16 Aralık 2006 Cumartesi 00:00
264 Okunma
Enflasyon yüzde 4, faiz yüzde 21 (...bu ne iştir?)
Merkez Bankası, 2007 yılı sonunda enflasyon hedefini yüzde 4 olarak açıklıyor.
Sonra bankaların getirdiği (gecelik) paralara yüzde 17.5 faiz ödüyor. ~|~

Merkez Bankası'nın gecelik faizi bu çizgide olduğu için de, Hazine yüzde 21 dolayında faizle borçlanabiliyor.
Hazine bonosuna Türk parası yatıranlar, enflasyonun yüzde 4 olması halinde yüzde 16.5 dolayında net getiri (reel faizleri) elde ediyor... (Dünyada reel faiz yüzde 1.5 dolayında. İşte bu büyük fark nedeniyle Türkiye'ye dolar akıyor.)
Döviz fiyatının sabit kalması halinde, yurtdışından döviz getirerek veya döviz bozdurarak Hazine Bonosu satın alanların dolar olarak net getirileri (reel faizleri) yüzde 21 dolayına yükseliyor..
Ne var bunda diye sual eden olabilir... Bunda çok şey var.
Yüksek faiz, döviz bolluğuna ve de dövizin ucuz satılmasına imkân veriyor. Ucuz döviz ise ithalatın coşmasına, ihracat artışının yavaşlamasına yol açıyor. İthalat coşunca dış ticaret açığı büyüyor. Dış ticaret açığı büyüyor ve cari açık (döviz açığı) tırmanışa geçiyor.

Vergi faize gidiyor
Ekim ayı itibariyle son bir yıllık cari açık (döviz açığı) 34 milyar dolar. Buna karşılık sermaye hareketi olarak (Satılan devlet ve özel sektör şirketlerinin parasını ödemek için, bono, tahvil ve hisse senedi satın almak için ve kredi olarak) bir yılda ülkeye giren döviz 62 milyar dolar. Giren döviz, döviz açığının neredeyse iki katı olunca döviz fiyatı ucuzluyor.
Ama, bu çarkı döndüren yüksek faizdir. Yüksek faizi halkımız ödüyor. Son beş yılda halkımızın ödediği vergilerin yüzde 59.3'ü faize gitti.
Faiz çarkı fakirden varlık sahibine, yurtiçinden yurtdışındaki sermaye sahiplerine varlık?kâr transferi halinde işliyor.
Bunu Merkez Bankası görmüyor mu? Görüyor. Ama, yüksek faiz, IMF programının temel direği. Yüksek faiz ve ucuz döviz ve dolayısıyla ucuz ithalat sayesinde enflasyonu aşağıya çekmek mümkün oluyor.

IMF böyle istiyor
13 Aralık Çarşamba günü Merkez Bankası'nın 16 sayfalık "2007 Yılı Para ve Kur Politikası" dokümanı yayımlandı. Merkez Bankası Başkanı "esti, üfürdü"... "Bu kur politikası devam edecek ve 2007 yılı enflasyon hedefi yüzde 4 olacak" dedi.
Derken Washington'dan IMF İcra Direktörleri'nin, 19'uncu Stand?by'ın 5'inci Gözden Geçirme raporunu onayladığı haberi geldi. Ve de bizim hükümetimizin Başbakan Yardımcısı'nın ve Merkez Bankası Başkanı'nın imzalarıyla 27 Kasım'da IMF'ye gönderdiği 26 sayfalık taahhüt mektubu yayımlandı.
O da nesi? Meğerse bizim Merkez Bankası Başkanı'mızın açıkladığı 2007 yılı para ve kur politikası 27 Kasım'dan önce IMF talimatları doğrultusunda oluşturulmuş. Hükümetimiz ve Merkez Bankamız bu talimatlara uyacağını yazıp imzalamış.
Bizim "IMF'ye bağımlı ama Türkiye'de bağımsızlık sembolü" Merkez Bankamız bunu kendi politikası imişçesine bize açıklamış... Ne yapalım?.. Olacak o kadar... Burası Türkiye abicim.

Güngör Uras
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100