Bu haber kez okundu.

Ekonomide 'yalan dünya' dönemi...
Sevgili dostlar, Türkiye cari açıkta dünya rekorlarına imza atıyor, dış ticaret açığı almış başını gidiyor, Avrupa Birliği 'bu iş bitiyor' diye açıklama üstüne açıklama yapıyor; bütün bunlara rağmen 'ne borsa ne de dolar kuru' en küçük bir olumsuzluk dahi sergilemiyor... Hatta dolar 1.45 altını zorlarken, borsamız da uzun süredir geçemediği 40.000 direncini kırıyor... ~|~




Aklınıza hiç takılıyor mu; bütün bunlar nasıl oluyor veya bunların olması ne anlama geliyor?
Sevgili dostlar, tek bir açıklaması var; sistem gerçek bir ekonomik temele dayanmıyor, fiyatlamaların ayakları yere basmıyor hatta ekonomik temeli bırakın 'beklentiler' bile artık 'geçerli eksen' olmaktan çıkıyor... Tek bir motive edici unsur var; piyasaya hâkim olanların pozisyonları ve bu pozisyonların getirdiği zorunluluklar...
Bundan haftalar önce borsa 36.500 direncini yukarı, kur 1.50'leri aşağı zorlarken; yazılarda ve TV programlarında o gün için aykırı olan şu yorumu yaptım ve hâlâ her gün tekrarlıyorum; '...AB ne derse desin, hatta sizi almayacağız, iş bitti açıklamasını isterse her sabah yapsın; yine de kur düşecek, borsa yükselecek...'

Böyle olmak zorunda, ellerinde mal kalan 'hâkimlerin' pozisyonları ve daha da kazanma istekleri bunu gerektiriyor. 'Hâkimlerin piyasalarında' kurallar işlemiyor, trendler sanal!
Aslında bunu bilmek için kâhin olmaya da gerek yok. Dünya genelinde oluşan 'gelişmekte olan piyasaların yukarı zorlanması' dinamiği (bu zorlamanın altında 2006 yükselişinde büyük oyuncuların elinde mal kalması gibi etkenler var), Türkiye'de hâkim konumda olanların 'sermaye piyasasını yukarı çekme, doları aşağı basma' zorunlulukları ve aynı anda yüksek faizden yararlanma istekleri; piyasalarda gördüğümüz rakamların oluşmasına yol açıyor... Rakamlar sanal ama 'gündeme hâkimler'...

Sevgili dostlar, bugün için ortalık sakin görünse de, denge sağlanmış bir hava oluşsa da; aslında durum çok vahim... Ortada üreten, ürettiği, kazandığı için parası değerlenip, borsası düşen, riski olmadığı için faizi aşağı gelen bir ekonomi yok. Hatta ortada artık bir beklenti ekonomisi bile yok. Ortada kalan sadece ve sadece 'büyük pozisyon taşıyanların' yapmak zorunda oldukları ve diğerlerini içeri çekerek ellerinde kalanları satma istekleri var. Bu noktada hemen soralım; madem her şey bu kadar iyi, maden Türkiye bir devrim yaptı, madem borsada fiyatlar yukarı gidiyor; neden dünya üzerindeki en yüksek reel faizi ödüyoruz?

Sonuç: 'Ekonomide mucize yarattık' diyen Ali Babacan'a sormak istiyorum; bu nasıl bir ekonomik sistemdir ki; borsa yükseliyor, aynı anda 'risk fazla olduğu' için yatırımcılar yüksek faiz talep ediyor ve bunca cari açığa rağmen 'dolar kuru' sanki gerçek bir 'çıktı'dan kaynaklanan bir güç varmış gibi düşüyor? Ne yaptınız bu ülkeye? Sistemi 'finansal posizyonu olanlara ve rantiyeye' teslim ettiniz.... İçiniz rahat mı? Bu nasıl bir ekonomik sistem? Üretim nerede? Üreten nerede? Halk nerede?
Son söz: Hesap günü geldiğinde, 2000 yılı sonrası bu sistemi kuranlar ve kurulmasına alet olanlar için çok zor saatler, haftalar hatta yıllar geçecek. Bu sistemden kazananlar ise yine aynı kişiler olacak ve onlar çoktan paralarını cebine koyup 'yeni bir rant cennetine' doğru yol alıyor olacaklar...
Yiğit Bulut/ Radikal

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100