30 Haziran 2005 Perşembe 00:00
399 Okunma
Erdoğan Azerbaycan'da

Başbakan Erdoğan Azerbaycan'a gidiyor. Peki Erdoğan bir ay önce Bakü?Ceyhan petrol boru hattının açılışı için yapılan törene neden gitmemişti? "Yüzyılın rüyası'' olarak nitelenen törene katılan Cumhurbaşkanı'na neden refakat etmemişti? Onun gölgesinde mi kalmamak istemişti, yoksa çok kısa bir zaman sonra gideceği Amerika'dan Bush'un bölge ile ilgili görüşlerini aldıktan sonra mı gitmeyi tercih etmişti? Keşke Sezer ile gitseydi. Çünkü Başbakan'ın Amerika seyahatinden itibaren Türkiye'nin bölgedeki duruşu, durumu, statüsü büyük ölçüde değişmiştir.

~|~ Başbakan Erdoğan Azerbaycan'a gidiyor. Peki Erdoğan bir ay önce Bakü?Ceyhan petrol boru hattının açılışı için yapılan törene neden gitmemişti? "Yüzyılın rüyası'' olarak nitelenen törene katılan Cumhurbaşkanı'na neden refakat etmemişti? Onun gölgesinde mi kalmamak istemişti, yoksa çok kısa bir zaman sonra gideceği Amerika'dan Bush'un bölge ile ilgili görüşlerini aldıktan sonra mı gitmeyi tercih etmişti? Keşke Sezer ile gitseydi. Çünkü Başbakan'ın Amerika seyahatinden itibaren Türkiye'nin bölgedeki duruşu, durumu, statüsü büyük ölçüde değişmiştir. Amerika'dan hemen sonra Lübnan'a gitti Erdoğan ve orada "başı dik'' Türkiye'nin bayrağı Ermeniler tarafından yakılırken şöyle bir lâf etti: "Büyük Ortadoğu Projesi ve Kuzey Afrika inisiyatifi çerçevesinde her türlü yardım ve katkıya hazırız.''
Bu, kaya gibi bir lâftır.
Altından kalkılamayacak bir lâftır.
Şimdi bölgedeki her ülke Türkiye'yi BOP'un koordinatörü olarak görecektir. Bundan sonra çevre ülkelere giden her Türk yetkili ziyaret ettiği ülkede Amerika'nın söylediklerini aktaran kimse muamelesi görecektir.
Cilalanmış senaryo
"Türkiye olarak her türlü yardımı yaparız'' demek başka, "BOP çerçevesinde yaparız'' başkadır. BOP; GOKAG veya adına ne zıkkım derseniz deyin bu proje, Amerika'nın Fas'tan?Moğolistan'a kadar dünya enerji?petrol yataklarını ele geçirmek için kurguladığı bir senaryonun cilalanmış, kılıfına uydurulmuş adıdır. Şu anda dünyanın nüfusuna oranla en fazla petrol tüketen ülkesi Amerika'dır. Fakat gelecek on yıl içinde Çin Amerika'yı geçecektir. İşte Amerika'nın kâbusu budur. Onun için petrol?doğal gaz kaynaklarını ve ulaşım yollarını ya elde etmek, ya da kontrol etmek istemektedir. İkiz kuleler saldırısı, Bin Lâdin, Saddam? Hepsi Amerika'nın bu senaryosuna yardım eden piyonlardır. Türkiye piyon mu olacaktır, kale mi, vezir mi? Şah mı? Türkiye'nin ne ilgisi vardır Afrika ile de başbakan Lübnan'da yukarıdaki sözü söyleyebilmektedir?
Türkiye'nin, Türkiye olarak bölgede yapacağı çok şey vardır ve bunun için onun bunun icazetini, projelerini almaya ihtiyacı bulunmamaktadır.
Şimdi Erdoğan Azerbaycan'a gidiyormuş. Gitmeden; Türkiye ve Azerbaycan'daki duruma bir bakalım. Azerbaycan'da Kasım ayında seçim vardır. Seçim deyince akla ister istemez Gürcistan, Kırgızistan ve Ukrayna gelmektedir. Soros gelmektedir. Azerbaycan'da, oğul Aliyev ve partisinin çoğunluğu bulunmaktadır. Azerbaycan'da, beğenirsiniz, beğenmezsiniz ama bir "istikrar'' vardır. Düzen vardır. Bölge ülkelerinin çoğunda mevcut olan "orman hukuku'' yoktur. Problem, sosyal huzursuzluk, fert başına düşen milli gelir azlığı ve haksız paylaşım yok mudur?
Vardır ama Azerbaycan Kafkasya'nın bütününde; Gürcistan, Rusya'nın güneyindeki bilumum özerk bölgeler ve Ermenistan göz önüne alındığında bir istikrar adasıdır. Devlet kültürü, geleneği vardır.
Gecekondu bir devlet değildir. Ve Azerbaycan'ın petrolü vardır.
Üstelik Azerbaycan'ın şimdiki Cumhurbaşkanı) bu petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırmayı onaylayan?destekleyen bir kimsedir. Şimdi bu "statik'' ve Türkiye'nin lehine olan durumun bozulması kimin işine gelir? Kimin geleceğini bilmem ama Türkiye'nin işine gelmez.. Gelmemelidir. Hâl böyle iken seçimlerde muhalefetini desteklemek ne iştir? Soros'a, Amerika'ya hizmet etmektir.
Peki Soros'un gücü İran'a neden yetmemiştir de "muhafazakâr'' Ahmedinnecad seçilebilmiştir?
Türkiye'de seçim olsa Soros'un muhalefet lehine sokaklara döküleceğini mi zannediyorsunuz? Hayır? Soros Türkiye'de tam tersi şu anda iktidar için sokaklarda, salonlarda, ev?köşe bucak muhabbetlerindedir.
Erdoğan Azerbaycan'a gitmeden sadece bir hafta önce Soros İstanbul'da idi. Kurucusu olduğu Açık Toplum Enstitüsü'nün toplantılarına katılmak ve yatırım ortamını değerlendirmek için bir grup işadamı ile Türkiye'ye gelen Soros, Çırağan Sarayı'nda ''ABD'nin Dünyada Nasıl Daha İyi Rolü Olabilir'' başlıklı bir konferans verdi. Türkiye'ye ilişkin sorular üzerine, kendisine bu ülke hakkındaki bilgilerin TESEV Başkanı Can Paker tarafından verildiğini belirten Soros, ''Bence AKP demokrasiye inanıyor. Önceki hükümetlerden daha dürüst, yolsuzluk daha az ve desteği hak ettiğine inanıyorum'' dedi. Macar asıllı ABD'li ünlü yatırımcı ve spekülatör George Soros , Türkiye'nin İslam ülkeleri arasında demokratik bir ülke olduğuna işaret ederek ''Türkiye bir örnek, farklı bir örnek. İslam ülkesinde demokrasi mümkündür. Bu nedenle Türkiye, Başkan Bush tarafından olumlu olarak değerlendirilmeli'' diye konuştu.
Eniştemiz bizi niye
öpüyordu acaba?
Erdoğan Azerbaycan'a gitmeden sadece bir hafta önce Dışişleri Bakanlığı, Geniş Ortadoğu Projesi kapsamında ilk faaliyetini TESEV ile birlikte gerçekleştirdi. İstanbul'da yapılan kadınlar zirvesinde, 20 farklı ülkeden 50'ye yakın Ortadoğulu ve Kuzey Afrikalı kadın bir araya geldi.
NTV'den İrfan Bozan'ın haberine göre Dışişleri Bakanlığı Geniş Ortadoğu Girişimi Koordinatörü Büyükelçi Ömür Orhun, projede Türkiye'nin hedef değil, demokratik ortak olduğunu belirtti. Büyükelçi Ömür Orhun, Türkiye'nin Geniş Ortadoğu Projesi içinde üstlendiği temel görevin demokrasi yardım diyaloğu çerçevesinde İtalya ve Yemen'le birlikte eşbaşkanlığı yürütmek olduğunu söyledi.
Büyükelçi Orhun, "Bu projenin uygulayıcısı olmak Türkiye'nin komşularıyla özellikle İran ve Suriye ile ilişkilerinin bozulmasına yol açmaz mı?" sorusuna, "Demokrasi yardım diyaloğunun temel amacı ülkelerin birbirleriyle demokrasi tecrübelerini değiştirmeleridir. Yani daha iyiye gitmek için, daha demokrat olmak için diğer ülkelerin tecrübelerini paylaşıp daha demokrat bir ortam yaratmaktır. İkili ilişkilerle doğrudan ilişkili değildir. İkili ilişkileri kendi çerçevesi içinde yürütmeye devam ediyoruz" cevabını verdi.
Demek ki kıymetli okuyucu BOP, GOKAG veya adı her ne halt ise Amerika'nın işte o projesi Türkiye'de bir tevatür değil, resmen hayata geçmişti ve bu işi takiple dışişlerinde bir bölüm açılmış, bir büyükelçi de bu bölümün başına verilmişti.
Erdoğan Azerbaycan'a gitmeden sadece bir hafta önce, ''bölge''nin bütün muhalefet liderleri; bu arada Azerbaycan'ın Müsavat Partiyası Genel Başkanı İsa Gamber ile, Halk Cephesi Genel Başkanı Ali Kerimli İstanbul'da idiler.
Muhteremlerin sebebi ziyaretleri, 23?24 Haziran'da şu kurumların katkısıyla düzenlenen bir ''bölge muhalefeti'' toplantısına katılmaktı:
NATO KAMU DİPLOMASİSİ BÖLÜMÜ; FRIEDRICH NAUMANN VAKFI ? TÜRKİYE; AVRUPA POLİTİKALAR MERKEZİ ? EUROPEAN POLICY CENTRE; İSVEÇ BAŞKONSOLOSLUĞU ? ISTANBUL; EURASIA GROUP ve TOPLUMSAL KATILIM VE GELİŞİM VAKFI ..
Meraklı okuyucu Mustafa Yıldırım'ın kült kitabı ''Sivil Örümceğin Ağında''da yukarıda adı geçen STÖ'ler ve bazı ''kişiler'' hakkında tamamlayıcı bilgiyi pekalâ bulabilir.
Oturum başlıklarını, yönetici ve panelistleri de merak ediyor musunuz?
Birinci Oturum, KONU: "Bölgede Demokrasiyi Kurmak"
Oturum Başkanı : Kemal Köprülü, Koordinasyon Kurulu Üyesi ve Eski Genel Koordinatör, ARI Hareketi, Türkiye
Panelistler:
Ibrahim Al?Marashi, Misafir Öğretim Üyesi, Sabancı Üniversitesi, Türkiye
Murat Bilhan, Büyükelçi,Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye
Rola Dashti, Başkan, Kuveyt Ekonomi Topluluğu; Üye, Al?Fatat Kulübü, Kuveyt Farid Ghadry, Başkan, Suriye Reform Partisi, Suriye Nibras Kazimi, Misafir Araştırmacı, Hudson Institute, ABD Ali Kerimli, Başkan, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi, Azerbaycan İkinci Oturum " Genişletilmiş Ortadoğu'da Güvenlik Tehditleri"
Oturum Başkanı : Cengiz Çandar, Gazeteci, Dünden Bugüne Tercüman Gazetesi, Türkiye
Panelistler:
Deniz Ülke Arıboğan, Profesör, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye
İsa Gamber, Başkan, Musavvat Partisi, Azerbaycan
Anat Lapidot,Kıdemli Araşt. , Harry S. Truman Research Institute, İsrail
Simon Kitchen, Ortadoğu ve Afrika Uzmanı, Eurasia Group, ABD 
Walid Salem, Panorama Kudüs Ofisi Direktörü ?Demokrasi ve Toplumsal Gelişimi Geliştirmek için Filistin Merkezi, Filistin
Saeed Taeb , Kıdemli Araşt., Politik ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü, İran Üçüncü Oturum " Dış Aktörlerin Etkisi"
Oturum Başkanı : William Hale, Profesör, School of Oriental and African  Studies, İngiltere
Panelistler:
Fraser Cameron, Çalışmalar Direktörü, Avrupa Politikalar Merkezi, Belçika Scott Carpenter, Bakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanlığı, ABD
Andreas Marchetti, Avrupa Entegrasyon Çalışmaları Merkezi; ZEI,
Rheinische  Friedrich? Willhelm University Bonn, Almanya  Murat Somer, Yard. Doç., Uluslararası İlişkiler Bölümü, Koç Üniversitesi, Türkiye
Peter Stegniy, Rusya Federasyonu'nun Ankara Büyükelçisi, Rusya Federasyonu Can Tezel, Stratejik Planlama Daire Başkanı, Siyaset Planlama Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye (*)
İşte böyle kıymetli okuyucu..
Ve bu arada Amerika'ya da çok sık gidip gelen İsa Gamber'in, İstanbul'da Soros'la gizli bir görüşme yaptığı da söyleniyordu.
Türkiye'nin ne işi vardır bölgedeki muhalefetlerle?
Türkiye; kim iktidar olursa olsun, çevre milletlerle karşılıklı çıkar gözeterek iyi geçinmek durumda değil midir?
İstanbul'da böyle bir toplantı yapılırken bölgede bulunan Condelessa Rice Ürdün'de aynen şöyle söyledi:
''Amerika Birleşik Devletleri 60 yıldır, Orta Doğu'da demokrasiyi teşvik için yeterli çaba harcamadı. Bu da Orta Doğu'da, radikal akımların daha çok kabul görmesine olanak sağladı.''
Rice bunları söylerken Ürdün'ün reform programını övdü ve programın bölgede bir model olabileceğini belirtti.
Hani ''model'' Türkiye idi?
Bunlar olurken Bakü'de muhalefetin ''turuncu?muruncu'' mitingleri oluyor, Alman parlamentosu Ermeni soykırımını kabul ediyor, AP ise Ermenistan'ın anayasasında değişiklik yaparak komşularının sınırlarını tanıması maddesinin eklenmesini reddediyordu.
Yine İstanbul'daki toplantıya dönelim..
''Dış Aktörlerin Etkisi'' konulu oturumda konuşan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Scott Carpenter, ABD'nin 60 yıldır Ortadoğu'da demokrasiden feragat ederek istikrara ulaşmaya çalıştığını söylüyor ve buna rağmen bölgede ne demokrasiye, ne de istikrara ulaşıldığını kaydederek, ülkesinin artık bölgede farklı bir yaklaşımı benimsediğini, her türlü demokratik girişimi destekleyeceklerini belirtiyordu..  ''Bu bölgedeki statükoyu değiştirme konusunda ciddiyiz ve kararlıyız'' diyen Carpenter, bölgedeki toplumların aşması gereken ciddi engeller bulunduğunu anlatıyor ve bu engellerin aşılması için ABD ve AB'nin bir yerden başlaması gerektiğini ifade ederek, ''G?8 ülkeleri ve Türkiye gibi diğer demokratik ortaklarla çalışmamız gerekiyor'' diyordu. Ortadoğu'da değişimin sağlanması için bölge ülkelerindeki hükümetlerle görüştüklerini, insan hakları, demokratikleşme gibi konularda telkinlerde bulunduklarını söyleyen Carpenter, ekonomik reformların bu ülkelerin siyasi yapılarının temelini oluşturduğunu belirtiyor ve askeri harcamaların dışında ABD'li vergi mükelleflerinin bu bölgeye 11 milyar dolarlık yardım yaptığını ifade ederek, şöyle söylüyordu:
''(Karşılığında ne alıyorsunuz?) sorusu sorulmaya başlandı. Biz bölgede bir şey empoze etme peşinde değiliz. Amacımız herkesin kendi yöntemleriyle özgürlüğe ulaşmasını sağlamak, bütün vatandaşların temel haklarını koruyan hükümetler oluşturmaktır. İfade, toplantı, ibadet,  çocuklarına eğitim verme özgürlüğü gibi... Bunlar evrensel değerlerdir. ABD, bunları destekleyen hükümetleri destekleyecektir.''
Doğrusu benim gözlerim yaşardı..
Yaşardı da şimdi siz İlham Aliyev olsanız;
Ülkenizdeki Amerikan yanlısı muhalefeti toplayıp İstanbul'da Soros'la görüştüren; Amerika'nın ''Bölgede statükoyu değiştirmeye kararlıyız'' demesine çanak tutan Türkiye'nin başbakanını  nasıl karşılardınız?
Türkiye bölgede ille de başkalarının taşeronu, iş takipçisi, müteahhidi olmak zorunda mıdır?
Hangi yüzle bakacağız komşularımızın suratına?
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100