05 Mart 2006 Pazar 00:00
242 Okunma
Erdoğan Kıbrıs'ı satmış!
Türkiye Recep Tayyip'in, ''Ulan, ananı da al git'' karanlığındayken Kıbrıs ona inat pırıl pırıl, ışıl ışıl, aydınlıktı ~|~

74'ten beri ilk defa, Ayvasıl?Yılmazköy hattının batısındaki insanlar imar ve onarım faaliyetlerine girişmişlerdi. Evlerini, bahçe duvarlarını boyuyor, kurşun deliklerini örtüyorlardı.
Referandum'da % 67 Evet ile KKTC'nin yüz karası olan Güzelyurt'ta son hafta içinde yapılan bir kamuoyu yoklaması % 65 Hayır sonucu vermişti.
Referandum'dan iki gün sonra adadan; yılgın, bezgin, küskün ve mağlup ayrılmıştım. Geçtiğim yollar, kahve içtiğim verandalar, altında mangal yaktığım ağaçlar bir dahaki gelişimde olmayacaktı..

17 Şubat 2006 günü adaya Ankara'dan 1984 doğumlu askerlerle uçtum.
Harekâttan 14 sene sonra doğmuş gençler büyümüş, askerlik çağına gelmiş ve adadaki görev yerlerine gidiyorlardı.
Harekâtın üzerinden 32; referandumun ise 2 yıl geçmişti ve ''en büyük asker bizim asker'' daha hâlâ Kıbrıs'ta idi.
Rum'a inat, CTP'ye inat, Akepe'ye inat.

Denktaş 25 Şubat günü Isparta'da ''Türk askerinin şehitlerinin kemiklerini torbaya doldurarak döndüğünü görmektense ölürüm'' diyordu.
Soğuk ama aydınlık bir Şubat sonuydu ve Kıbrıs'ta bademler çiçek açmıştı.
UBP'de Eroğlu'nun aday olmadığı seçimde favori Ertuğruloğlu kaybetmiş, sürpriz Özgürgün Genel Başkan seçilmişti.
Özgürgün'ü Recep Tayyip telefonla arayarak 45 dakika görüştü.
Talat ziyaretine gitti ve 1 saat 45 dakika sohbet ettiler.
Mayıs'ta Rum kesiminde genel seçimler var.
KKTC'de Haziran'da yerel seçimler ve boşalan iki milletvekilliği için genel seçim var.
Kasım'da da UBP'nin ''olağan kurultay''ı..
Akepe KKTC'de ''geniş tabanlı koalisyon'' istiyor.
Derdi, CTP?DP ortaklığıyla çıkarılan ''Rum'a Mal tazmin yasası'' için kimsenin, (UBP'nin) Anayasa Mahkemesi'ne gitmemesi. Koalisyon ortağı yapılacak bir UBP'nin iktidar nimetlerinden faydalanabilmek için ''ehlileştirilmeyi'' kabul edeceğini düşünüyorlar.
Hükümet değişikliği için Haziran seçimlerinin sonrası bekleniyor.. Zayıf bir ihtimal ise değişikliğin hemen gerçekleştirilmesi.

UBP'deki Genel Başkanlık seçimini Ertuğruloğlu az bir farkla kaybetti. Özgürgün'ü seçenler bile hemen Kurultay sonrasında ''Keşke?.'' demeye başladılar.
Özgürgün, halen hapiste bulunan batık banka patronu Boyacı'nın damadı. Fakat halen eşinden ayrı yaşıyor.
Boyacı'nın diğer damadı, Serdar Denktaş.
Peki iki bacanağın bir ''Boyacı koalisyonu'' mümkün mü?
Sandalye sayısı yetmiyor.
Özgürgün'e de UBP Genel Başkanlığı'nın iki numara büyük geleceği söyleniyor. Özgürgün'ün Genel Başkanlığı'nın, ''Kurtar bizi baba'' feryatlarıyla tekrar Eroğlu'nun yolunu açacağı yorumları yapılıyor.
Demek ki asıl mücadele Eroğlu?Ertuğruloğlu arasında..
Peki bu kavga sonuçlanana kadar ortada KKTC kalır mı?
Bir AB heyeti adaya geliyor. ''Kuzey Kıbrıslılarla da'' görüşeceklerini ama görüşme mahallinde hiçbir bayrak, sembol, unvan olmamasını şart koşuyorlar.
CTP kabul ediyor ve ''devletten vazgeçildiğinin resmi olacak'' bu görüşme merakla bekleniyor.
AB Mali Yardım Tüzüğü ile Doğrudan Ticaret Tüzüğünü Rum istekleri doğrultusunda ayırarak onaylıyor.
Akepe'ye embedded olmuş KKTC gazeteleri bile, yazının başlığına aldığımız manşeti atıyorlar.

''ERDOĞAN KIBRIS'I SATTI''.

KKTC'de yayımlanan bazı gazetelerin Erdoğan ve AKP'ye yönelik tepkileri şöyle:
    KIBRISLI: Erdoğan'ın resmini kullandığı manşet haberinde "Satıldık" dedi. Haberin içinde "Erdoğan'ın son açıklamaları züğürt tesellisi. Kısacası parça parça satılıyoruz. Erdoğan'ın açıklamaları göz boyamak için söylenmiş sözler. Verilen tavizlerin ağırlığı bu şekilde örtbas edilemez. Türkiye, Rum vetosunun ertelenmesi adına Kıbrıs Türk halkının haklarının kurban edilmesine seyirci kaldı" denildi. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni ve sahibi Dr. Doğan Harman da köşesinde şunları yazdı: "Bugün gıkı çıkmayan Türkiye hükümeti yarın müzakereler devam etsin diye başka tavizler verecek. Gül'ün ve Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar tam züğürt tesellisi. AKP'nin ta başından beri Kıbrıs siyaseti diye bir siyaseti yok. Türkiye AB'ye üye olsun ve müzakereler devam etsin diye bizi parça parça satacaklar. Erdoğan bize fena kazık atıyor."

AFRİKA: Genel Yayın Yönetmeni Şener Levent yazısına, "Ankara kazığı" başlığını attı. Erdoğan ve Gül ikilisinin Kıbrıslı Türklere kazık attığını, Gül'ün COREPER toplantısından sonra sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi rol kestiğini ileri sürdü.
VOLKAN: "Başbakan Erdoğan'dan acı itiraf: AB bizi kandırdı" ifadesini manşet yaptı. Başyazar Sebahattin İsmail, "AKP, Talat ve CTP?DP politikaları iflas etti" diye yazdı.
Kıbrıs Türkleri adanın batısında da artık ''kalıcı'' olduklarının bilincine varıyor ve en önemlisi millet AB yalanının, bir evetle dünyaya bağlanacağı yalanının farkına varmış görünüyor.
Rum gazetelerinin yorumları da şöyle:

'' HARAVGİ: "BÜYÜK KAZANÇ"

"Israrlı çabalardan sonra ve Türkiye'nin dostlarının Avrupa alanında yarattıkları zorluklara rağmen, Kıbrıs Cumhuriyeti baştan beri hedeflediğini başardı: Mali Yardım Tüzüğünün Doğrudan Ticaret Tüzüğünden ayrılmasının yanında, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün uygulanması ile ilgili kanunun hukuksal temelinin değiştirilmesi ve diğerleri ile birlikte Mağusa Limanı için yapılan önerilerin ve Maraş şehrinin yasal sakinlerine geri verilmesinin şart koşulduğu önerisinin benimsenmesi.
Bu gelişmeden doğan kazanç tek başına diplomatik bir başarı ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uygulamaya devam ettiği haklı ve istekli politikanın doğrulanması değil, aynı zamanda AB üyesi olarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin diğerleri ile eşit muamele görmesinin de manevi tatminidir.''

POLİTİS: "SİYASİ TAKTİKLERİMİZ"

"COREPER'in Kıbrıslı Türklere yönelik Mali Yardım Tüzüğü ile Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün ayrılmasında hem fikir olması için ne araya girdi? Yanılgıya düşmeyelim, gelişme olumludur, çünkü Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile Sahte Devlet'in tanınması yönündeki dolaylı amaçta ısrar eden Talat'ın kendini beğenmişliğine önemli ölçüde kısıtlama getiriyor. Aynı zamanda ciddi bir soru ortaya çıkıyor: İki tüzüğün ayrılmasına ilişkin talebimizi bir yıldır engelleyen ve Türkiye'yi tepki göstermeyeceği konusunda ikna etmeye çalışan İngiltere de bu gelişmeye neden razı oldu?
    Acaba İngilizler onları tarafsız arabulucular olmadıkları yönünde kınadığımız için bizden korktuklarından ötürü mü vicdan azabı ile güvenimizi yeniden kazanmaya çalışıyorlar?
Acaba Avusturyalı ortaklarımızın yardımı ile İngilizlerle nihayetinde herkesi tatmin edecek bir değiş tokuş mu yaptık? Yani biz ayrılmayı alıyoruz, Kıbrıslı Türkler milyonları alıyor ve Türkiye de Avusturya Dönem Başkanlığı sırasında iki başlığın açılması ile Avrupa sürecinde ilerliyor. Elbette biz tahsis ettiğimiz 70 vetodan ikisini feda ediyoruz!
    Elbette üçüncü bir değerlendirme de var. Değiş tokuş, Türkiye tarafından Protokol'ün uygulanması sınavının Türkiye'de yapılacak olan seçimler sonrasına, yani 2007 yılının ortalarına ertelenmesi ile ilgilidir. Bu Erdoğan'a yeniden seçilmesinde yardımcı oluyor ve Tasos Papadopulos'a Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde iyi bir koz veriyor.''
    Fakat bence en önemli yorum, eski dışişleri bakanlarından Rolandis'e ait olanı.
    Nikos Rolandis 27. Şubat 2006 tarihli Politis'de şöyle diyor.
    ''Yakında, Hristofyas'ın 'evet' ine değil, Güzelyurt bölgesine çok çimento döküleceği görülüyor. Kıbrıs Türk basını, orada iki bin dönüm arsanın geliştirildiğini yazıyor. Son iki yılda Girne'nin bir ucundan, Mağusa'nın en güzel bölgelerine kadar binlerce sitenin inşa edilmesinden sonra, sıra şimdi Güzelyurt'a geldi. Bu arada tüm bunlar gerçekleşirken, biz pervasızca müzakereler için ön hazırlıkla uğraşıyoruz. Kimsenin ne zaman gerçekleşeceğini, ne zaman başlayacağını, ne zaman biteceğini bilmediği bir ön hazırlık için uğraşıyoruz?
    Reddettiğimiz Annan Planı ile birlikte, uzun aylar önce Maraş ve 15 köy sahiplerine geri iade edilecekti. Ayrıca 40 köyü ile birlikte Güzelyurt bugünden itibaren 18 ay içerisinde aşamalı olarak sahiplerine verilecekti. Kıbrıs Rum Yönetiminden doksan bin ve Kıbrıs Türk Yönetiminden de binlerce kişi evlerine geri döneceklerdi. Ayrıca işgal bölgesindeki toplu inşaat patlamasını da görmeyecektik.
    Şimdi kimse geri gitmiyor. Şimdi herhangi bir göçmen geri dönmüyor. Aksine, hukuki yollar aracılığı ile aşamalı olarak Kuzeydeki Kıbrıslı Türkler geri dönüyorlar. Tüm bunları 21 Mart 2004 tarihindeki makalemde belirtmiştim, ancak hem o zaman hem de şimdi, kim dinliyor ki? ''
    Annan Planının Türkler için ne ifade edeceği bundan daha güzel açıklanabilir miydi?
    Yâni kıymetli okuyucu ben Şubat 2006'daki Kıbrıs gezimde Maraş'ı göremeyecektim.
    Rum'a verilmiş olduğu için 74'te yasemin ve turunç kokuları arasında yudumladığım kallavi kahveleri de Güzelyurt'ta tekrar içemeyecektim.
    Çünkü Güzelyurt tekrar Omorfo olmuş olacaktı.
    Başa dönerek lâfı bağlayacak olursak Akepe'nin yumuşak karnı sırasıyla Kıbrıs; Ruma mal tazmin yasası, bunun Anayasa Mahkemesine götürülmemesi ve UBP'nin ''iktidar havucuyla'' terbiye edilmesidir.
    UBP daha önce konuyu Anayasa Mahkemesine götüreceğini deklare etmişti.
    Ama yeni başkan önce ''Avukat bulamadık'', sonra ''Teknik hazırlıklar sürüyor'' oyalamacasıyla ipe un sermektedir.
    Önümüzdeki günlerde beş?altı UBP milletvekilinin Ankara'ya davet edilerek ''ikna edilmeleri'' gündemdedir.
    Şimdi;
    UBP Anayasa Mahkemesine behemehal başvurmalıdır.
    Parti bu konuda bölünmemelidir.
    Parti Kasım'daki olağan kongreye kadar da bölünmemelidir.
    Olağan kongrenin ertelenmesi engellenmelidir.
    Bölünmüş bir UBP, şimdiki iktidardan kuvvetli olamayacağı için CTP'nin işine gelmez..
    ''Yarım UBP'' Tahsin'in de işine gelmez.
    Özgürgün'ün bu yükü taşıyamayacağı bellidir.
Seçildikten hemen sonra CTP'nin yayın organı Yeni Düzen'e ''UBP ile CTP'nin pek farkı yok'' dedi.
Vay anasına sayın seyirciler..
    Özgürgün ayda mı yaşıyordu? UBP'nin başına aydan paraşütle mi indirildi?
Hüseyin Mümtaz / Giresun Işık Gazetesi
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100