18 Nisan 2013 Perşembe 07:30
3026 Okunma
‘Eraslan\'a Nobel Ödülü verilmeli’
Türkiye, yabancı ilaç firmalarına her yıl servet ödüyor. Devlet, 2012 yılında ilaç için toplam 13.8 milyar lira ödeme yaptı. Böylece Milli servetin önemli bir kısmı, ilaç sektörünü elinde tutan küresel sermaye şirketlerine gitti. Bu ilaçların yan etkileri bir yana, ne kadar tedavi edici bir nitelik taşıdığı da bir başka tartışma konusu. Çünkü kalp damar rahatsızlıklarından şeker ve tansiyona, romatizmadan astıma birçok hastalıkta, hasta ömür boyu ilaç kullanımına mahkûm oluyor. Ancak son zamanlarda fitoterapi yani şifalı bitkilerle tedaviye destek çalışmaları tüm dünyada büyük bir hız kazandı. Hastalıklara karşı bitkisel ürün kullanımı Japonya, ABD ve Almanya gibi birçok ülkede yüzde 50\'nin üzerine çıkmış durumda. Ülkemizde de fitoterapi üzerine son yıllarda yoğun bir çalışma var.

Dr. Mustafa Eraslan\'ın tavsiyelerine ilgi büyük
Özellikle kalabalık bir doktor, eczacı ve biyolog grubuyla birlikte yıllardır şifalı bitkiler üzerine çalışmalar yapan Dr. Mustafa Eraslan\'ın önerileri, toplumun her kesimi tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanıyor.

Prof. Dr. Kalaycıoğlu: Eraslan\'ın formüllerinden büyük fayda gördük
Dr. Mustafa Eraslan\'ın fitoterapi önerileri ile sağlığına kavuşanlardan biri de Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kalaycıoğlu. Kendisi, eşi ve kayınvalidesinin yaşadıkları sağlık sorunlarından Dr. Mustafa Eraslan\'ın fitoterapi tavsiyeleri ile kurtulduklarını anlatan Prof. Kalaycıoğlu, \"Ellerimde sorun vardı. Düzeltmem zaman alıyordu. Ağrı da oluyordu. Tam da o günlerde televizyonda Mustafa Eraslan\'ı gördüm. Ciddi bir insan olduğunu öğrendim. Onun fitoterapi hakkındaki açıklamalarından istifade ederek bazı fitoterapi yöntemlerini uyguladım. Şu an çok iyiyim. Ellerimde yaşadığım şikâyetlerim geçti. Eşimin de dizleri ve ayaklarında sorun vardı, yürürken sıkıntı çekiyordu. O da bazı fitoterapi yöntemlerini denedi ve bütün sorun ve şikâyetleri geçti, yürüyüşü düzeldi. Kayınvalidemin de birçok sorunu vardı, O da bu sıkıntılarından kurtuldu\" diye konuştu.

\'Devletin şifalı bitkilere sahip çıkması gerek\'
Fitoterapi Bilimi ve şifalı bitkilerin kullanımı üzerine de dikkat çekici açıklamalar yapan  Prof. Dr. Kalaycıoğlu şöyle konuştu: \"Fitoterapi Avrupa\'da da Amerika\'da da kullanılıyor. Fitoterapi demek şifalı bitkilerle tedavi demek. Bitki tedavisiyle uğraşanlara fitoterapist denir. Doğadaki bitkilere baksak çoğunda şifa vardır. Buna Sağlık Bakanlığı\'nın da dikkat çekip sahip çıkması gerekir. \"

\'Dr. Mustafa Eraslan\'a Nobel Ödülü verilmeli\'
Modern tıpla, şifalı bitkilere dayanan geleneksel tıbbın bir arada kullanılması gerektiğini savunan ve bu konuda ciddi çalışmalar yapan Dr. Mustafa Eraslan\'a devletin sahip çıkması gerektiğini belirten Prof. Kalaycıoğlu, \"Televizyona bu kadar insan çıkıyor, şifalı bitkiler sayesinde şu şifaları buldum diyorsa devletin onları takip edip onlarla ve Eraslan\'la temasa geçmesi lazım. Ben Sağlık Bakanlığı\'nın yerinde olsam, Türkiye\'deki bütün kalp cerrahlarına bu konuda tavsiyede bulunurum. Ben eminim ki, kalp damar cerrahları Dr. Mustafa Eraslan\'ın tavsiyelerini dikkate alsalar, bypass ameliyatı yaptıkları hastalar da dâhil olmak üzere hastalarını bir senede sağlıklarına kavuştururlar. Ben açıkça söyleyeyim Mustafa Eraslan\'ın yüzünde bir nur var, güven de veriyor insana. Ben elimden gelse Mustafa Bey\'e Nobel Ödülü bile veririm. Çünkü bu kadar insan onun vesilesiyle sağlığına kavuştu\" diye konuştu.

Hacettepe Herbaryumu\'nda 50 bin çeşit bitki bulunuyor

Prof Kalaycıoğlu ile aynı üniversitede Botanik Anabilim Dalı Başkanlığını yapan Prof. Dr. Sadık Erik de Biyoloji Fakültesi içersinde bulunan Uluslararası tescilli Herbaryum hakkında bilgi verdi. Herbaryum\'da kurutulmuş halde saklanan yaklaşık 50 bin çeşit bitki bulunuyor. Türkiye florasında yaklaşık 10.000 çeşit bitki türü yetiştiğini, bu bitki türlerinin yaklaşık 3.000\'inin endemik, yani sadece Türkiye\'de yetişen bitkiler olduğunu anlatan Prof. Sadık Erik, çoban çökerten, ginko ve yulaf gibi, tıkalı damarların açılmasına yardımcı olduğu bilimsel araştırmalarla tespit edilen bitkilerden örnekler verdi ve şöyle devam etti: \"Şimdi bizde etnobotanik çalışmalar yapılıyor. Bu yöntem bitkilerin ilaca giden yolunun ilk basamağı. Mesela bir köye gidip oradakilere, o bölgede yetişen şu bitki nerede kullanılır diye soruyoruz. O da diyor ki şu rahatsızlıklarda kullanılır. Bu bizim için bir ipucu oluyor. Gittiğimiz her yerde bunu yapıyoruz ve biz bu bilgileri kaydediyoruz. Bu tip çalışmalara etnobotanik çalışmalar deniyor. Ondan sonra farmakognozi geliyor. Yani o ipucundan hareketle bitkilerin içindeki etken maddelerin araştırılması, miktarının tayini, fizyolojik etkileri, hayvan deneyleri v.s. Bunlar yapıldıktan sonra 3. aşamada ilaç haline getirilmesi kalıyor. Ülkemizde Avrupa kıtasının tamamı kadar bitki çeşidi var ama biz bu bitkilerden yeteri kadar yararlanmıyoruz. Hep dışarıdan getiriyoruz. Neden biz bitkilerin ekstratını  çıkartmıyoruz? Bunun için dışarıya döviz ödüyoruz. Ama bunu değerlendirecek girişimcilere ihtiyacımız var. \" İHA
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100