Bu haber kez okundu.

Farkımız medeniyetimizde

Bizim medeniyetimizde savaş halinde dahi kadınlara, yaşlılara, çocuklara, hatta yaş ağaçlara, çimenlere hiç kimse dokunamaz. Harp sahasında bile böyle bir emniyet sübapı vardır. Savaş eri, bunun dışına çıkamaz. Çıktığı zaman hudutları aşmış olur. Niçin orada olduğunun izahını yapamaz. Çünkü o gittiği yere bütün bu değerleri korumak için gidiyor. Bu değerleri korumak için giden insan nasıl bunları mahvedebilir? Batıda bu yoktur

Hocam, bu haftaki sohbetimizde insan merkezli sorular sormak istiyoruz. Dünya, adeta küresel bir fırtınaya tutulmuş durumda. Tek gündem bu küresel fırtınalar olmuş. Acaba biz küresel takıntılarla iç dünyamızdaki fırtınaları göz ardı mı ediyoruz? Ne diyorsunuz?

Prof. Dr. Haydar Baş? İfade buyurduğunuz gibi insanoğlunun kendi iç tabiatında mevcut olan yansımaların toplum aynasında ortaya çıkışları gibi bir gerçek vardır. Bugün bunu biz ~|~işte küreselleşme şeklinde mütalaa ediyoruz, görüyoruz. Hatırlarsanız, 1980'li yıllara baktığımız zaman bu, sağ?sol olarak ifade ediliyordu. Daha evveline gittiğiniz zaman kapitalizm, daha evveline gittiğiniz zaman insanın geçirdiği sosyal dönemlerden klan dönemini, feodalite dönemini sayabiliriz. Bütün bunlarda asıl olan insanın kendi iç tabiatının dışa yansımasıdır. İnsanda olmayan hiçbir şey dışa yansımaz. Yani toplum aynasında görülen her olayın menşei bize bağlıdır. Biz onu birey olarak ifade edemediğimiz halde toplum sahnesine çıktığımız zaman rahatlıkla yansıtabiliyoruz.

Bu meseleyi tevcih ettiğiniz soruya teşmil ettiğiniz zaman şu hakikati görüyoruz. Eğer toplumda globalizm diye bir akım var ise bu globalleşmeyi gündem eden bir insan topluluğu var demektir. Yani siz evvela bir felsefe, doktrin vücuda getiriyorsunuz ama neticede bu sizin iç tabiatınızın dışa yansımasıdır. Ve o şekilde insanların bir araya gelmesidir. Bütün bu hakikatler, toplumda insan denen varlık üzerinde bazı insanların çok ciddi oyunlarının olduğunu ve onu kendi menfaatleri istikametinde maalesef yönlendirdiğini gösteriyor.

İnsan mutlak hakikati arıyor
Kabul etsek de etmesek de insan bir arayış içindedir. İnsan, bir gerçeği, bir mutlak hakikati arıyor. Bu hakikati bulana kadar insanın yolculuğu devam eder. İnsanın aradığı şey ise onu yaratan Allah'ıdır, Rabb'idir. Bir ayet?i kerimede Cenab?ı Hak, "Ben size kendi ruhumdan üfledim" buyuruyor. Hz. Adem için, "Ben ona kendi ruhumdan üfledim" buyuruyor. Dolayısıyla Hz. Adem'e nefha edilen ruh hepimize nefha edilen ruhtur. İç tabiatımızda, bizi Allah ile buluşturan, Cenab?ı Hakk'a kavuşturan, O'nunla aramızdaki köprüyü pekiştiren çok ciddi bir cevher vardır. Bu, ruhtur. Bu ruh, tabir?i caizse sahibini arıyor. Gelmiş, geçici bir zaman için bu altın kafese girmiş, beden çuvalında yerini almış, ama "ahh vatan" diyor. Vatan, Rabb'inin huzuru, O'nun indidir. Arayış bu çerçevede devam ediyor.

Prof. Dr. Haydar BAŞ bey ile sohbetin devamı için linkler bölümünden H.Sohbeti linkine tıklayınız.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100