25 Mayıs 2006 Perşembe 00:00
175 Okunma
Erdoğan, Özkök'ü anlar mı?
Radikal'den Mehmet Ali Kışlalı, Başbakan Erdoğan'ın Genelkurmay Başkanı Özkök'ü anlamadığını öne çıkartıyor ~|~
Başbakan görevinin, bugüne kadarki en gergin günlerini yaşıyor. Onun için kendisine şimdiye kadar, dikkatli ve anlayışlı davranışlarıyla, yardımcı olmuş Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün sözlerine; yanlış, haksız ve hiç dirayetli olmayan yakıştırmalar getiriyor. Oysa böyle davranmaması için, dikkat etmesi gereken birçok husus var.

Öncelikle, Danıştay'a yapılan saldırının yarattığı infialin Türk Silahlı Kuvvetleri'ni nasıl etkilediğini, soğukkanlılıkla değerlendirmesi gerekiyor. Sonra Hilmi Paşa'nın çeşitli vesileyle yaptığı konuşmalarda, hangi konular gündeme geldiğinde tarafsız kalamayacağını açıklamış olduğunu hatırlamalı.
Bugüne kadar, kendinden önceki iki Genelkurmay Başkanı'ndan farklı üslup ve görev anlayışına sahip olmasının, Başbakan olarak işini ne kadar kolaylaştırdığını da dikkatten ırak tutmamalı.

Bütün bunlar Başbakan'ın kendi bileceği, bilmesi gereken hususlar. Bunalımlı günlerde gelişen olaylara isabetli teşhisler koyup, uygulamalar yapması için. Ama bu köşeyi izleyen okurlar bilirler, AKP iktidarına temelde atfedilen takiyeler dışında itirazı olmayan bir basın mensubu olarak karşı tavır almamış, sadece özümsediğim anayasal rejimin temeline yönelik ters yaklaşımlarını irdelemeye çalışmışımdır.

Sinirli tavrı yanlış
Şimdi Başbakan'ın Genelkurmay Başkanı'nın Danıştay'a yapılan saldırı değerlendirmesine karşı sinirli tavrının yanlışlığına işaret etmek istiyorum. Tüm siyasi iktidarlar için: TSK nezdinde itibarlı, bu kurumun genel disiplinini muhafazada etkili ve yetkili komutanlarla iş yapma önemlidir.
İnönü'nün, 27 Mayıs'tan sonra başbakanlığı sırasında, Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'la ilgili olarak gösterdiği dikkat hep hatırda tutulmalı.

27 Mayıs'ta yaşananlar
Başbakanlar yanında, TSK camiasındaki itibarını muhafazaya itina etmeyen Genelkurmay Başkanları nesli 27 Mayıs'ta Rüştü Erdelhun ile son bulmuştur. Bunun öneminin bilinciyle İnönü, Genelkurmay'ı ziyaretinde asla Sunay'ın kendisini Aslanlı Kapı'ya kadar inerek yolcu etmesine izin vermemiş, TSK'ya saygısını onun şahsında simgelemiştir.

Kaldı ki; Hilmi Paşa, açıkladığı görev anlayışı ile şimdiye kadar, siyasi iktidarın işlerine karışmamaya itina göstermiş, ancak son derece tehlikeli bulduğu kimi rejim yıpratıcı adımlar atıldığında, usturuplu uyarıda bulunmuştur. Bundan dolayı da, birçok liberal meslektaşım tarafından 'demokrat' olmakla övgü almıştır.
Başbakan'a Hilmi Paşa'nın görev anlayışıyla astlarının görüş ve eğilimlerini bir komutan olarak saptama yöntemlerini açıkladığı, Harp Akademileri konuşmasını dikkatle okumasını öneririm. O zaman komutanın neden konuşmak durumunda kaldığını daha kolay anlayacağını umuyorum.

TSK, Türk toplumunun Atatürk ilkelerine içten bağlı kesiminin bir parçasıdır. Bundan dolayı da, Danıştay olayının yarattığı, Anıtkabir ve Kocatepe Camisi'nde sergilenen infialin etkisini aynen hissettiği kanısındayım. İşte bunun farkında olan Genelkurmay Başkanı, taraf olduğunu açıkça ilan ettiği konuyu nasıl değerlendirdiğini açıklamak durumunda kalmıştır. Bunu yaparken de, Cumhurbaşkanı'nın aynı konudaki hukuk ve mantık yüklü değerlendirmesine atıf yapmaya, meşruiyet sınırları içinde kalmaya özen göstermiştir. Laikliği koruma görevinin öncelikle sivil kesimde olduğuna işaret etmiştir.

Ama maalesef son olayların ve ülkede gerginleşen havanın sinirlerine etkisiyle de olsa gerek, Başbakan, gittikçe artan tonda, Genelkurmay Başkanı'nı toplum önünde eleştirmekten çekinmemiştir.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100