Bu haber kez okundu.

Eşi görülmemiş harakiri


Avrupa Komisyonu üyesi Fritz Bolkestein, Türkiye ile müzakerelerin başlamasına bile karşı çıkarak "AB'nin büyümeye devam etmesi, 20 yıl sonra sonunu getirecek" diyor. Bu sözler, bütün enerjisini AB üyeliğine hasreden Türkiye'nin çölde bir serap peşinde koştuğunu gösteriyor

Türkiye, 40 yılı aşkın süredir kapısında oyalandığı AB tarafından "müzakere süreci" adı altında bir o kadar daha oyalanmaya, oyalanırken de kendi kimliğinden, tarihi misyonundan iyice soyutlanacak ve hatta tarih sahnesinden tasfiyesine yol açacak bir tezgahta dokunmaya sürüklenedursun, devletlûlarımızın güle oynaya peşinden koştukları AB'nin, adeta çölde bir serap özelliği taşıdığına dair de sözler gelmeye başladı. Hem de AB içinden gelmeye başladı. Bunun son örneğini Avrupa Komisyonu üyelerinden Fritz Bolkestein'in, Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili olarak İngiliz Financial Times gazetesi tarafından kamuoyuna duyurulan görüşleri oluşturuyor.

20 yıl sonra

AB kalacak mı?

Bolkestein, olaya AB'nin daha fazla gen~|~işleme penceresinden bakıyor ve tipik bir Avrupalı olarak daha fazla genişlemenin AB'ye yarar değil zarar getireceğini savunuyor. "Daha fazla genişleme, Avrupa Birliği'nin yürütmesini imkansız kılar" diyen Bolkestein, büyümeye, genişlemeye devam etmesi halinde

AB'nin ya kaosa sürükleneceği ya da bürokrasinin canavarlaşacağı öngörüsünde bulunuyor. Türkiye'nin ardından Ukrayna, Belarus ve Moldova gibi ülkelerin de üyeliklerinin gündeme geleceğini ve 20 yıllık süreç sonunda AB'nin sonunun geleceğini savunan Bolkestein, "Düşüş böyle gerçekleşecek. Dünyanın sonu bir patlama sesiyle değil, inleme sesleriyle gelecek" yorumunu yapıyor. Bolkestein, bu tür bir öngörü ile Türkiye ile müzakerelerin bile başlatılmasına karşı çıkıyor.

Bolkestein gibilerin haber verdiği şey gerçekleşirse, 20 yıl sonra dünyada AB diye bir olgu kalmamış olacak. Peşinden koşan, kapısında oyalanmayı marifet bilen Türkiye de bu kalmamışlıktan nasibini alacak. Türkiye de kendi kimliğini, varlığını, bizzat kendi eliyle, hem tarih hem de coğrafya sahnesinden silme gerçeği ile tarihe geçecek.

İslam'ın kılıcı

Müslümana yönelecek

İş bununla da kalmayacak. Almanya Başbakanı Schröder'in sıkça, AB'nin Dışpolitika Yüksek Temsilcisi Javier Solana'nın da bugünlerde seslendirdiği şekliyle "Türkiye, güvenliğimiz için AB'de olmak zorundadır" sözünün gereği icra edilecek. İslam'ı kabul ettiği andan itibaren Haçlı Batı âlemine karşı İslam'ın hem kılıcı hem kalkanı görevini üstlenen bir millet, tarihinde ilk kez olmak üzere alnının ortasına belki de hiç silinmeyecek şekilde bir leke sürecek. Selahaddin Eyyubi'nin torunlarına karşı Haçlı ordularının öncü kuvveti rolünü üstlenecek. Avrupa tarafından kabul edilmek için dinî kimlikleri başta olmak üzere kendi değerlerinden feragat ederek birer Haçlı şövalyesine dönüşen Macarlar ile Bulgarların yaşadığı kaderi yaşayacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100