Bu haber kez okundu.

El atına binen tez düşermiş
Hüseyin Mümtaz, Papa'nın zırvalarıyla, Erdoğan'ın Türk Kurultayı'nda yaptığı konuşmanın şifrelerini çözüp, nasıl ortak bir noktada buluştuklarını anlatıyor. ~|~

 

 

El atına binen tez düşermiş..
Nasıl düşüldüğü, şekilde görüldüğü gibi tecrübeyle sâbit.. Ama neden ısrar ederler anlamıyorum.
Bilerek mi aynı zamana denk getirildi, yoksa istem dışı bir zaman çakışması mı oldu bilmiyorum ama son günlerde iki konuşma büyük yankı uyandırdı..
1. Papa'nın Almanya'daki konuşması, 2. Erdoğan'ın Türk Kurultayı'ndaki konuşması..
Ben her iki konuşmayı da aynı bütünün parçası olarak görüyorum..
Yeni Dünya Düzeni'nin, artık zamanının geldiği bizzat Rice tarafından İsrail?Lübnan savaşının ortasında ve üstelik Kudüs'te açıklanan Yeni Ortadoğu düzeninin, Büyük Ortadoğu Projesi'nin..
"Pentagon'un Yeni Haritası"nın, Albay Ralph Peters'in "kanla çizilen sınırlar" düzenlemesinin..
İşte böyle bir ortamda Papa'nın zikrine uygun fikrini açıklaması neden bu kadar hayret uyandırdı anlamıyorum..

Cümle dinlerarası diyalogcuların, İbrahimî?Semavi din kardeşlerinin, hoşgörücülerin, eşbaşkanların kafası hayli karışık.. Bir büyük telaş içindeler..
Büyük bir ihtimalle Papa'nın bir zamanlama hatası yapıp erken davranarak durduk yerde bir çuval inciri berbat ettiğini düşünüyorlar....
Diyanet İşleri Başkanı kızgın, "Ekümenik" papaz üzgün, Rabb'in Amerika'da mecburi iskâna tâbi âciz kulu kırgın..
Hükümet yetkilileri ise temkinli... Çünkü Kasım sonunda Papa Türkiye'ye gelecek..
Ayasofya'da dua edecek..
Peki bu konuşmadan sonra bu mızrak bu çuvala nasıl sığacak?

Halbuki Papa Proje'nin din ayağını açığa vurdu, eşbaşkan Erdoğan da ırk ayağını..
Bayveralı Papa, bir zamanlar teoloji dersleri vermiş olduğu Regensburg Üniversitesi'ndeki konuşmasında Bizans İmparatoru Manuel 2. Paleologos'un bir Farsi'ye "Muhammed'in yeni diye getirdiği sadece şer ve insanlık dışıdır. Tıpkı kendi inancını kılıcıyla yayması gibi" demesine atıfta bulunuyor.. Metnin tümündeki genel çerçeve ise erken dönem Hıristiyanlık ile Helenistik mirasın sentezindeki 'akılcılık' üzerine oturuyor. Buna göre, Helenizmin akılcılığı ve kilisenin inancı birleşip Batı'nın ana çatısını oluşturuyor. Papa ayrıca Katolik Kilisesi'ni genel olarak modernizm ve bilimin destekçisi, Batılı ve hoşgörülü olarak resmediyor.

Bizans İmparatoru'nun kuyruk acısının bulunduğu Muhammedî'ler kimlerdir? Türkler.. Peki şimdiki Papa, eski Ratzinger zaten ne istiyordu? Türkler AB'ye girmesin..
Eski Kardinal Ratzinger, şimdiki Papa 16.Benediktus konuşmasının sonunda ne diyor?
"Katolik kilisesi modernizmin ve bilimin destekçisidir, batılı ve hoşgörülüdür.."
Ve başka ne diyor?
"Batının ana çatısı; Helenizmin akılcılığı ve kilisenin inancı üzerine kuruludur."
Şimdi anladınız mı "Batı"nın Türk korkusu ve düşmanlığının nasıl ve neden ırka ve dine dayandığını?
Ama bunu en önce; Papa bilmem kaçıncı İnnocenti'nin kapkara heykeli dibinde Beethoven'in 9'uncu Senfonisi eşliğinde Avrupa Anayasası'nı imzalayanlar düşüneceklerdi..
Papa'nın ilk söylediğini gözden kaçırmamak lâzım.. "Muhammed'in yeni diye getirdiği sadece şer ve insanlık dışıdır. Tıpkı kendi inancını kılıcıyla yayması gibi"...
Bu da 11 Eylül'ün hemen sonrasında Bush'un açtığı "Crusade" ? Haçlı Seferi kavramı ile bire bir örtüşüyor..
Örtüşüyor da, bazı Müslümanlar bile nedense halâ bu "projeye" Eşbaşkan oluyor..

Hayrettir, "semavi dinler"in bir diğer "diyalogcusu" Fener papazı Le Figaro'ya yel yepelek bir demeç veriyor ve diyor ki;
"Vatikan ile İslam dünyası arasında yaşanan kriz devam ederken bazı rahatlatıcı gelişmeler olmaktadır.. Papa'nın Tükiye ziyareti mutlaka organize edilmelidir. Bu Müslüman dünyasında tepkilerinin yatıştırılmasın kolaylaştıracaktır. Türk yetkililer Papa'yı çok iyi ağırlayacaklardır. Kuşkusuz ki bazı milliyetçiler ve fanatik Müslümanlar, bu ziyarete karşı çıkacak ancak halkın çoğu sorun yaratmayacak. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nun Papa'ya yönelik eleştirileri duygusaldır. Türkiye'deki Ortodoksların vakıf malları, ruhban okulu gibi konularda şikayetleri vardır. Bu açıdan 16. Benedikt'in ziyareti soluk aldıracaktır.."
Hem ne soluk aldırma.

Şu anda Meclis'te Ruhban Okulu'nun açılması için Dışişleri Bakanlığının verdiği "Özel okullara yabancı uyruklu öğrenci alınabilmesi" değişiklik önergesi görüşülmektedir..
Papa ziyareti sırasında, hele bir de "Helenistik akılcılığı" simgeliyor diye; "kilise inancı" ile birlikteliği simgelediği düşüncesiyle Ayasofya'da dua ederse ne güzel olur, değil mi?
İznik'e de, Trabzon'a da gitsin eli değmişken..
Oralarda da Ayasofyalar var....
Geliyoruz Türk Kurultayı dolayısı ile Erdoğan'ın söylediklerine..
Ama önce hemen ifade edelim; radikal marksist Talat'a demir dövdürülmesi, hiç bir zaman hiç bir yerde İstiklâl Marşı söylemeyen Talât'a; "Türkiye benim anavatanım değil" diyen Talât'a Bozkurt heykeli verilmesi, onun da alması bin yılın komedi filmidir..
Erdoğan'ın, elindeki Bozkurt'u bayrakla örtmeye çalışmasının üzerinde ise hiç durmuyorum..
Yalnız Barzani ve Talabani'nin de bu toplantıya çağırılıp neden o çekiçin onların da ellerine verilmediğini çok merak ediyorum..
Onlar için de "Eş, dost, akraba topluluklar" deyimini kullanmaktan pek keyif almıyor musunuz?
"Çavuş"ların (deyim Beşir Atalay'a aittir) olduğu yerde peşmergeler neden bulunmasın ki!
Yoksa bu soruyu, TRT kameralarına keyifle "ritüel"i anlatmaya kalkan Kafalı Hoca'ya mı sormalı?

Önceleri bir hevesle "gitmek lâzım" deyip, "Tepkimizi koyarız" deyip; hem "salon düzeni" karşısında hem de acayiplikleri görünce mecburen kaşlarını indirerek taraf olmaktan çıkıp bitaraf gazeteci kimliğine bürünerek tarafsız olay aktarma pozunu üstlenen gazeteci dostlarımıza bir çift lâf..
Bütün bunları görebilmek için ille oraya gitmek mi lâzımdı?
Değer miydi?
Türkeş'in adının hiç anılmamasından, kendisine açılışta söz verilmemesinden sonra Tuğrul Türkeş'in de benim burada ne işim var diye kendi kendine sorduğunu düşünüyorum.
Abdülhaluk Çay mı?
Teferruattır..

Evet Turizm Bakanı'nın yan gelip uyuduğu Kurultay'da, kürsünün sağı ve solundaki prompterlerden geçen yazılı metni oluyan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan şunları söyledi..
1."Yeni bir başlangıç mevsimindeyiz. Dünyamız soğuk savaş sonrasında yeniden şekilleniyor. Bu, 10 yılları alacak bir süreç olabilir. Ne yazık ki, bu süreç çok sancılı da geçelibilir. Daha yeni Filistin ve Lübnan'da tanık olduğumuz gibi büyük acılara, yeni yıkımlara da yol açabilir. Yaşadığımız çalkantılar, etrafımızda tanık olduğumuz acılar, korkarım ki, bunun ilk işaretleridir."
Erdoğan'ın "yeni başlangıç mevsimi" dediği şey Pentagon'un Yeni Haritası, Eksen Ülkeler, Yeni Ortadoğu Düzeni, Ralph Peters Haritası, BOP, GOKAP'tır.
Bütün bu haritalarda Türkiye'nin "de" sınırları değişmektedir.
Ve Erdoğan GOP'un "eşbaşkanı"dır.
Peki Erdoğan'a göre çözüm nedir?
2."Bizim için sadece iki seçenek vardır. Bu siyasetin ya öznesi ya da nesnesi olmak durumundayız. Belki dünyanın başka bölgelerinde, başka halkla için 3'üncü bir ihtimal vardır. Belki sınırlı bir etkiye maruz kalarak olup bitenleri seyretmeleri mümkündür. Ancak, dünya siyasetinin oyun sahnesi, hiç şüphe yok ki, bu coğrafyadır. Bu coğrafyanın sakinleri için de seyirce kalma lüksü yoktur. Ya başkalarının oluşturduğu siyasete maruz kalmakla yetinen pasif unsunları olacağız, ya da bu siyaseti oluşturan aktörler arasında hep birlikte yerimizi alacağız. Bir kez daha altını çizerek söylüyorum, dünya siyasetini ya nesnesi olacağız, ya da öznesi. Ama bizim mahallemizde oynanan iktidar oyunun dışında kalmamız, biz istesek de söz konusu olamaz."

Kabul.. Gerçekten çok güzel tespitler..
Fakat elinizi vicdanına koyun ey millet..
Mahallenizde oynanan iktidar oyununun dışında kalmamak, haritalarınızın başkaları tarafından çizilmesi mi demektir?
Dünya siyasetinin öznesi olmak, Atlantik ötesi Crusade planlarının eşbaşkanı mı olmaktır?
Filistin?Lübnan'dan bahsedip, Türkmenlerden hiç bahsetmemek midir bu coğrafyanın sakinleri için seyirci kalmamak lüksü?
Siz Allah için en baştan beri Türkiye'nin Kuzey Irak'ta kendi milli hedefleri doğrultusunda kendi insiyatifi ile bir şey yaptığını gördünüz mü?
En son Kuzey Irak'ı ve son tahlilde elbette Güney Anadolu'yu Amerikalı Koordinatör'ün ehil ellerine teslim etmedik mi?
Başlıktaki sözün değişik bir versiyonu da "Elin eğeriyle ata binmektir" kıymetli okuyucu..
Bakın lâfın tam burasında Gül Amerikalar'dan ne diyor?
"Irak'ta bir iç savaş çıkıp parçalanma olursa tarihte her zaman olduğu gibi Türkiye Kürtlere yardım edecektir".
Hiç Gül'ün ağzından "Türkiye Türkmenlere yardım edecektir" sözünü işittin mi ey millet?

O konuşmada Erdoğan bir şey daha söyledi:
3. "Fransızca konuşan milletler topluluğu, İngilizce konuşan milletler topluluğu, İspanyolca konuşan milletler topluluğu, hep bu anlayışın eseridir. Öyleyse neden bizler de dış politikada koordineli hareket ederek bir sinerji oluşturan, birbirlerinden güç alan böyle bir yapıyı oluşturmayalım? Açık söylüyorum, bizim fazlamız var, eksiğimiz yok. Bizim tarihsel bir derinliğimiz var. Türkçe konuşan devletler topluluğu, hem de uluslararsı platformlarda daha aktif ve etkin roller oynamamızı sağlayacak, böylece halklarımızın çıkarlarını daha iyi korumamıza imkan sağlayacak, hem de bölgemizdeki istikrara katkıda bulunacaktır. Bütün kardeş, özellikle devlet ve toplulukları bu konuda daha fazla gecikmeden gerekli adımları atmaya davet ediyorum. Türkiye olarak biz bu konuda gereken sorumluluğu üstlenmeye hazırız."
Fransızca konuşan..
İngilizce konuşan..
İspanyolca konuşan..
Bunların hepsi İngiliz, Fransız, İspanyol değildir.. Aralarında sömürgen?sömürge ilişkisi vardır..
Ne demek Türkçe konuşan ülkeler?
Bunlar Türk değiller aslında ama bir şekilde Türkçe konuşuyorlar...
Neden "Türk Devletler Topluluğu" değil de "Türkçe Konuşan Ülkeler"?
Ayıp mı "Türk Devletler Topluluğu" demek? Utanılacak bir şey mi?
Çuvaş'a Çavuş diyen Profesör'den zaten bir şey beklemiyordum ama bari Kafalı ve Çay doğrusunu öğretip söyletselerdi ya?
Ne o? Yoksa etkileri mi yoktu?
Hiç mi yoktu?
Teferruatı geçiniz fakat Kafalı Hoca'nın orada ne işi vardı?

Papa'nın din kaynaklı çıkışından sonra Erdoğan'ın "yeni bir başlangıç mevsimi"nden söz ederek Türkçe Konuşan Ülkeler'i denkleme dahil etmesi; "11 Eylül Mevsimi"ne "Müslümanlar"dan sonra "Türkler"in de eklemlenmesidir.
Şaşırmayın.... Almanya Uyum Bakanı Böhmer Diyanet'ten hutbe desteği istemiş..
Şaşırmayın..
Yurt dışındaki Türklere Almanya'ya, Yunanistan'a, Irak'a entegre olun, o dili öğrenin, o ülkenin refahı için çalışın derseniz Essen Eyalet başbakanı'nın "Biz Türk çocuklarının rüyalarını bile Almanca görmelerini istiyoruz" çıkışına, Uyum Bakanı'nın da "Uyum için Fetva" istemesine hazırlıklı olmanız, acayip karşılamamanız gerekir..
Bu coğrafyada söz sahibi olmak, sadece Türk Milli menfaatleri doğrultusunda, Türk için, Türk'e göre, Türk'e doğru siyaset yapmakla mümkündür.
Kendi haritanızı ancak bu şekilde çizebilirsiniz.
Aksi halde çizerler.
Çizilirsiniz..

Hüseyin Mümtaz / Giresun Işik Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100