hissediliyor. Yatırımcılar bile ekonominin dengesiz ve iç talebe fazla bağlı olmasından şikâyet ediyor! Zira ekonominin rekabet gücü zayıf olduğundan ihracat 7 aydır ciddi oranlarda azalıyor. Mayıs 2015’teki azalma yüzde 19 ile son 6 yılın rekoru kırıldı. İşsizlik sürekli artarak yüzde 11.32e ulaştı, enflasyon yüzde 8’in üstüne çıktı. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100