18 Mayıs 2005 Çarşamba 00:00
164 Okunma
Engellilerin yüzde 78'i işsiz, yüzde 79'u eğitimsiz!

Geçen hafta önüme Türkiye Sakatlar Derneği'nden bir basın bülteni geldi. Bülten 10?16 Mayıs arasında Sakatlar Haftası olması münasebetiyle yayımlanmış. Bültende şöyle deniyor: 8.5 milyon sakat ve aileleriyle birlikte 30 milyon, zihniyet sakatlıklarıyla boğuşmak zorunda kalıyor... İş bulmada, eğitimde, sağlıkta, sosyal güvencede, sosyal haklarda, toplu taşıma ve konutlarda, kentsel planlamada "yok" kabul ediliyor... Dört duvar arasına kapatılmak yaşamın kıyısına itilmek istemiyoruz!.."
Yazılanlara katılmamak mümkün değil. Genel nüfus içinde oranı yüzde 12 kadar olan fiziksel ve zihinsel engellilere (doğrudan bedensel veya zihinsel engelli 2 milyon, süreğen hastalığı olan 7 milyon) elbette toplum olarak duyarlı olmalıyız. Devlet de gereken ilgiyi göstermeli. Bu hem vicdani bir konu, hem de uygarlık gereği.
Ancak bazı itirazlarım var. Birincisi, bildiğimiz kadarıyla Dünya Engelliler Günü 3 Aralık. Farklı farklı tarihlerle neden konu sulandırılıyor bilemiyoruz. İkincisi, sakat sözcüğünü benimsemek çok zor. Çünkü sakat sözcüğü aksaklık anlamını içeriyor. Hele "özürlü" sözcüğü daha da yaralayıcı. Malum, Tüketici Yasası'nda "özürlü mal", defolu anlamında kullanılıyor. Özürlü de sanki bir kabahat ifade ediyor. Oysa, sağlık koşulları farklı olan insanlar için artık "engelli" sözcüğü kullanılıyor.
Ülkemizde engellilerle ilgili duyarlık gerçekten çok az. Oysa bizi toplum yapan en önemli özellik, toplumsal duyarlılıklarımız. Anayasa'nın başında da yurttaşlık hakları arasında sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ile iş bulma yer alıyor.
Sosyal güvenceleri yok
Ancak engellilerin çok büyük bir kısmının eğitimsiz, daha büyük bir kısmının işsiz, Batı standartları ile ölçüldüğünde de sağlık ve bakım düzeyinin hayli geri kaldığı görülüyor. Engelli nüfusun yaklaşık yüzde 78'i hiçbir işte çalışmazken, yüzde 40'ının hiçbir sosyal güvencesi yok. Yani tam 6.6 milyon vatandaşımız hem engelli, hem de herhangi bir gelirden yoksun. Bu da Avrupa Birliği'ne üye olmaya çalışan bir ülke için tam bir yüz karası! Oysa iş yasalarına göre gerek kamuda, gerekse özel kesimde belli bir oranda engelli çalıştırma zorunluluğu var. Ama uyan kim? Çoğu işveren kaytarıp duruyor. Dolayısıyla, devletin ciddi yaptırımlarda bulunması şart.
Engellilere yardım veya destek hizmetlerinin yüzde 85'i sağlık kuruluşlarından geliyor. Engellilerin yüzde 76'sı sağlık hizmeti alırken, ancak yüzde 21'i eğitim olanağı bulabiliyor. Bakım ve rehabilitasyon olanağı olanlar ise yüzde 10'u bile bulmuyor.
Unutmayalım, AKP 2002 seçimlerinden önce sosyal demokratları imrendirecek bir davranışta bulunmuş ve bazı engellileri Meclis'e taşımıştı. Böylece AKP engelliler hakkındaki duyarlığını göstermişti. Fakat, iki yıldan fazla iktidarda olan AKP'nin bu konuda hiçbir ciddi adımı olmadı. Tam bir kayıtsızlık! Öte yandan, 2002 seçimlerinde iş âleminin desteğini almak için çırpınan CHP de, bu konuda ihmalinin farkına varıp AKP'nin yetersizliğini hakkında tek kelime etmiş değil. Üstelik CHP sosyal demokrat olduğunu iddia ediyor.
Kızlarımızı eğitemiyoruz, doğru. Ancak engellileri de eğitemediğimizi unutmayalım.
Hurşit Güneş / Milliyet

~|~
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100