Bu haber kez okundu.

Felaket karşısında acziyet
Dün gece saat 24.00'ı dikkate aldığımızda depremin üzerinden 106 saat 19 dakika geçti ancak 100 bin nüfuslu Erciş İlçesi'nde hala daha çadır, battaniye, ısıtıcı ve su dağıtımı ile seyyar tuvalet sorunları çözülemedi. Acaba deprem 17 Ağustos 1999'da olduğu gibi Doğu Anadolu'da 6 ili komple etkileseydi, acaba nasıl bir vahim tablo ortaya çıkardı? ~|~

RECEP BAHAR - ANALİZ HABER

Bu karşılaştırmaya dikkat

Marmara Bölgesi, 17 Ağustos 1999'da 7.4 büyüklüğündeki Gölcük depremi ile adeta yerlebir oldu. Türkiye tarihinin en şiddetli depremi İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bolu, Düzce, Tekirdağ ve Yalova'da ölümlere yol açtı. Resmi raporlara göre, 17 bin 480 kişi öldü, 23 bin 781 kişi yaralandı. Yine resmi raporlara göre 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50 bin kişi öldü, 100 bine yakın kişi yaralandı. Ayrıca 133 bin 683 binanın çökmesi sonucu yaklaşık 600 bin kişi evsiz kaldı. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilendi. Gölcük depremi, birçok veri açısından Erciş depreminin neredeyse 100 katı etkiye sahip olmasına rağmen, Türkiye Mehmetçiğin olağanüstü çabası sonucu bir haftada deprem bölgesinde çadırsız insan, yiyeceksiz ve içeceksiz vatandaş bırakmadı! Oysa dünyanın 16. büyük ekonomisi olmakla ve dünyadaki en yüksek büyüme rakamına ulaşmakla övünenler, bu verileri iyice karşılaştırmalı.
Oysa Erciş'in nüfusu köyleriyle birlikte 100 bin civarında. 16 milyon nere, 100 bin nere! Buna rağmen 4.5 gün geçmesine rağmen, afet yönetimi ağır aksak yani topal. Bölgedeki Meltem TV muhabirleri Haydar Tarhanlı ile Ömer Akburak, hala daha birçok vatandaşın çadır alamadığını, su ve tuvalet ihtiyacının çözülemediğini, depremden kurtulan vatandaşların soğuktan tır tır titrediğini belirtiliyor. Önceki gün başlayan yağmur da, yaşanan gecikmelerin bedelini arttırarak felaketin boyutlarını arttırdı.
Deprem bölgesine ulaşan yardımlar Van'da bekletiliyor ve peyderpey Erçiş'e ulaştırılıyor. Durum bu olunca gelen yardımlar bütün evlerin hasarlı ya da yıkık olduğu Erciş'teki depremzedelere yetmiyor. Yardımların dağıtımında öncü rolü asker almış durumda. Polis ortalıkta görünmüyor. Erciş'te marketler ve bakkallar, binaların hasarlı ya da yıkık olması ve yağma ihtimali nedeniyle kapalı olduğu için vatandaşın ihtiyaçlarını giderebileceği tek kaynağı Kızılay'ın yardımları oluşturuyor. Yardım dağıtımı da ağır aksak ilerleyince, terörün kendini göstermek için fırsat kolladığı bölgede depremzedeler arasında tansiyon yükseliyor. Yani yardım keşmekeşliği vatandaş ile devlet arasına bariyer olma riskini de beraberinde getiriyor!
Deprem bölgesinde en büyük ihtiyaç hala daha çadır. Çadır kuyruğu yer yer 1 kilometreyi aşıyor. Nitekim Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, depremin üzerinden 48 saat geçmeden 20 bin çadırı afet bölgesine gönderdiklerini savunarak, "Bölgedeki tüm çadır ihtiyaçlarının giderilmesi için 120 bin çadır kapasitesine ihtiyaç var. Kimse evinin önünden ayrılmak istememektedir. Bu da son derece muazzam bir çadır ihtiyacını beraberinde getiriyor. Ortaya çıkan çadır ihtiyacının sebebi budur" diyor. Erciş'in toplam nüfusu 100 bin olduğu dikkate alınınca, verilen rakamların abartılı olduğu kendini gösteriyor. Zira Van'da çadır ihtiyacı çok yüksek değil. Kızılay Başkanı'nın şu sözleri de dikkat çekici: "17 tırımız, yağmacılar tarafından talan edilmiştir." Bu durum, koordinasyonsuzluğun yanı sıra bölgedeki güvenlik zaafiyetini gözler önüne seriyor.
(Van'da bulunan Meltem TV Muhabiri Haydar Tarhanlı'nın katkılarıyla)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100